Tura Türk
HV
30 KASIM Pazar 08:58

Bilge İnsanlar Konuşur Çünkü Söyleyecek Bir Şeyleri Vardır; Aptal İnsanlar Konuşur Çünkü Bir Şey Söylemek Zorundadırlar

Ahmet Tekin
Ahmet Tekin

Bu söz, antik Yunan filozofu Platon’a atfedilir ve insanların iletişim biçimleri hakkında derin bir gözlem sunar. Platon, insanların konuşma ve iletişim ihtiyaçlarını iki temel gruba ayırarak, bilgelik ve cahillik arasında ince bir ayrım yapar. Bilge insanlar, bir düşünceyi ifade etmek veya yeni bir bakış açısı sunmak amacıyla konuşurken, cahil veya düşüncesiz insanlar, boş bir konuşma zorunluluğu içinde hareket ederler. Bu ayrım, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal bağlamda da büyük bir önem taşır. Bu makalede, bu sözün anlamı, günlük hayatta nasıl yankı bulduğu ve bireyler arasındaki iletişim kalitesini nasıl etkilediği üzerinde durulacaktır.

 

Bilgelik ve İletişim

 

Bilge insanlar, konuşmadan önce düşüncelerini tartarak ve söylediklerinin başkalarına nasıl etki edeceğini düşünerek hareket ederler. Bu bireyler, kelimelerin gücünü farkındadırlar ve her kelimeyi dikkatle seçerler. Bilge kişiler, bilgiyi yaymak, insanlara yol göstermek veya bir soruna çözüm üretmek için konuşmayı tercih ederler. Onlar için konuşmak, kendini ifade etmenin yanı sıra diğer insanları da düşünmeye ve anlamaya yönlendirmeyi amaçlar. Bu tür bir iletişim, topluma değer katar ve bireyler arasındaki bağları güçlendirir.

 

Örneğin, bir liderin kitlelere hitap ederken yalnızca bilgi vermekle kalmayıp aynı zamanda onlara bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemesi, bilge bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Bu tür kişiler, sözlerini seçerken hem bilgilerini aktarır hem de insanlara düşünmeleri için ilham verir. Böyle bir yaklaşım, konuşmanın yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir bilgi paylaşımı ve gelişim süreci olduğunu gösterir.

 

Zorunluluk İçinde Konuşma ve Boş Sözler

 

Aptal veya düşüncesiz insanlar ise, konuşmanın içsel veya toplumsal bir gereklilik olduğunu düşünürler. Konuşmalarında çoğunlukla içeriği boş, faydasız ve hatta zarar verici ifadeler bulunur. Bu bireyler, söylenenin içeriği veya faydası yerine yalnızca konuşmuş olmayı önemserler. Bu tip konuşmalar, başkalarını rahatsız edebilir, yanlış anlaşılmalara neden olabilir veya gereksiz tartışmalara yol açabilir. Bu tür bir iletişim, bilginin veya çözümün olmadığı yerde boş yere söz sarf etmenin yansımasıdır.

 

Bu durumda, konuşmanın temel amacının insanları anlamak veya bilgi aktarmak olmadığını, yalnızca kendini öne çıkarmak veya toplum içinde bir yer edinmek için konuşmanın bir araç olarak görüldüğünü anlarız. Bu, günümüzde sosyal medya gibi platformlarda sıkça karşılaştığımız bir durumdur. İnsanlar, yalnızca dikkat çekmek veya toplumsal bir konu hakkında bilgi sahibi olmadan fikir beyan etmek için konuşmakta, ancak bunun sonucunda faydalı bir bilgi üretiminden uzaklaşmaktadırlar.

 

Toplum İçinde Bilgece Konuşmanın Etkisi

 

Bilgece konuşmak, toplumsal değerlerin yükselmesine, yanlış bilgilerin azalmasına ve toplumun entelektüel düzeyde gelişmesine katkı sağlar. Bilge insanlar, konuşarak yalnızca kendilerini ifade etmezler, aynı zamanda başkalarının da düşüncelerini genişletmelerine yardımcı olurlar. Böylece toplumda bilgelik ve saygı gibi değerler artar. Bu yaklaşım, aynı zamanda insanların birbirlerini daha iyi anlamalarına, daha az önyargıyla hareket etmelerine ve ortak bir dil geliştirmelerine yardımcı olur.

 

Bu tür bir iletişim biçimi, toplumsal çatışmaları azaltabilir, yanlış anlaşılmaların önüne geçebilir ve bireylerin birbirlerini daha iyi anlamalarına katkı sağlar. Bilgili ve sağduyulu bir şekilde konuşmak, yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur ve bu durum, toplumun gelişimine doğrudan katkıda bulunur.

 

Günlük Hayatta Uygulama

 

Günlük yaşamda bilgece konuşmanın en büyük örneklerinden biri, aile içinde ya da iş yerinde yaşanan iletişimlerde kendini gösterir. İnsanlar arasındaki ilişkilerde, çoğu zaman dinleme ve anlamaya yönelik konuşmalar, boş konuşmalardan çok daha değerlidir. Dinlemeyi ve düşünmeyi önemseyen insanlar, daha doğru kararlar alır ve ilişkilerini daha sağlıklı bir şekilde sürdürürler. Diğer taraftan, yalnızca kendini ifade etme zorunluluğuyla yapılan konuşmalar, ilişkilerde anlaşmazlıklar ve sorunlar doğurabilir.

 

Bu bağlamda, Platon’un sözü bizlere önemli bir rehber sunmaktadır. İnsanlar, konuşmadan önce söylediklerinin içeriğini düşünmeli ve faydalı olup olmadığını tartmalıdır. Çünkü konuşmanın amacı yalnızca kendini ifade etmek değil, aynı zamanda diğer insanlarla anlamlı bir bağ kurmaktır. Bu durum, özellikle de modern toplumlarda, iletişimin daha hızlı ve kolay hale gelmesiyle daha da önem kazanmıştır.

 

Sonuç Olarak

 

Platon’un bu sözü, insan doğasının derin bir yönünü gözler önüne serer. Konuşmak, insanları birbirine yaklaştıran, bilgi ve düşünce alışverişini sağlayan önemli bir araçtır. Ancak bu aracın doğru kullanımı, bilgelik ve düşünce gerektirir. Bilge insanlar, konuşmalarında derinlik ve anlam barındırır; söyleneni dinlemeyi ve söyleyeceklerinin başkalarına etkisini önemserler. Diğer yandan, konuşmayı yalnızca bir zorunluluk olarak gören bireyler, düşüncesizce konuşarak, hem kendilerine hem de çevrelerine zarar verebilirler.

 

Bu bağlamda, her bireyin kendine şu soruyu sorması gerekir: Konuşurken gerçekten söyleyecek bir şeyimiz mi var, yoksa yalnızca konuşmuş olmak için mi konuşuyoruz? Bu soruya vereceğimiz yanıt, bizi bilgece konuşmanın anlam ve önemini kavramaya bir adım daha yaklaştırabilir.

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI TUTA TUTA TUTUNMAYI ÖĞRENDİM Yalanın Değdiği Kalpte Gerçek Bile Şüpheli Olur Parkta Salıncak Sırası Bekleyen Çocuk Gibi Bekledim Seni Doğru İnsanlar Kalmanın Bir Yolunu Her Zaman Bulur! Sizi Sevmeye Cesareti Olmayan İnsanlarla Bir Gelecek Hayal Etmeyin Aşk Bir Katil midir? Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur Kötülüğün Kökü Bilgisizliktir Bir İnsanın Eğitimi Yalnızca Kitaplarla Ölçülmez Çoğu İnsanın En Büyük Hatası, Başlamadan Önce Mükemmel Şartları Beklemesidir Hayat Kısa Değil, Sen Onu Boşa Harcıyorsun Bazen Sevmediğinden Değil, Yorulduğundan Vazgeçersin Kadınların Sessizce Tiksindiği Adam Rolleri: İlişkilerde Kayıp ve Yanlış Anlamalar Eğer Mutsuz Olmak İstemiyorsan Kalbini Sadece Kıymet Bilene Aç İkinci Şans Birincisine İhanettir Bir Gençlik Daha Harcanmaz Uğruna! Gerçek Zenginlik: Az Şeye İhtiyaç Duyabilmek Ölümden Korkan İnsan, Yaşayan Bir Köledir Gerçek Gücün Sessiz Tanığı: Vazgeçebildiklerimiz UMUT: ZENGİNİN LÜKSÜ, FAKİRİN EKMEĞİ Değerlisin Ama Değer misin? Kendi Devrimini Yapmadan Dünya Değişmez Düşüncenin Gücüyle Yeniden Başlamak “Seveceksen Ölçülü Sev Ki Sevgin Uzun Sürsün” Son Sığınak: Tavrını Seçme Özgürlüğü Herkesi Sev, Azına Güven, Kimseye Kötülük Etme SEVGİ YER DEĞİŞTİRDİ DÜNYADA HİÇBİR ŞEY SANA AİT DEĞİL… SEN NEYİN PEŞİNDESİN? Kusurları Sevmek: Aşkın Gerçek Yüzü İnsanlığa Yenilmek Seven İnsan Veda Eder mi? Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye Kötülüğün Gölgesinde İnsan: Kimse Kendi İsteğiyle Kötü Değildir Aşk Yalan Söyler mi? Sevdiğin Her Şey Kaybolabilir Ama Sevgi Geri Döner: Hayatın Döngüsünde Kayıp ve Umut AKLIN IŞIĞINDA: BİLGİNİN DOĞUŞU VE İNSAN ZİHNİNİN YARATICI GÜCÜ Sessizliğin Suçu: Haksızlığın Cezasız Kalması YALANIN GÖLGESİNDE GÜVENİN KIRILGANLIĞI Dostluk: Göründüğü Gibi Olmak ve Olduğu Gibi Görünmek Başlıksız İktidar: Güç Arzusu Olmadan Yönetmek Mümkün mü? DEMOKRASİ, EĞİTİMLİ HALKIN REJİMİDİR: CEHALETİN GÖLGESİNDEKİ SANDIK Kanun ve Adet, Zorla Değil İyilikle Yerleşirse Adalet Olur Demokratik Devletin Temeli Özgürlüktür Güç ve Adalet: Sessizlerin Çığlığı, Kudretlilerin Sessizliği Aptallığın Sonsuzluğu: Düşünmenin Tembelliği, İnsanın Felaketi Adaletin Olmadığı Yerde Ahlaktan Bahsedilemez Devletlerin Refahı: Para mı, Adalet mi? HÜKMETMEK KOLAY, İDARE ETMEK ZOR: KENDİMİZE HÜKMETMEYİ ÖĞRETEN HÜKÜMET Hiçbir Şey Güzel Olmayacak! Hukuk Mu, İktidarın Aracı mı? Adaletin Çift Standartlı Yüzü! Adalet Sistemi: Güçlüler İçin Özgürlük, Zayıflar İçin Cezalandırma mı? Uzayan Davalar ve Mağduriyetler: Yargı Süreçleri Nasıl Hızlandırılabilir? Ekonomide Büyüme mi, Derinleşen Kriz mi? Adalet ve Özgürlük Tartışması: Yargı Reformları mı Siyasal Baskılar mı? Eski Türkiye ve Yeni Türkiye: Nereye Gidiyoruz? Türkiye’nin Ekonomik Çıkmazı: Siyasi Kararların Gölgesinde Bir Kriz Umutsuzluğun Gölgesinde Yaşam: Ekonomik Çıkmaz ve İntihar Sevilmeye Bırakmak Gerçek Aşk: Şans Oyunlarından Bir Adım İleri Sevgi ve Yaşam Arasında Bir Denge Arayışı Haykırış ve İsyan: Sevginin Çığlığı Paranın Gölgesinde Sevgi Maskelerin Ardında ki Gerçeklik: Duyguların Gizli Dansı Sevgi: İnsanlığın En Değerli Hazinesi İnsanın Yapabildikleri ve Yapamadıkları Sevmek mi Günah Sevmemek mi? Din, Yanılsama ve İnsan Psikolojisi Üzerine Para ve Güç: İnsanlık Tarihi ve Modern Dünyadaki Etkileri Topluluk Yönetiminin Üstünlüğü: Çoğunluğun Yargısının Gücü Adaletin Kaynağı ve Hukukun Devlet Üzerindeki Rolü Özgürlüğün Sorumluluk Yükü ve İnsanların Bu Yükten Kaçış Eğilimi Bir İşe Başlamadan Önce Her Şey İmkansız Gibi Görünür: Başlama Cesaretinin Gücü Ekonomik Uçurum: Paranın Bekçileri Yanlış Yoldan Gitmenin Kolaylığı Kişilerin Başaklara Benzemesi: Olgunlaşma Süreci Üzerine Bir İnceleme Korkuyla İtaat Eden Kötü Adamlar, Sevgiyle İtaat Eden İyi Adamlar Üzerine Bir Düşünce Atatürk: Türk Milletinin Varoluşunu Koruyan Evrensel Lider Parayı Elde Etmekten Daha Zor Olan: Onu Korumak ve Büyütmek Sağlık ve Para Paradoksu: Hayatın İki Ucu Hayatın Gerçek Zenginliği: Sağlık Üzerine Bir Düşünce Başarı: Bir Yolculuk, Bir Varış Noktası Değil Dünyayı Değiştiren Çılgınlar: Büyük Değişimlere İmza Atanlar Çok Bakarsan Odak Noktanı Kaybedersin Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine: Neden Yüksek Beklentiler Hayal Kırıklığına Yol Açar? Gizli Güzellikler: Hayatın İnceliklerini Fark Etme Sanatı Korku ve Cesaretin İnce Çizgisi: Her Gün Ölmek mi, Bir Gün Ölmek mi? Gözlemle, Sus, Dinle, Az Yargıla, Çok Sor: Bilgelik Yolunda Beş İlke İyi İnsanların Gücü ve Cezalandırılmasının Şiddeti İnsan Anlam Arayışında Olan Bir Varlıktır Konuşma Sanatı: Aklın Kullanımı Üzerine Bir İnceleme Giden ve Ölen: İnsanın İki Büyük Acısı Eğitim ve Demokrasi: Bir Toplumun İnşası Fikir ve Düşünce Arasındaki Fark Geçmişteki Hataları Hatırlatmanın Zararları: İyileşme Sürecine Saygı Gösterin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Sığınmacı Yasası ve İskan Politikaları Büyük İskender'in Son Üç Arzusu ve Hayatın Gerçek Değerleri İyi ve Kötü: Aydınlık ve Karanlık Üzerine Bir İnceleme Güler yüzlü İhanet: İki Yüzlü İnsanlarla Baş Etmenin Yolları ve Stratejiler Ahmet Tekin'in Kaleminden: Aristoteles'in Mutluluk Anlayışı Üzerine Bir İnceleme Aristoteles'in Anıtı Üzerine: Atinalılar ve Himeraeos'un Trajik Hikayesi 19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Mutluluğun Anlamı: Ahmet Tekin'in Perspektifinden Bir Değerlendirme Kendini Bulmak ve Mutluluğun Yolu Sevgi, Gurur ve Özgürlük: İnsanı Anlamak Düşüş Anında Yakalayamadığımız Şeyler: Reflekslerin Gücü ve İnsan İlişkilerindeki Rolü Çeşitlilik İçinde İnsanlık: Kevaşe, Suriyeli, Hırsız ve Arsız Kayıp ve İyileşme Üzerine Düşünceler Gerçek Zenginlik: Hayat Deneyiminin Derinliği ve Anlamı Değişim ve İnsanın Doğasındaki Acı Stresin Kaynağı Olarak Geçim ve Ölüm: İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri Modern İlişkilerin Dinamikleri: Aşk, Özgürlük ve Tek Başına Olma Dünyanın Kiralık Sevgilerle Dolu Yüzü: Sevgi ve Açlık İlişkisi Cesaret ve Korkaklık Arasındaki İnce Çizgi: Korku Üzerine Düşünceler Evrenin Gizemli Dansı: Zaman, Mekân ve Kuvvet Modern Dünyanın İronisi: Para ve İnsanlık Cesaret, Güç ve Fikir: İnsanın İçsel Yolculuğu Unutma Ki Unuttun Beni: Unutulanlar Asla Unutmaz! Değerli Olma Üzerine Bir Bakış Açısı: Başarı ve Değer Arasındaki Fark Aşırı Samimiyet, İyilik ve Sevginin Tehlikeleri: Denge Esas Alınmalı mı? Günümüz Dünyasında Yönetim ve Uyku Arasındaki İnce Dengeler