Tura Türk
HV
30 KASIM Pazar 08:58

Adalet Sistemi: Güçlüler İçin Özgürlük, Zayıflar İçin Cezalandırma mı?

Ahmet Tekin
Ahmet Tekin

Adalet kelimesi, çoğu zaman soyut bir kavram gibi görünse de bir ülkenin tüm damarlarında dolaşan en somut gerçektir aslında. Eğer adalet yerini bulmuyorsa, hukuk herkese eşit mesafede durmuyorsa, orada yaşayan toplumun tüm katmanlarında güvensizlik, huzursuzluk ve öfke birikmeye başlar. Ne yazık ki, Türkiye'de uzun süredir bu kavram tartışmalı bir noktada duruyor: “Adalet sistemi güçlüler için bir kalkan, zayıflar için bir sopa mı oldu?”

Bu sorunun cevabı, sokaktaki vatandaşın günlük deneyiminde gizli. Bir vatandaşın adaletle ilk teması genellikle bir haksızlığa uğradığında başlar. Ancak bu temasın sonunda aldığı cevap çoğu zaman kişiye göre değişir. Güçlü, bağlantılı, ekonomik veya siyasi olarak etkili olanlar için adalet; dosyaların hızla işlediği, kararların lehine çıktığı, medyanın sessiz kaldığı bir süreçtir. Oysa zayıf olan, sıradan yurttaş için adalet, yıllarca süren davalar, yüksek masraflar, karmaşık prosedürler ve sonunda çoğu zaman hüsrandır.

Hukukun Göz Bandı Düştü Mü?

“Adaletin gözü bağlıdır” sözü, mahkemelerin tarafsız olması gerektiğini ifade eder. Ancak Türkiye'de bu göz bandı çoktan düşmüş gibi görünüyor. Özellikle politik davalarda, medyatik olaylarda ya da kamuoyunun yakından takip ettiği yargı süreçlerinde tarafsızlık duygusu sık sık sorgulanıyor. Hükümete yakın bir iş insanı yolsuzlukla suçlandığında dava açılmadan önce beraat etmiş gibi davranılıyor. Öte yandan, sosyal medyada eleştirel bir paylaşım yapan bir genç, sabahın erken saatlerinde gözaltına alınabiliyor.

Bu çarpıklık sadece cezai yargılamalarda değil, idari ve sivil davalarda da kendini gösteriyor. Kamudan ihale alan bir şirketle yaşanan hukuki bir ihtilaf, şirketin lehine sonuçlanabiliyor. Oysa sıradan bir vatandaş, aynı sistem içinde hak ararken defalarca engelle karşılaşabiliyor. Yargının tarafsız olmadığı algısı, insanların devlete olan güvenini de zedeliyor. Bu noktada karşımıza çıkan büyük bir tehlike var: Adalete olan güvenin sarsılması, hukuka olan saygıyı da yok ediyor. Bu da toplumun kendi içinde çözülmesine, hatta zamanla "güçlünün hukuku" anlayışının normalleşmesine yol açıyor.

Zayıfların Taşıdığı Yük

Sistemin zayıfları, çoğunlukla dar gelirli vatandaşlar, kadınlar, gençler, muhalifler ve azınlık gruplarıdır. Onlar için hukuk sistemine başvurmak bile başlı başına bir cesaret işidir. Maddi olarak dava açmak ve sürdürmek zaten zordur. Avukat ücretleri, dava harçları, bilirkişi giderleri derken, adalet çoğu zaman “parası olanın ulaşabildiği bir hizmet” gibi algılanır. Oysa anayasa herkesin hukuki güvenlik içinde yaşama hakkına sahip olduğunu söyler. Ama gerçekte bu hak, çoğu insan için sadece kağıt üstündedir.

Kadın cinayetleri örneğini ele alalım. Sayısız kadın, defalarca polise başvurmasına rağmen korunamıyor. Koruma kararları yetersiz kalıyor, faillerin sabıka geçmişi olmasına rağmen ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşabiliyorlar. Cinayet işlendikten sonra ise “tahrik indirimi”, “iyi hal indirimi” gibi gerekçelerle yargı, mağdurun değil failin yanında duruyormuş gibi bir algı yaratıyor.

Benzer şekilde işçi hakları söz konusu olduğunda da tablo pek farklı değil. Büyük şirketler, işten çıkardıkları çalışanlara tazminat ödememek için türlü yollar denerken, emekçi vatandaş aylarca, hatta yıllarca süren dava süreçlerinde hem maddi hem manevi olarak tükeniyor. Yine güçlü olan kazanıyor, zayıf olan yıpranıyor.

Adaletin Zamanı ve İmzası

Türkiye’de yargının bir diğer büyük problemi ise “zamanlama”dır. “Geciken adalet, adalet değildir” sözü boşuna söylenmemiştir. Basit bir dava yıllarca sürerken, siyasi atmosfer değiştiğinde kararlar da değişebiliyor. Bu durum, yargının bağımsızlığına olan güveni iyice sarsıyor. Anayasa Mahkemesi’nin ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının dahi uygulanmadığı bir sistemde, vatandaş nasıl olur da iç hukuk yollarına güvenebilir?

Ayrıca bazı davalarda adeta siyasi bir elin “şimdi zamanı değil” diyerek dosyayı rafa kaldırdığı, “şimdi zamanı geldi” diyerek tekrar raftan indirdiği hissi yaygın. Bu da yargının mekanik bir sistem olmaktan çıkıp, siyasal süreçlerin parçası haline geldiği izlenimini yaratıyor. Hukukun üstünlüğü yerine, üstünlerin hukukunu görmek, toplumun adalet duygusunu temelden sarsıyor.

Çıkış Var mı?

Elbette adaletsizlik kader değildir. Türkiye’de çok sayıda vicdanlı, tarafsız ve ilkeli hukukçu hâlâ görev yapmaktadır. Ancak bu sistemsel sorunların çözümü için sadece bireysel çabalar yetmez. Gerçek bir yargı reformu, sadece kanun değişiklikleriyle değil, zihniyet değişikliğiyle mümkündür. Yargı bağımsızlığının sağlanması, hâkim ve savcıların görevlerini baskı altında kalmadan yapabilmeleri, hukuk eğitimine insan hakları temelli yaklaşımın kazandırılması, avukatlık mesleğinin itibarının artırılması gibi adımlar hayati önem taşır.

Ayrıca vatandaş olarak da adalet talebimizi yüksek sesle dile getirmeliyiz. Sessiz kalmak, adaletsizliğin normalleşmesine zemin hazırlar. Toplum olarak adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, sokakta, okulda, işyerinde de var olması için mücadele etmeliyiz.

Ayrıca büyük düşünür Aristotelesin anıtında yazan 8 maddeyi tekrar hatırlatmak isterim:

  1. "Âlem bir bostandır, onun koruyucusu devlettir."
  2. "Devlet bir otoritedir, onun bekçisi kanundur."
  3. "Kanun bir idaredir, onu uygulayan hükümettir."
  4. "Hükümet bir çobandır, onun yardımcısı askerdir."
  5. "Asker bir yardımcıdır, onun güvencesi maldır."
  6. "Mal bir azıktır, onu kazanan vatandaştır."
  7. "Vatandaş itaatkârdır, onu itaat altında tutan adalettir."
  8. "Adalet sevimlidir, âlemin mutluluğu da adaletledir."

Sonuç Yerine

Türkiye’de adalet sistemi uzun süredir büyük bir sorgulama sürecinin içindedir. Güçlülere karşı nazik, zayıflara karşı sert bir hukuk sistemi; toplumu yıkan, bireyi yalnızlaştıran, devleti ise meşruiyet krizine sürükleyen bir yapıdır. Adalet, ancak herkes için varsa anlamlıdır. Güçlülere özgürlük, zayıflara ceza dağıtan bir sistem ise adalet değil; sadece bir tiyatro sahnesidir. Ve bu sahnede hep aynı karakterler kazanırken, halk her seferinde seyirci olmaya mahkûm kalır.

Ama unutmayalım: Gerçek adalet, bir gün herkes için lazım olacak.  Ahmet TEKİN

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI TUTA TUTA TUTUNMAYI ÖĞRENDİM Yalanın Değdiği Kalpte Gerçek Bile Şüpheli Olur Parkta Salıncak Sırası Bekleyen Çocuk Gibi Bekledim Seni Doğru İnsanlar Kalmanın Bir Yolunu Her Zaman Bulur! Sizi Sevmeye Cesareti Olmayan İnsanlarla Bir Gelecek Hayal Etmeyin Aşk Bir Katil midir? Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur Kötülüğün Kökü Bilgisizliktir Bir İnsanın Eğitimi Yalnızca Kitaplarla Ölçülmez Çoğu İnsanın En Büyük Hatası, Başlamadan Önce Mükemmel Şartları Beklemesidir Hayat Kısa Değil, Sen Onu Boşa Harcıyorsun Bazen Sevmediğinden Değil, Yorulduğundan Vazgeçersin Kadınların Sessizce Tiksindiği Adam Rolleri: İlişkilerde Kayıp ve Yanlış Anlamalar Eğer Mutsuz Olmak İstemiyorsan Kalbini Sadece Kıymet Bilene Aç İkinci Şans Birincisine İhanettir Bir Gençlik Daha Harcanmaz Uğruna! Gerçek Zenginlik: Az Şeye İhtiyaç Duyabilmek Ölümden Korkan İnsan, Yaşayan Bir Köledir Gerçek Gücün Sessiz Tanığı: Vazgeçebildiklerimiz UMUT: ZENGİNİN LÜKSÜ, FAKİRİN EKMEĞİ Değerlisin Ama Değer misin? Kendi Devrimini Yapmadan Dünya Değişmez Düşüncenin Gücüyle Yeniden Başlamak “Seveceksen Ölçülü Sev Ki Sevgin Uzun Sürsün” Son Sığınak: Tavrını Seçme Özgürlüğü Herkesi Sev, Azına Güven, Kimseye Kötülük Etme SEVGİ YER DEĞİŞTİRDİ DÜNYADA HİÇBİR ŞEY SANA AİT DEĞİL… SEN NEYİN PEŞİNDESİN? Kusurları Sevmek: Aşkın Gerçek Yüzü İnsanlığa Yenilmek Seven İnsan Veda Eder mi? Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye Kötülüğün Gölgesinde İnsan: Kimse Kendi İsteğiyle Kötü Değildir Aşk Yalan Söyler mi? Sevdiğin Her Şey Kaybolabilir Ama Sevgi Geri Döner: Hayatın Döngüsünde Kayıp ve Umut AKLIN IŞIĞINDA: BİLGİNİN DOĞUŞU VE İNSAN ZİHNİNİN YARATICI GÜCÜ Sessizliğin Suçu: Haksızlığın Cezasız Kalması YALANIN GÖLGESİNDE GÜVENİN KIRILGANLIĞI Dostluk: Göründüğü Gibi Olmak ve Olduğu Gibi Görünmek Başlıksız İktidar: Güç Arzusu Olmadan Yönetmek Mümkün mü? DEMOKRASİ, EĞİTİMLİ HALKIN REJİMİDİR: CEHALETİN GÖLGESİNDEKİ SANDIK Kanun ve Adet, Zorla Değil İyilikle Yerleşirse Adalet Olur Demokratik Devletin Temeli Özgürlüktür Güç ve Adalet: Sessizlerin Çığlığı, Kudretlilerin Sessizliği Aptallığın Sonsuzluğu: Düşünmenin Tembelliği, İnsanın Felaketi Adaletin Olmadığı Yerde Ahlaktan Bahsedilemez Devletlerin Refahı: Para mı, Adalet mi? HÜKMETMEK KOLAY, İDARE ETMEK ZOR: KENDİMİZE HÜKMETMEYİ ÖĞRETEN HÜKÜMET Hiçbir Şey Güzel Olmayacak! Hukuk Mu, İktidarın Aracı mı? Adaletin Çift Standartlı Yüzü! Uzayan Davalar ve Mağduriyetler: Yargı Süreçleri Nasıl Hızlandırılabilir? Ekonomide Büyüme mi, Derinleşen Kriz mi? Adalet ve Özgürlük Tartışması: Yargı Reformları mı Siyasal Baskılar mı? Eski Türkiye ve Yeni Türkiye: Nereye Gidiyoruz? Türkiye’nin Ekonomik Çıkmazı: Siyasi Kararların Gölgesinde Bir Kriz Umutsuzluğun Gölgesinde Yaşam: Ekonomik Çıkmaz ve İntihar Sevilmeye Bırakmak Gerçek Aşk: Şans Oyunlarından Bir Adım İleri Sevgi ve Yaşam Arasında Bir Denge Arayışı Haykırış ve İsyan: Sevginin Çığlığı Paranın Gölgesinde Sevgi Maskelerin Ardında ki Gerçeklik: Duyguların Gizli Dansı Sevgi: İnsanlığın En Değerli Hazinesi İnsanın Yapabildikleri ve Yapamadıkları Sevmek mi Günah Sevmemek mi? Din, Yanılsama ve İnsan Psikolojisi Üzerine Para ve Güç: İnsanlık Tarihi ve Modern Dünyadaki Etkileri Topluluk Yönetiminin Üstünlüğü: Çoğunluğun Yargısının Gücü Adaletin Kaynağı ve Hukukun Devlet Üzerindeki Rolü Özgürlüğün Sorumluluk Yükü ve İnsanların Bu Yükten Kaçış Eğilimi Bilge İnsanlar Konuşur Çünkü Söyleyecek Bir Şeyleri Vardır; Aptal İnsanlar Konuşur Çünkü Bir Şey Söylemek Zorundadırlar Bir İşe Başlamadan Önce Her Şey İmkansız Gibi Görünür: Başlama Cesaretinin Gücü Ekonomik Uçurum: Paranın Bekçileri Yanlış Yoldan Gitmenin Kolaylığı Kişilerin Başaklara Benzemesi: Olgunlaşma Süreci Üzerine Bir İnceleme Korkuyla İtaat Eden Kötü Adamlar, Sevgiyle İtaat Eden İyi Adamlar Üzerine Bir Düşünce Atatürk: Türk Milletinin Varoluşunu Koruyan Evrensel Lider Parayı Elde Etmekten Daha Zor Olan: Onu Korumak ve Büyütmek Sağlık ve Para Paradoksu: Hayatın İki Ucu Hayatın Gerçek Zenginliği: Sağlık Üzerine Bir Düşünce Başarı: Bir Yolculuk, Bir Varış Noktası Değil Dünyayı Değiştiren Çılgınlar: Büyük Değişimlere İmza Atanlar Çok Bakarsan Odak Noktanı Kaybedersin Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine: Neden Yüksek Beklentiler Hayal Kırıklığına Yol Açar? Gizli Güzellikler: Hayatın İnceliklerini Fark Etme Sanatı Korku ve Cesaretin İnce Çizgisi: Her Gün Ölmek mi, Bir Gün Ölmek mi? Gözlemle, Sus, Dinle, Az Yargıla, Çok Sor: Bilgelik Yolunda Beş İlke İyi İnsanların Gücü ve Cezalandırılmasının Şiddeti İnsan Anlam Arayışında Olan Bir Varlıktır Konuşma Sanatı: Aklın Kullanımı Üzerine Bir İnceleme Giden ve Ölen: İnsanın İki Büyük Acısı Eğitim ve Demokrasi: Bir Toplumun İnşası Fikir ve Düşünce Arasındaki Fark Geçmişteki Hataları Hatırlatmanın Zararları: İyileşme Sürecine Saygı Gösterin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Sığınmacı Yasası ve İskan Politikaları Büyük İskender'in Son Üç Arzusu ve Hayatın Gerçek Değerleri İyi ve Kötü: Aydınlık ve Karanlık Üzerine Bir İnceleme Güler yüzlü İhanet: İki Yüzlü İnsanlarla Baş Etmenin Yolları ve Stratejiler Ahmet Tekin'in Kaleminden: Aristoteles'in Mutluluk Anlayışı Üzerine Bir İnceleme Aristoteles'in Anıtı Üzerine: Atinalılar ve Himeraeos'un Trajik Hikayesi 19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Mutluluğun Anlamı: Ahmet Tekin'in Perspektifinden Bir Değerlendirme Kendini Bulmak ve Mutluluğun Yolu Sevgi, Gurur ve Özgürlük: İnsanı Anlamak Düşüş Anında Yakalayamadığımız Şeyler: Reflekslerin Gücü ve İnsan İlişkilerindeki Rolü Çeşitlilik İçinde İnsanlık: Kevaşe, Suriyeli, Hırsız ve Arsız Kayıp ve İyileşme Üzerine Düşünceler Gerçek Zenginlik: Hayat Deneyiminin Derinliği ve Anlamı Değişim ve İnsanın Doğasındaki Acı Stresin Kaynağı Olarak Geçim ve Ölüm: İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri Modern İlişkilerin Dinamikleri: Aşk, Özgürlük ve Tek Başına Olma Dünyanın Kiralık Sevgilerle Dolu Yüzü: Sevgi ve Açlık İlişkisi Cesaret ve Korkaklık Arasındaki İnce Çizgi: Korku Üzerine Düşünceler Evrenin Gizemli Dansı: Zaman, Mekân ve Kuvvet Modern Dünyanın İronisi: Para ve İnsanlık Cesaret, Güç ve Fikir: İnsanın İçsel Yolculuğu Unutma Ki Unuttun Beni: Unutulanlar Asla Unutmaz! Değerli Olma Üzerine Bir Bakış Açısı: Başarı ve Değer Arasındaki Fark Aşırı Samimiyet, İyilik ve Sevginin Tehlikeleri: Denge Esas Alınmalı mı? Günümüz Dünyasında Yönetim ve Uyku Arasındaki İnce Dengeler