Tura Türk
HV
30 KASIM Pazar 08:58

Aşk Yalan Söyler mi?

Ahmet Tekin
Ahmet Tekin

Gerçek duygularla örülü bir yalan mümkün mü?

 

Aşk, insanlık tarihi kadar eski, insan kalbinin en karmaşık, en büyüleyici duygularından biri… Şairlerin ilham perisi, romancıların hikâyesi, filozofların tartışma konusu... Ama aşk, aynı zamanda bir yanılsama mı? Ya da daha sert soralım: Aşk yalan söyler mi?

Bu soru ilk bakışta bir çelişki gibi gelebilir. Çünkü aşk, içtenliğin, saflığın ve dürüstlüğün duygusal zirvesi olarak görülür. Birine âşık olmak, tüm maskeleri çıkarıp kendini en kırılgan hâliyle ortaya koymak demektir. Ama ya o maskeler hiç çıkmamışsa? Ya aşkın kendisi bir tür maske ise?

Bu yazıda, aşkın doğasını, içinde barındırdığı doğruları ve yalanları derinlemesine inceleyeceğiz. Belki de sonunda şunu fark edeceğiz: Aşk her zaman yalan söylemez ama aşkın içindeki insan yalan söyler.


Aşk ve Gerçeklik Arasındaki İnce Çizgi

Aşık olduğumuzda çoğu zaman gerçekliği bükme eğiliminde oluruz. Karşımızdakini olduğundan daha farklı, daha iyi, daha yüce biri gibi görürüz. Buna psikolojide "idealizasyon" denir. Sevdiğimiz insanın kusurlarını görmeyiz ya da görsek bile bilinçli olarak yok sayarız. İşte burada aşk, bilinçli bir yalan değilse bile, bir tür kendi kendine söylenen yalandır.

Peki bu yanılsama aşkın doğasına aykırı mı? Yoksa aşkın bizzat özü mü bu?

Birçok filozofa göre aşk, bir tür kendini kandırma hâlidir. Platon, gerçek aşkı “idealar dünyasına duyulan özlem” olarak tanımlar. Yani aşk, karşımızdaki insanda ideal bir varlığı gördüğümüz an başlar. Bu, hem kutsal bir bağ hem de potansiyel bir yalandır. Çünkü hiçbir insan, ideal değildir.


Aşkta Yalan Olur mu?

Bir diğer açıdan bakalım: Aşkta yalan olur mu? Ne yazık ki, evet. Aşk adı altında birçok yalan söylenir. İnsanlar bazen sevilmek için, yalnız kalmamak için, ekonomik veya sosyal kaygılarla karşısındakine aşıkmış gibi yapabilir. Bu durumda aşk, bir maske olur. Ve bu maske, bazen o kadar iyi takılır ki, takan kişi bile bir süre sonra kendini inandırır.

Aşkın doğasında dürüstlük olduğu kadar, çıkarcılık da olabilir. Bunu kabul etmek zor; çünkü aşkı yüceltmeyi severiz. Ama gerçekle yüzleşmek de gerekir. "Seni seviyorum" cümlesi her söylendiğinde içten midir? Yoksa bazen bir ilişkiyi sürdürmek, bir tartışmayı bastırmak, hatta karşı tarafı manipüle etmek için mi kullanılır?

Bu noktada aşkın değil, insanın yalan söylediğini görürüz. Yani aşkın özü yalan değildir, ama aşk kisvesi altında söylenen sözler yalan olabilir.


Aşkın Dili: Gerçek mi, Kurgu mu?

Aşıkken söylediklerimiz, hissettiklerimiz her zaman gerçek olmayabilir. Bazen kendimizi aşka kaptırdığımızda, o duygu selinin içinde kayboluruz. Gerçek mi hissediyoruz, yoksa hissetmemiz gerektiğine inandığımız için mi böyle davranıyoruz?

Bu durum, özellikle sosyal medya çağında daha da karmaşık bir hâl aldı. Birçok kişi, ilişkilerini dışarıdan güzel ve tutkulu göstermek için çaba harcıyor. Ama iç dünyalarında aslında sevgi değil, yalnızlık, güvensizlik ya da boşluk hüküm sürüyor. Yani aşkın dili, bazen içeriğinden çok biçimiyle öne çıkıyor. Ve bu da aşkın bir yalan hâline gelmesine neden olabiliyor.


Aşk mı Yalan Söyler, İnsan mı?

Bu soruya cevabımız netleşiyor: Aşk, bir duygu olarak yalan söylemez. O, neyse odur. Ama insanlar, aşkı kullanarak yalan söyleyebilirler. Bu farkı iyi anlamak gerekir.

Bir insan, çıkarı için “seni seviyorum” diyebilir. Bu sevgi, gerçek bir aşk değil, sadece bir stratejidir. Burada aşk değil, insan yalan söylemektedir.

Ama bazen insan, kendi duygusunu yanlış anlayabilir. Kendini aşık sanır ama değildir. Karşısındakine sonsuz aşk sözü verir ama içindeki boşluğu aşk sanıyordur. Bu durumda da yine bilinçli bir yalandan değil, duygusal bir yanılgıdan bahsedebiliriz.


Gerçek Aşk Yalan Söylemez

Yazının bu noktasında önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Gerçek aşk ile sahte aşk arasındaki fark. Gerçek aşk, yalanla beslenmez. İçinde ne çıkar vardır ne maske. Gerçek aşk, kendiliğinden doğar ve karşılık bulmasa bile değerinden bir şey kaybetmez.

Gerçek aşkta dürüstlük esastır. İnsanı yücelten, olgunlaştıran bir yönü vardır. Bu tür bir aşk, yalan söylese bile bunu fark eder ve düzeltmeye çalışır. Çünkü gerçek aşk, kendi içindeki doğruluğu arar.

Sevgi mi, Alışkanlık mı?

Aşk sandığımız duyguların bir kısmı aslında alışkanlıktan ibaret olabilir. Bir insanla uzun süre vakit geçirmek, hayatınızı onunla paylaşmak ve gündelik rutininizde ona yer açmak, duygusal bir bağ yaratır. Ancak bu bağ her zaman aşk değildir.

Zamanla “onsuz yapamam” dediğimiz kişiye duyduğumuz şeyin, gerçek bir aşk mı yoksa sadece alışkanlıkla karışmış bir bağlılık mı olduğunu ayırt etmek zorlaşır. Bu noktada aşk yalan mı söylüyor, yoksa biz mi aşk sandığımız şeye kendi içimizde bir yalan yüklüyoruz?

Alışkanlıkla süren ilişkilerde insanlar çoğu zaman "seviyorum" demeye devam eder, çünkü değişim korkutucudur. Ama içten içe bilirler ki artık tutku yoktur, heyecan tükenmiştir. Bu da aşkın yerini, alışkanlıkla makyajlanmış bir duygusal konfora bırakır. Belki de en tehlikeli yalan, burada başlar: Sevgi değilken sevgiymiş gibi yapmak.


Yalancı Aşklar Çağı mı Yaşıyoruz?

Teknolojinin hayatımıza bu kadar entegre olduğu bir çağda, ilişkiler de hızlandı. Tanışmalar bir tıkla başlıyor, ayrılıklar bir mesajla son buluyor. Sosyal medya, "mutlu çift" pozlarıyla dolu ama bu paylaşımların ardında neler saklı?

Günümüzde aşk, çoğu zaman bir “görüntü”ye dönüşmüş durumda. Gerçek sevgi yerine etkileşim sayısı, beğeni oranı ve birlikte geçirilen gösterişli anlar ön plana çıkıyor. Bu durum, aşkın doğallığını bozan bir yanılsama yaratıyor. Yani sadece duygular değil, aşkın kendisi de bir vitrin objesine dönüşüyor.

Birbirini gerçek anlamda tanımayan insanlar, sadece birlikte olmak istedikleri “hayal kişilik” ile bağ kuruyorlar. Bu bağ yüzeysel kaldıkça aşk da samimiyetini yitiriyor. Belki de bu yüzden bugünlerde aşk daha sık başlıyor ama daha çabuk bitiyor. Çünkü aşkın özü değil, kabuğu seviliyor.


Aşkın Gölgesinde Korkular

Aşk bazen gerçek bir duygudan çok, bir kaçış olabilir. İnsanlar yalnız kalmaktan, sevilmemekten ya da toplumda “yalnız” olarak damgalanmaktan korktukları için ilişkilere sarılabilir. Bu ilişkilerde "aşk" bir motivasyon değil, bir gerekçedir. Ve bu gerekçe, aslında korkuların üzerini örten bir yalandır.

“Seni seviyorum” diyen birinin arkasındaki gerçek motivasyon ne? Gerçekten seni mi seviyor, yoksa yalnız kalmamak için sana mı tutunuyor? İşte bu sorular, aşkın içine gömülü yalanların en can alıcı noktalarını işaret eder.

Korkuyla başlanan hiçbir şey sağlıklı ilerlemez. Korkular aşkın önüne geçtiğinde, o ilişkide ne kadar sevgi varsa da gölgelenir. Dolayısıyla, korkularla kurulan bağlar aşkı değil, sahte bir güven hissini temsil eder.


Yalanla Başlayan Aşk Gerçeğe Dönüşebilir mi?

Bazı ilişkiler yalanla başlar. Kimi zaman kişi olduğundan farklı görünür, kimi zaman da duyguları abartarak sunar. Aşkı "hak etmek" için bir maske takar. Fakat zamanla, bu maskenin altındaki gerçek kişilik, beklenmedik bir şekilde aşkı doğurabilir mi?

Bu, aşkın en tartışmalı yönlerinden biridir. Bir yalanla başlayan bağ, zamanla samimiyete dönüşebilir mi? Belki de evet. İnsanlar değişebilir, maskeler düşebilir ve ortaya çıkan kişi sevilebilir biri olabilir. Ama bu, her zaman mümkün değildir. Çünkü yalanın izi kolay kolay silinmez.

Yalanla başlanan ilişkilerde güven sorunu kronikleşir. "Acaba başka ne saklıyor?" düşüncesi, aşkın gelişmesini engeller. Bu da gösterir ki aşkın bir yerinde yalan varsa, o aşkın büyüme ihtimali her zaman gölgelidir.


Aşkın Sessiz Yalanları: Söylenmeyenler

Aşkta sadece söylenen sözler değil, söylenmeyenler de belirleyicidir. Hissettiğimiz acıyı, kıskançlığı, kırgınlığı dile getirmediğimizde, o ilişki içinde bir boşluk oluşur. Bu boşluk zamanla büyür, iletişimsizlik başlar ve sahte bir uyum görüntüsü oluşur.

Partnerini üzmemek adına duygularını bastırmak, her zaman bir iyilik midir? Yoksa karşıdakine ve kendine karşı söylenmiş bir yalan mıdır? Duyguların bastırıldığı, yüzleşmeden kaçılan bir aşk, sağlıklı olabilir mi?

Aşk, açık bir kalp ve dürüst bir zihin ister. Sessiz kalınan her mesele, ileride daha büyük bir çatışmanın temelini atar. O yüzden aşk, sadece “seni seviyorum” demek değil; aynı zamanda “kırıldım”, “kaygılıyım”, “anlaşılmak istiyorum” diyebilmektir. Bu sözcüklerin eksikliği, aşkı sessizce yalanla besler.

Sonuç: Aşkın Maskesi Düşer mi?

Evet, aşk bazen yalanlarla çevrilebilir. Ama zaman, bu yalanları açığa çıkarır. Bir ilişkinin içinde gerçek duygular varsa, o ilişki sağlam temeller üzerine kurulur. Ama yalanlar varsa, en küçük fırtınada yıkılır.

Bu yüzden aşkı yaşarken, önce kendimize dürüst olmalıyız. Gerçekten seviyor muyuz? Yoksa sadece sevilmek mi istiyoruz? Karşımızdakini mi seviyoruz, yoksa kafamızdaki ideal kişiyi mi?

Aşk yalan söylemez… Ama insan söyler. Ve bu farkı anlamak, kalbimizin kırılmasını da, başkasının kalbini kırmamızı da önleyebilir. Ahmet TEKİN

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI TUTA TUTA TUTUNMAYI ÖĞRENDİM Yalanın Değdiği Kalpte Gerçek Bile Şüpheli Olur Parkta Salıncak Sırası Bekleyen Çocuk Gibi Bekledim Seni Doğru İnsanlar Kalmanın Bir Yolunu Her Zaman Bulur! Sizi Sevmeye Cesareti Olmayan İnsanlarla Bir Gelecek Hayal Etmeyin Aşk Bir Katil midir? Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur Kötülüğün Kökü Bilgisizliktir Bir İnsanın Eğitimi Yalnızca Kitaplarla Ölçülmez Çoğu İnsanın En Büyük Hatası, Başlamadan Önce Mükemmel Şartları Beklemesidir Hayat Kısa Değil, Sen Onu Boşa Harcıyorsun Bazen Sevmediğinden Değil, Yorulduğundan Vazgeçersin Kadınların Sessizce Tiksindiği Adam Rolleri: İlişkilerde Kayıp ve Yanlış Anlamalar Eğer Mutsuz Olmak İstemiyorsan Kalbini Sadece Kıymet Bilene Aç İkinci Şans Birincisine İhanettir Bir Gençlik Daha Harcanmaz Uğruna! Gerçek Zenginlik: Az Şeye İhtiyaç Duyabilmek Ölümden Korkan İnsan, Yaşayan Bir Köledir Gerçek Gücün Sessiz Tanığı: Vazgeçebildiklerimiz UMUT: ZENGİNİN LÜKSÜ, FAKİRİN EKMEĞİ Değerlisin Ama Değer misin? Kendi Devrimini Yapmadan Dünya Değişmez Düşüncenin Gücüyle Yeniden Başlamak “Seveceksen Ölçülü Sev Ki Sevgin Uzun Sürsün” Son Sığınak: Tavrını Seçme Özgürlüğü Herkesi Sev, Azına Güven, Kimseye Kötülük Etme SEVGİ YER DEĞİŞTİRDİ DÜNYADA HİÇBİR ŞEY SANA AİT DEĞİL… SEN NEYİN PEŞİNDESİN? Kusurları Sevmek: Aşkın Gerçek Yüzü İnsanlığa Yenilmek Seven İnsan Veda Eder mi? Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye Kötülüğün Gölgesinde İnsan: Kimse Kendi İsteğiyle Kötü Değildir Sevdiğin Her Şey Kaybolabilir Ama Sevgi Geri Döner: Hayatın Döngüsünde Kayıp ve Umut AKLIN IŞIĞINDA: BİLGİNİN DOĞUŞU VE İNSAN ZİHNİNİN YARATICI GÜCÜ Sessizliğin Suçu: Haksızlığın Cezasız Kalması YALANIN GÖLGESİNDE GÜVENİN KIRILGANLIĞI Dostluk: Göründüğü Gibi Olmak ve Olduğu Gibi Görünmek Başlıksız İktidar: Güç Arzusu Olmadan Yönetmek Mümkün mü? DEMOKRASİ, EĞİTİMLİ HALKIN REJİMİDİR: CEHALETİN GÖLGESİNDEKİ SANDIK Kanun ve Adet, Zorla Değil İyilikle Yerleşirse Adalet Olur Demokratik Devletin Temeli Özgürlüktür Güç ve Adalet: Sessizlerin Çığlığı, Kudretlilerin Sessizliği Aptallığın Sonsuzluğu: Düşünmenin Tembelliği, İnsanın Felaketi Adaletin Olmadığı Yerde Ahlaktan Bahsedilemez Devletlerin Refahı: Para mı, Adalet mi? HÜKMETMEK KOLAY, İDARE ETMEK ZOR: KENDİMİZE HÜKMETMEYİ ÖĞRETEN HÜKÜMET Hiçbir Şey Güzel Olmayacak! Hukuk Mu, İktidarın Aracı mı? Adaletin Çift Standartlı Yüzü! Adalet Sistemi: Güçlüler İçin Özgürlük, Zayıflar İçin Cezalandırma mı? Uzayan Davalar ve Mağduriyetler: Yargı Süreçleri Nasıl Hızlandırılabilir? Ekonomide Büyüme mi, Derinleşen Kriz mi? Adalet ve Özgürlük Tartışması: Yargı Reformları mı Siyasal Baskılar mı? Eski Türkiye ve Yeni Türkiye: Nereye Gidiyoruz? Türkiye’nin Ekonomik Çıkmazı: Siyasi Kararların Gölgesinde Bir Kriz Umutsuzluğun Gölgesinde Yaşam: Ekonomik Çıkmaz ve İntihar Sevilmeye Bırakmak Gerçek Aşk: Şans Oyunlarından Bir Adım İleri Sevgi ve Yaşam Arasında Bir Denge Arayışı Haykırış ve İsyan: Sevginin Çığlığı Paranın Gölgesinde Sevgi Maskelerin Ardında ki Gerçeklik: Duyguların Gizli Dansı Sevgi: İnsanlığın En Değerli Hazinesi İnsanın Yapabildikleri ve Yapamadıkları Sevmek mi Günah Sevmemek mi? Din, Yanılsama ve İnsan Psikolojisi Üzerine Para ve Güç: İnsanlık Tarihi ve Modern Dünyadaki Etkileri Topluluk Yönetiminin Üstünlüğü: Çoğunluğun Yargısının Gücü Adaletin Kaynağı ve Hukukun Devlet Üzerindeki Rolü Özgürlüğün Sorumluluk Yükü ve İnsanların Bu Yükten Kaçış Eğilimi Bilge İnsanlar Konuşur Çünkü Söyleyecek Bir Şeyleri Vardır; Aptal İnsanlar Konuşur Çünkü Bir Şey Söylemek Zorundadırlar Bir İşe Başlamadan Önce Her Şey İmkansız Gibi Görünür: Başlama Cesaretinin Gücü Ekonomik Uçurum: Paranın Bekçileri Yanlış Yoldan Gitmenin Kolaylığı Kişilerin Başaklara Benzemesi: Olgunlaşma Süreci Üzerine Bir İnceleme Korkuyla İtaat Eden Kötü Adamlar, Sevgiyle İtaat Eden İyi Adamlar Üzerine Bir Düşünce Atatürk: Türk Milletinin Varoluşunu Koruyan Evrensel Lider Parayı Elde Etmekten Daha Zor Olan: Onu Korumak ve Büyütmek Sağlık ve Para Paradoksu: Hayatın İki Ucu Hayatın Gerçek Zenginliği: Sağlık Üzerine Bir Düşünce Başarı: Bir Yolculuk, Bir Varış Noktası Değil Dünyayı Değiştiren Çılgınlar: Büyük Değişimlere İmza Atanlar Çok Bakarsan Odak Noktanı Kaybedersin Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine: Neden Yüksek Beklentiler Hayal Kırıklığına Yol Açar? Gizli Güzellikler: Hayatın İnceliklerini Fark Etme Sanatı Korku ve Cesaretin İnce Çizgisi: Her Gün Ölmek mi, Bir Gün Ölmek mi? Gözlemle, Sus, Dinle, Az Yargıla, Çok Sor: Bilgelik Yolunda Beş İlke İyi İnsanların Gücü ve Cezalandırılmasının Şiddeti İnsan Anlam Arayışında Olan Bir Varlıktır Konuşma Sanatı: Aklın Kullanımı Üzerine Bir İnceleme Giden ve Ölen: İnsanın İki Büyük Acısı Eğitim ve Demokrasi: Bir Toplumun İnşası Fikir ve Düşünce Arasındaki Fark Geçmişteki Hataları Hatırlatmanın Zararları: İyileşme Sürecine Saygı Gösterin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Sığınmacı Yasası ve İskan Politikaları Büyük İskender'in Son Üç Arzusu ve Hayatın Gerçek Değerleri İyi ve Kötü: Aydınlık ve Karanlık Üzerine Bir İnceleme Güler yüzlü İhanet: İki Yüzlü İnsanlarla Baş Etmenin Yolları ve Stratejiler Ahmet Tekin'in Kaleminden: Aristoteles'in Mutluluk Anlayışı Üzerine Bir İnceleme Aristoteles'in Anıtı Üzerine: Atinalılar ve Himeraeos'un Trajik Hikayesi 19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Mutluluğun Anlamı: Ahmet Tekin'in Perspektifinden Bir Değerlendirme Kendini Bulmak ve Mutluluğun Yolu Sevgi, Gurur ve Özgürlük: İnsanı Anlamak Düşüş Anında Yakalayamadığımız Şeyler: Reflekslerin Gücü ve İnsan İlişkilerindeki Rolü Çeşitlilik İçinde İnsanlık: Kevaşe, Suriyeli, Hırsız ve Arsız Kayıp ve İyileşme Üzerine Düşünceler Gerçek Zenginlik: Hayat Deneyiminin Derinliği ve Anlamı Değişim ve İnsanın Doğasındaki Acı Stresin Kaynağı Olarak Geçim ve Ölüm: İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri Modern İlişkilerin Dinamikleri: Aşk, Özgürlük ve Tek Başına Olma Dünyanın Kiralık Sevgilerle Dolu Yüzü: Sevgi ve Açlık İlişkisi Cesaret ve Korkaklık Arasındaki İnce Çizgi: Korku Üzerine Düşünceler Evrenin Gizemli Dansı: Zaman, Mekân ve Kuvvet Modern Dünyanın İronisi: Para ve İnsanlık Cesaret, Güç ve Fikir: İnsanın İçsel Yolculuğu Unutma Ki Unuttun Beni: Unutulanlar Asla Unutmaz! Değerli Olma Üzerine Bir Bakış Açısı: Başarı ve Değer Arasındaki Fark Aşırı Samimiyet, İyilik ve Sevginin Tehlikeleri: Denge Esas Alınmalı mı? Günümüz Dünyasında Yönetim ve Uyku Arasındaki İnce Dengeler