Tura Türk
HV
25 MAYIS Pazartesi 09:51

Bazı Şeylerin Telafisi Yoktur; İhmal Edilmek, Görülmemek ve Hep İkinci Planda Kalmak Gibi

Ahmet Tekin
Ahmet Tekin

İnsan her şeye alışabilir derler ama bu tam olarak doğru değildir. Çünkü insan bazı acılara alışıyor gibi görünse bile, onların bıraktığı hissi hiçbir zaman tamamen unutamaz. Özellikle de sevdiği insanlar tarafından ihmal edilmek… İşte bunun insanın içinde açtığı boşluk kolay kolay kapanmaz. Çünkü ihmal edilmek sadece unutulmak değildir; değer verilmediğini hissetmektir. Bir insanın seni sürekli bekletebilmesi, seni anlamaya çalışmaması, sana ancak işi düştüğünde dönmesi, sen konuşurken gerçekten dinlememesi… Bunların hepsi zamanla insanın ruhunda görünmeyen yaralar bırakır. Ve en ağır tarafı da şudur: İnsan çoğu zaman bunu bir anda fark etmez. Önce küçük şeyleri görmezden gelir, sonra kendini ikna etmeye çalışır, sonra “yoğundur”, “bir derdi vardır”, “şu sıralar kafası karışıktır” diye düşünür. Ama bir süre sonra insan, sürekli mazeret üreten tarafın sadece kendisi olduğunu fark eder. İşte o an içte bir şey sessizce kırılır.

Çünkü insan sevdiği biri tarafından ikinci plana atıldığını hissettiğinde, sadece üzülmez; kendini sorgulamaya başlar. “Ben neden yeterince önemli değilim?”, “Neden hep bekleyen taraf benim?”, “Neden ben herkesi düşünürken kimse beni aynı şekilde düşünmüyor?” gibi sorular insanın zihninde dönüp durur. Ve bu sorular zamanla insanın öz değerini bile etkileyebilir. Çünkü sürekli geri plana itilen bir insan, bir noktadan sonra gerçekten önemsiz olduğuna inanmaya başlar. Oysa mesele onun değersiz olması değildir; mesele, yanlış insanların yanında değerinin görülmemesidir. Ama insan bunu anlamakta zorlanır. Çünkü sevdiği insanlardan gelen eksiklikleri, çoğu zaman kendi kusuru gibi taşır.

İhmal edilmenin en kötü tarafı bağırarak yaşanmamasıdır. İnsan bazen büyük kavgalardan değil, küçük ilgisizliklerden yorulur. Bir mesajın cevapsız kalması, bir duygunun geçiştirilmesi, anlatılan şeylerin unutulması, insanın kırıldığını belli ettiği halde kimsenin bunu fark etmemesi… Bunlar dışarıdan küçük görünür ama insanın içinde birikerek ağırlaşır. Çünkü insan aslında büyük şeyler istemez. Gerçekten değer görmek ister. Dinlenmek, anlaşılmak, merak edilmek ister. Birinin “Nasılsın?” sorusunu gerçekten hissederek sormasını ister. Ama bazı insanlar sadece varlığının alışılmış olmasına izin verir; değerinin hissedilmesine değil.

Ve insan bir süre sonra şunu fark eder: Yorulduğu şey yalnızlık değil, kalabalıkların içinde bile önemsenmemektir. Çünkü insan bazen tek başınayken değil, yanlış insanların yanında kendini daha yalnız hisseder. Sürekli ikinci plana atılmak, insanın içinde sessiz bir kırgınlık oluşturur. Başta bunu belli etmezsin. Anlayışlı olmaya çalışırsın, sabredersin, beklentini azaltırsın. Ama insan ne kadar susturursa sustursun, içinde değer görmek isteyen bir taraf vardır. Ve o taraf sürekli ihmal edildiğinde, zamanla içine kapanmaya başlar.

Bazı insanlar ise bunu çok geç fark eder. Hayatlarında hep yanında duran, hep anlayan, hep bekleyen insanların bir gün neden sessizleştiğini anlayamazlar. Çünkü bazı kırgınlıklar bir anda oluşmaz; yavaş yavaş büyür. İnsan bir gün ansızın vazgeçmez. Defalarca görmezden gelinir, defalarca ertelenir, defalarca ikinci plana atılır… ve sonunda içinde bir şey tükenir. İşte o tükenen şey geri gelmeyebilir. Çünkü insan bazen sevgisini değil, hevesini kaybeder. Ve bir insanın hevesi kırıldı mı, onu yeniden eski hâline getirmek çok zordur.

En acı olan da şudur aslında: İnsan sevdiği kişiden çok şey istemez. Biraz ilgi, biraz değer, biraz hissetmek… Ama bunlar bile eksik olduğunda, insan kendi içinde görünmez olmaya başlar. Çünkü önemsenmemek, insanın ruhunda ağır bir boşluk yaratır. İnsan konuşsa bile anlaşılmadığını hisseder, yanında olsa bile görülmediğini düşünür. Ve zamanla insanın içindeki o sıcak taraf yavaş yavaş soğur. Eskisi kadar anlatmak istemez, eskisi kadar çabalamaz, eskisi kadar heyecan duymaz. Çünkü sürekli eksik bırakılan bir ruh, bir süre sonra kendini korumak için hissizleşmeye başlar.

Hayatın en geri dönüşsüz kırgınlıklarından biri de budur zaten. İnsan bazen affeder ama unutamaz. Çünkü bazı duyguların telafisi yoktur. Özellikle de bir insanın en ihtiyaç duyduğu anda yalnız bırakılması… İşte bu, insanın içinde yıllarca kalan bir histir. Çünkü insan kötü günleri değil, o günlerde kimlerin yanında olmadığını unutmaz. Bir mesaj atmaya üşenenleri, seni anlamak yerine geçiştirenleri, sen kırılırken bunu fark etmeyenleri hatırlar. Ve zaman geçtikçe insanın içinde şu düşünce büyür: “Ben herkes için bu kadar düşünürken, neden kimse beni aynı şekilde düşünmedi?”

Bu düşünce insanı yorar. Çünkü insanın kalbi kırıldığında sadece üzülmez; aynı zamanda içindeki güven duygusu da zedelenir. Artık eskisi kadar kolay bağlanamaz. Çünkü bir kez gerçekten ihmal edilen insan, bir daha aynı saflıkla yaklaşamaz kimseye. İçinde sürekli geri planda kalma korkusu oluşur. Sevse bile tam rahat hissedemez. Çünkü geçmişte hissettiği değersizlik duygusu, yeni ilişkilerinde bile onun peşinden gelir.

Ama belki de en acı gerçek şudur: İnsan bazen birinin hayatında ne kadar geri plana atıldığını, sadece yorulup uzaklaştığında fark eder. Çünkü bazı insanlar seni kaybetmeden değerini anlayamaz. Hep orada olacağına inanırlar. Seni bekleyen, anlayan, affeden biri olarak görürler. Ama insan da bir yere kadar dayanır. Sürekli eksik bırakılan bir kalp, bir noktadan sonra sessizce geri çekilir. Ve işte o sessizlik, çoğu zaman en büyük kırgınlığın sonucudur.

İnsan her şeye rağmen devam eder elbette. Gülmeyi de öğrenir, hayatına devam etmeyi de… Ama bazı izler kalır. Çünkü ihmal edilmek sadece o anı değil, insanın kendine bakışını da etkiler. Uzun süre değer görmeyen biri, bir süre sonra gerçekten sevilmeye değer olup olmadığını sorgulamaya başlar. Oysa sorun onun eksik olması değildir; sorun, sevgiyi hissettirmeyi bilmeyen insanların yanında kalmasıdır.

Ve bu yüzden bazı şeylerin gerçekten telafisi yoktur. Çünkü kırılan her şey tamir edilmez. Bazı duygular geç kalındığında anlamını kaybeder. İnsan bazen özrü değil, zamanında gösterilmeyen değeri hatırlar. Çünkü sevgi sadece sözle değil, hissettirilerek anlaşılır. Eğer bir insan sürekli seni eksik hissettiriyorsa, yanında olmasının çok da anlamı kalmaz.

Çünkü insan en çok da görünmez hissettiği yerde yorulur.
Ve bazı yaralar, bağırmadan açıldığı için…
Sessizce insanın içinde ömür boyu kalır.

Çünkü bazı insanlar, sana verdikleri eksik sevgiyi fark etmezler bile. Seni kaybettiklerinde şaşırırlar ama seni kaybederken neleri eksik bıraktıklarını hiç düşünmezler. Oysa bir insan bir anda soğumaz, bir anda uzaklaşmaz. İnsan önce içinde kırılır, sonra yorulur, sonra susar. Ve en sonunda artık anlatmaktan vazgeçer. Çünkü bazı duygular sürekli görmezden gelindiğinde, insanın içinde konuşma isteği bile kalmaz. Her defasında kendini anlatmaya çalışıp anlaşılmayan biri, bir süre sonra sessizliği seçer. Ve o sessizlik çoğu zaman sevgisizlikten değil, tükenmişlikten doğar.

İhmal edilmek insanın içinde garip bir boşluk oluşturur. Çünkü insan bazen kötü sözlerden değil, eksik bırakılmış hislerden yorulur. Birinin seni gerçekten dinlememesi, gözlerinin içine bakarken bile aklının başka yerde olması, senin kırıldığını hissetmesine rağmen bunu düzeltmek için hiçbir çaba göstermemesi… İşte bunlar insanın içinde zamanla ağır bir değersizlik hissine dönüşür. Ve insan ne kadar güçlü görünürse görünsün, sevdiği kişiler tarafından önemsenmediğinde içten içe eksilmeye başlar. Çünkü herkesin içinde görülmek isteyen bir taraf vardır. Sevilmekten önce anlaşılmak isteyen, unutulmamak isteyen, gerçekten hissedilmek isteyen bir taraf…

Belki de bu yüzden bazı kırgınlıklar yıllar geçse bile tamamen geçmez. İnsan hayatına devam eder ama içinde bir yerde hâlâ “neden?” sorusu kalır. Neden bu kadar çabalamasına rağmen eksik hissettirildiğini, neden hep anlayan taraf olurken aynı anlayışı göremediğini düşünür. Ve zaman insana birçok şeyi unutturur belki ama bir zamanlar kendini değersiz hissettiği anları kolay kolay silemez. Çünkü insanı en çok yoran şeylerden biri, sevdiği insanların yanında bile kendini yalnız hissetmesidir.

Bu yüzden bazı şeylerin gerçekten telafisi yoktur. Çünkü bazı eksiklikler sonradan verilen ilgiyle kapanmaz. İnsan bazen geç gelen sevgiyi değil, zamanında hissetmediği değeri hatırlar. Ve bir kalp çok uzun süre ihmal edildiğinde, bir gün tamamen sessizleşebilir. İşte o sessizlikten sonra geri dönmek, çoğu zaman sanıldığından çok daha zordur. Ahmet TEKİN

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI En Keskin Acılar En Sessiz İzler Bırakır İnsan En Çok Yaşadıklarıyla Değil, Zihninde Susturamadıklarıyla Yorulur Azaldıkça Hafifleyen Bir Hayat: Mutluluğun Sessiz Tanımı Çoğu Kişi Özgür Olduğunu Sanır; Oysa Sadece Arzularının Yön Değiştiren Kölesidir İlk Olmak mı, Son Kalmak mı? Sevmeden Yaşamak Yaşamak Değildir Az Sevmek İse Sürüklenmektir: Yarım Sevmek Yarım Yaşamaktır Kimse Görmezken de Doğru Kalabilmek Aldatan da Yanılır, Aldanan da Değişir Gizlenmek Zevktir, Bulunmamak Felaket Aşkın Ölümse, Aşığım Ölüme: Ben Çoktan Vazgeçtim Yaşamaktan Kendisini Aşmaya İstekli Bir Hayat, İyi Bir Hayattır; İyi Bir Hayat İse Cesur Bir Hayattır Bir İnsanı Tanımanın En Sessiz Yolu: Hayvanlara Gösterdiği Sevgi Cofri: Bir Kedi Değil, Kalbimde Yaşayan Bir Dost Karakteri Menfaatlerine Göre Şekillenen İnsanlar En Tehlikeli İnsanlardır Aslan Olmayı Hayal Eden Bir Kedi, Farelere Olan İştahını Kaybetmelidir Yerine Birinin Geçebileceğini Bilmek Tevazudur, Ama Yerinin Asla Aynı Şekilde Doldurulamayacağını Bilmek Kendini Tanımaktır Kaderinizde Kazanmak Var Olan Savaşlara Girin Bazen Bir İnsanın Sesi Değil Sessizliği Bile İyi Gelir Çünkü Huzur En Çok Doğru Kişide Yankı Bulur Güç Başkalarını Yenmekte Değil; Her Gün Kendini Aşabilmektedir İnsanın En Büyük Hatalarından Biri, Doğru Zamanı Yanlış İnsanlarla Doldurmaktır Eğer Siz Beni Tanıyorsanız, Ben Size İzin Verdiğim İçin Tanıyorsunuz Gerçek Lüks Görünmez Olandır Zor Günler İnsana İki Şey Öğretir: Sabır ve Kimin Gerçekten Yanında Olduğu Bir Kâğıda Her Şey Yazılabilir, Sadece Senin Dışında İnsan İnandığını Yaşar Derler Bir Şeyin Güzel Olması İçin Doğru Olması Gerekmez Hayatta Tek Durdurulamayan Şey: Aşk Eğitim Başkadır, İlişkiler Başka İtibarın Fısıltısı, Karakterin Çığlığı DÜŞMEKTEN KORKMA, KALKMAK CESARET İSTER: HAYAT CESUR ADIMLARI BEKLİYOR PKK ve UZANTILARI'NIN KÖKÜ KAZINMADAN HİÇ BİR SORUNUMUZU ÇÖZEMEYİZ! TAVİZ, SORUNLARIMIZI HIZLANDIRIR VE BÜYÜTÜR! TUTA TUTA TUTUNMAYI ÖĞRENDİM Yalanın Değdiği Kalpte Gerçek Bile Şüpheli Olur Parkta Salıncak Sırası Bekleyen Çocuk Gibi Bekledim Seni Doğru İnsanlar Kalmanın Bir Yolunu Her Zaman Bulur! Sizi Sevmeye Cesareti Olmayan İnsanlarla Bir Gelecek Hayal Etmeyin Aşk Bir Katil midir? Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur Kötülüğün Kökü Bilgisizliktir Bir İnsanın Eğitimi Yalnızca Kitaplarla Ölçülmez Çoğu İnsanın En Büyük Hatası, Başlamadan Önce Mükemmel Şartları Beklemesidir Hayat Kısa Değil, Sen Onu Boşa Harcıyorsun Bazen Sevmediğinden Değil, Yorulduğundan Vazgeçersin Kadınların Sessizce Tiksindiği Adam Rolleri: İlişkilerde Kayıp ve Yanlış Anlamalar Eğer Mutsuz Olmak İstemiyorsan Kalbini Sadece Kıymet Bilene Aç İkinci Şans Birincisine İhanettir Bir Gençlik Daha Harcanmaz Uğruna! Gerçek Zenginlik: Az Şeye İhtiyaç Duyabilmek Ölümden Korkan İnsan, Yaşayan Bir Köledir Gerçek Gücün Sessiz Tanığı: Vazgeçebildiklerimiz UMUT: ZENGİNİN LÜKSÜ, FAKİRİN EKMEĞİ Değerlisin Ama Değer misin? Kendi Devrimini Yapmadan Dünya Değişmez Düşüncenin Gücüyle Yeniden Başlamak “Seveceksen Ölçülü Sev Ki Sevgin Uzun Sürsün” Son Sığınak: Tavrını Seçme Özgürlüğü Herkesi Sev, Azına Güven, Kimseye Kötülük Etme SEVGİ YER DEĞİŞTİRDİ DÜNYADA HİÇBİR ŞEY SANA AİT DEĞİL… SEN NEYİN PEŞİNDESİN? Kusurları Sevmek: Aşkın Gerçek Yüzü İnsanlığa Yenilmek Seven İnsan Veda Eder mi? Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye Kötülüğün Gölgesinde İnsan: Kimse Kendi İsteğiyle Kötü Değildir Aşk Yalan Söyler mi? Sevdiğin Her Şey Kaybolabilir Ama Sevgi Geri Döner: Hayatın Döngüsünde Kayıp ve Umut AKLIN IŞIĞINDA: BİLGİNİN DOĞUŞU VE İNSAN ZİHNİNİN YARATICI GÜCÜ Sessizliğin Suçu: Haksızlığın Cezasız Kalması YALANIN GÖLGESİNDE GÜVENİN KIRILGANLIĞI Dostluk: Göründüğü Gibi Olmak ve Olduğu Gibi Görünmek Başlıksız İktidar: Güç Arzusu Olmadan Yönetmek Mümkün mü? DEMOKRASİ, EĞİTİMLİ HALKIN REJİMİDİR: CEHALETİN GÖLGESİNDEKİ SANDIK Kanun ve Adet, Zorla Değil İyilikle Yerleşirse Adalet Olur Demokratik Devletin Temeli Özgürlüktür Güç ve Adalet: Sessizlerin Çığlığı, Kudretlilerin Sessizliği Aptallığın Sonsuzluğu: Düşünmenin Tembelliği, İnsanın Felaketi Adaletin Olmadığı Yerde Ahlaktan Bahsedilemez Devletlerin Refahı: Para mı, Adalet mi? HÜKMETMEK KOLAY, İDARE ETMEK ZOR: KENDİMİZE HÜKMETMEYİ ÖĞRETEN HÜKÜMET Hiçbir Şey Güzel Olmayacak! Hukuk Mu, İktidarın Aracı mı? Adaletin Çift Standartlı Yüzü! Adalet Sistemi: Güçlüler İçin Özgürlük, Zayıflar İçin Cezalandırma mı? Uzayan Davalar ve Mağduriyetler: Yargı Süreçleri Nasıl Hızlandırılabilir? Ekonomide Büyüme mi, Derinleşen Kriz mi? Adalet ve Özgürlük Tartışması: Yargı Reformları mı Siyasal Baskılar mı? Eski Türkiye ve Yeni Türkiye: Nereye Gidiyoruz? Türkiye’nin Ekonomik Çıkmazı: Siyasi Kararların Gölgesinde Bir Kriz Umutsuzluğun Gölgesinde Yaşam: Ekonomik Çıkmaz ve İntihar Sevilmeye Bırakmak Gerçek Aşk: Şans Oyunlarından Bir Adım İleri Sevgi ve Yaşam Arasında Bir Denge Arayışı Haykırış ve İsyan: Sevginin Çığlığı Paranın Gölgesinde Sevgi Maskelerin Ardında ki Gerçeklik: Duyguların Gizli Dansı Sevgi: İnsanlığın En Değerli Hazinesi İnsanın Yapabildikleri ve Yapamadıkları Sevmek mi Günah Sevmemek mi? Din, Yanılsama ve İnsan Psikolojisi Üzerine Para ve Güç: İnsanlık Tarihi ve Modern Dünyadaki Etkileri Topluluk Yönetiminin Üstünlüğü: Çoğunluğun Yargısının Gücü Adaletin Kaynağı ve Hukukun Devlet Üzerindeki Rolü Özgürlüğün Sorumluluk Yükü ve İnsanların Bu Yükten Kaçış Eğilimi Bilge İnsanlar Konuşur Çünkü Söyleyecek Bir Şeyleri Vardır; Aptal İnsanlar Konuşur Çünkü Bir Şey Söylemek Zorundadırlar Bir İşe Başlamadan Önce Her Şey İmkansız Gibi Görünür: Başlama Cesaretinin Gücü Ekonomik Uçurum: Paranın Bekçileri Yanlış Yoldan Gitmenin Kolaylığı Kişilerin Başaklara Benzemesi: Olgunlaşma Süreci Üzerine Bir İnceleme Korkuyla İtaat Eden Kötü Adamlar, Sevgiyle İtaat Eden İyi Adamlar Üzerine Bir Düşünce Atatürk: Türk Milletinin Varoluşunu Koruyan Evrensel Lider Parayı Elde Etmekten Daha Zor Olan: Onu Korumak ve Büyütmek Sağlık ve Para Paradoksu: Hayatın İki Ucu Hayatın Gerçek Zenginliği: Sağlık Üzerine Bir Düşünce Başarı: Bir Yolculuk, Bir Varış Noktası Değil Dünyayı Değiştiren Çılgınlar: Büyük Değişimlere İmza Atanlar Çok Bakarsan Odak Noktanı Kaybedersin Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine: Neden Yüksek Beklentiler Hayal Kırıklığına Yol Açar? Gizli Güzellikler: Hayatın İnceliklerini Fark Etme Sanatı Korku ve Cesaretin İnce Çizgisi: Her Gün Ölmek mi, Bir Gün Ölmek mi? Gözlemle, Sus, Dinle, Az Yargıla, Çok Sor: Bilgelik Yolunda Beş İlke İyi İnsanların Gücü ve Cezalandırılmasının Şiddeti İnsan Anlam Arayışında Olan Bir Varlıktır Konuşma Sanatı: Aklın Kullanımı Üzerine Bir İnceleme Giden ve Ölen: İnsanın İki Büyük Acısı Eğitim ve Demokrasi: Bir Toplumun İnşası Fikir ve Düşünce Arasındaki Fark Geçmişteki Hataları Hatırlatmanın Zararları: İyileşme Sürecine Saygı Gösterin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Sığınmacı Yasası ve İskan Politikaları Büyük İskender'in Son Üç Arzusu ve Hayatın Gerçek Değerleri İyi ve Kötü: Aydınlık ve Karanlık Üzerine Bir İnceleme Güler yüzlü İhanet: İki Yüzlü İnsanlarla Baş Etmenin Yolları ve Stratejiler Ahmet Tekin'in Kaleminden: Aristoteles'in Mutluluk Anlayışı Üzerine Bir İnceleme Aristoteles'in Anıtı Üzerine: Atinalılar ve Himeraeos'un Trajik Hikayesi 19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Mutluluğun Anlamı: Ahmet Tekin'in Perspektifinden Bir Değerlendirme Kendini Bulmak ve Mutluluğun Yolu Sevgi, Gurur ve Özgürlük: İnsanı Anlamak Düşüş Anında Yakalayamadığımız Şeyler: Reflekslerin Gücü ve İnsan İlişkilerindeki Rolü Çeşitlilik İçinde İnsanlık: Kevaşe, Suriyeli, Hırsız ve Arsız Kayıp ve İyileşme Üzerine Düşünceler Gerçek Zenginlik: Hayat Deneyiminin Derinliği ve Anlamı Değişim ve İnsanın Doğasındaki Acı Stresin Kaynağı Olarak Geçim ve Ölüm: İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri Modern İlişkilerin Dinamikleri: Aşk, Özgürlük ve Tek Başına Olma Dünyanın Kiralık Sevgilerle Dolu Yüzü: Sevgi ve Açlık İlişkisi Cesaret ve Korkaklık Arasındaki İnce Çizgi: Korku Üzerine Düşünceler Evrenin Gizemli Dansı: Zaman, Mekân ve Kuvvet Modern Dünyanın İronisi: Para ve İnsanlık Cesaret, Güç ve Fikir: İnsanın İçsel Yolculuğu Unutma Ki Unuttun Beni: Unutulanlar Asla Unutmaz! Değerli Olma Üzerine Bir Bakış Açısı: Başarı ve Değer Arasındaki Fark Aşırı Samimiyet, İyilik ve Sevginin Tehlikeleri: Denge Esas Alınmalı mı? Günümüz Dünyasında Yönetim ve Uyku Arasındaki İnce Dengeler