Tura Türk
HV
30 KASIM Pazar 08:58

Dostluk: Göründüğü Gibi Olmak ve Olduğu Gibi Görünmek

Ahmet Tekin
Ahmet Tekin

İnsan hayatının belki de en değerli armağanlarından biri dostluktur. Yalnızca bir kelime gibi duran bu kavram, içinde sadakati, anlayışı, sabrı, merhameti ve en önemlisi gerçekliği barındırır. Ne var ki, gerçek dostluğu bulmak her zaman kolay değildir. Bugün, "Dost hem iyi görünen hem de iyi olan insandır." sözü üzerine düşünmek, bu kıymetli bağın doğasını daha iyi kavramamıza yardımcı olabilir.

Günümüz dünyasında insanlar artık daha çok görünüşlere aldanır oldu. Sosyal medyada parlayan yüzler, sahte gülümsemeler, yapmacık destek mesajları… Tüm bunlar samimiyetin yerini gösterişe bıraktığını düşündürüyor insana. İşte bu yüzden, iyi görünen ile gerçekten iyi olanı ayırt etmek, her zamankinden daha önemli hale geldi. Çünkü dost, yalnızca dışarıya karşı "iyiymiş gibi" görünen biri değil, kalbiyle, niyetiyle ve davranışlarıyla iyi olan kişidir.

Gerçek dostluk; çıkar için, menfaat için değil, içten bir sevgiyle kurulur. Bir dost, sizi sadece başarınızla, gücünüzle ya da neşenizle değil, en zor anlarınızla da kabul edebilendir. Yalnızca mutlu günlerinizde değil, karanlık gecelerinizde de yanınızda durandır. İyi görünen ama içten içe kıskançlık besleyen, dedikodunuzu yapan, düşüşünüzü dört gözle bekleyen kişiler dost değil, sadece iyi birer oyuncudurlar. Oysa gerçek dostluk, samimiyetin tiyatroya galip geldiği yerdir.

İyi Görünmek Yeter mi?

Bazı insanlar topluluklar içinde çok sempatik, çok sevecen bir görüntü çizebilir. Herkese sıcak yaklaşır, yardımsever görünür, güleryüzlü davranır. Fakat görünüşlerin ötesinde, bir insanın gerçek dost olup olmadığını zaman ve olaylar gösterir. Sınandığınız, zorlandığınız, düştüğünüz zamanlarda size el uzatan mı var, yoksa sessizce sırtını dönen mi? Gerçek dostluk, kriz anlarında belli olur.

İyi görünmek önemli bir meziyettir elbette; kimse kaba, kırıcı bir insanla dost olmak istemez. Ancak mesele sadece dış yüzeyde kalırsa, bu, geçici bir yanılsamadan ibaret olur. Derinlerde kötü niyet taşıyan bir insan, en güzel maskeyi de taksa sonunda niyetinin kokusu yayılır. Çünkü gerçek iyilik gizlenemez, sahte iyilik ise uzun vadede sürdürülemez.

Bu noktada, hem iyi görünen hem de özü itibarıyla iyi olan bir dost, insan için adeta bir nimet gibidir. O kişi size karşı şeffaftır; sevgisi de öfkesi de doğrudandır. Yanınızda bulunmak için bir hesap yapmaz, sevincinizi kıskanmaz, başarınızı kendininki gibi sahiplenir. İşte böyle dostlar, insanı hem büyütür hem de iyileştirir.

Dostun Özellikleri

Gerçek bir dostun birkaç temel özelliği vardır. Öncelikle samimidir. Ne düşünüyorsa onu söyler, dolambaçlı yollara başvurmaz. Sizi kırmak istemez ama gerektiğinde en dürüst şekilde uyarır. Hatalarınızı alkışlamaz, doğruyu göstermekten korkmaz. Çünkü amacı sizi yüceltmek, daha iyi bir insan olmanıza katkı sunmaktır.

İkinci olarak sadıktır. İyi gün dostu değil, her gün dostudur. Yanınızda olmak için bir neden aramaz; varlığınız ona yeterlidir. Hatalarınızı affedebilir, eksiklerinizi hoşgörüyle karşılar, ama asla kötü niyetinizi görmezden gelmez. Eğer içinizde bir karanlık taşıyorsanız, bunu yüzünüze söyler; çünkü gerçek dostluk, göz göre göre bir insanın kendine zarar vermesine sessiz kalamaz.

Üçüncü olarak, alçakgönüllüdür. Sizi sürekli kendisiyle kıyaslamaz. Başarınız karşısında içten bir sevinç duyar. Birlikte büyümeyi, birlikte öğrenmeyi önemser. Ego savaşlarına girmez; dostluk onun için bir üstünlük mücadelesi değil, bir dayanışma alanıdır.

Günümüzde Gerçek Dost Bulmak

Günümüzde gerçek dost bulmak zorlaştı. Çünkü insanlar arasındaki ilişkiler hızla ticarileşiyor. Menfaatler, çıkarlar, görünüşler ilişkilerin merkezine yerleşti. Birinin gerçek dost olup olmadığını anlamak için belki de uzun yıllar gerekir oldu. Bu yüzden sabırla, dikkatle, yaşadıkça insanları tanımak gerekiyor.

Gerçek dostlar nadirdir; tıpkı değerli mücevherler gibi bulunmaları zordur ama bir kez bulundu mu ömür boyu korunmalıdır. Onlarla ilişkilerde dürüstlük ve sadakat temel ilkeler olmalıdır. Unutulmamalıdır ki bir dost, ancak dostluk gördüğü yerde kalıcı olur. Eğer bir insanı kazanmak istiyorsanız, siz de ona gerçek bir dost gibi yaklaşmalısınız: Samimi, içten ve beklentisiz.

Dostlukta Güvenin Yeri

Gerçek dostluğun temel taşlarından biri güvendir. Güven olmadan dostluk, kuru bir kabuktan ibaret kalır. Bir dostun yanında rahatça ağlayabiliyor, en derin sırlarını paylaşabiliyor ve kendin olabiliyorsan, işte orada gerçek bir dostluk var demektir. Çünkü dost, yargılamak için değil, anlamak için dinler. Eleştirmek için değil, destek olmak için vardır.

Güven öyle kolay kurulan bir şey değildir. Birlikte geçirilen zamanlar, paylaşılan acılar, kutlanan sevinçler, aşılmış zorluklar hep güvenin tuğlalarını örer. Ve tıpkı bir bina gibi, güven de zamanla yükselir, ancak bir ihanetle yerle bir olabilir. Bu yüzden gerçek dostluklarda, insanlar birbirlerinin kalbini incitmekten ölesiye korkarlar. Çünkü bilirler ki, bir kere kırılan kalp, tamir edilse bile eski haline kolay kolay dönmez.

İşte bu yüzden hem iyi görünen hem de özü iyi olan bir dost, bir mücevher gibi korunmalıdır. Ona zarar verecek her davranıştan kaçınmalı, güveni sarsacak en küçük adımlardan bile sakınılmalıdır. Dostluk, güven üzerine inşa edilmiş bir köprüdür; bir tarafı yıkılırsa, diğer taraf da ayakta duramaz.

Gerçek Dostlukların Sessizliği

Gerçek dostluk bazen kelimelere bile ihtiyaç duymaz. Uzun sohbetler, saatlerce süren konuşmalar güzeldir elbette; ama bazen bir bakış, bir dokunuş, bir omuza baş koyuş bile her şeyi anlatabilir. Bir dostla sessizce oturup hiçbir şey konuşmadan, ama her şeyi paylaşarak zaman geçirmek, dostluğun en saf hallerinden biridir.

Çünkü dostluk, yalnızca eğlenceyi, kahkahayı değil, sessizliği de paylaşabilmektir. En derin acılarda, kelimesiz bir destek bulabilmektir. "Konuşmana gerek yok, ben seni anlıyorum" diyebilmektir. Bu sessizlik bile dostluğun ne kadar köklü ve gerçek olduğunu gösterir.

Bazen insanlar, dostlukları konuşarak inşa eder; bazen de birlikte susarak büyütür. İşte gerçek dostluk, bu iki hali de aynı anda taşıyabilen bir ilişkidir. Ne zaman konuşacağını, ne zaman susacağını bilen insanlar, birbirlerinin ruhunun en derinlerine dokunabilirler.

İyi Dostluklar Hayatımıza Ne Katar?

Gerçek dostluklar hayatımıza sadece mutluluk katmaz, aynı zamanda bizi dönüştürür. İyi dostlar, eksiklerimizi tamamlar, bizi daha iyi bir insan olmaya teşvik eder. Bizi desteklerken gerektiğinde yapıcı eleştirileriyle de büyümemize katkı sağlarlar.

Aynı zamanda dostluklar, hayatın kaçınılmaz zorluklarını aşmamıza yardımcı olur. Kaybettiğimizde, düştüğümüzde, pes etmek üzereyken bir dostun omzuna yaslanabilmek, insanın yeniden ayağa kalkmasına güç verir. Çünkü bir dost, size "Bunu da atlatacağız" diyebilen, ve gerçekten sizinle birlikte o yükü taşıyan kişidir.

İyi dostluklar, insanın kendine olan güvenini de artırır. Çünkü insan kendisini değerli hissettiği bir ortamda, kendi potansiyelinin farkına daha kolay varır. Desteklendiğini bilmek, sevilmek, kabul görmek... Bunlar, insanın ruhunu onarır ve geliştirir. Ve çoğu zaman bir dostun küçük bir teşviki, hayatımızda büyük değişimlerin kapısını aralayabilir.

Dostluk ve Zamanın İmtihanı

Dostluk, zamanın en büyük sınavlarından birine tabidir. İlk bakışta herkes dost canlısı, herkes iyi niyetli gibi görünebilir. Fakat zaman ilerledikçe, insan karakterinin gerçek yüzü ortaya çıkar. Kimileri ilk rüzgârda savrulup giderken, kimileri fırtınalara rağmen kök salmaya devam eder. İşte gerçek dostluklar bu uzun yolculukta belli olur.

İyi gün dostu çoktur; başarı, mutluluk ve neşe etrafınızda kalabalıklar oluşturur. Ancak kaybettiğinizde, düştüğünüzde, yalnız hissettiğinizde yanınızda kaç kişi kalıyor? Gerçek dostlar, hayatın zor dönemlerinde ortaya çıkar. Kimi zaman bir sessiz mesajla, kimi zaman omuz vererek, kimi zaman sadece yanında bulunarak... Çünkü gerçek dostluk, sadece var olmakla bile şifa verir.

Zamanla anlarız ki; bazıları hayatımıza ders olmak için gelir, bazıları da kalmak için. Ve dostluk, kalmaya niyetli olanların hikâyesidir. Birlikte yıllar geçse de, birbirinden uzak kalınsa da, dostluk bağı kopmaz. Gerçek dostlar, tıpkı yıldızlar gibidir; onları her zaman göremezsiniz, ama varlıklarını bilirsiniz.

Dostluğu Korumanın İncelikleri

Gerçek dostluklar kıymetlidir, ama bu kıymet kendiliğinden korunmaz. Emek ister, özveri ister, sabır ister. Nasıl ki bir çiçeğin büyümesi için suya, güneşe ve ilgiye ihtiyacı varsa; dostluk da öyle ilgiyle, anlayışla beslenmelidir.

İyi bir dost, kıymet bilir. Onun yanında küçük çıkar hesapları yapılmaz, bencilliklere yer verilmez. Kırıcı sözlerden kaçınılır, yanlış anlaşıldığında bile kötü niyet aranmaz. Çünkü dostlukta güven ve iyi niyet esas alınır.

Kimi zaman da dostlukta fedakârlık gerekir. Bazen kendi konforunuzdan ödün verirsiniz, bazen zamanınızdan, bazen enerjinizden... Ancak gerçek dostluk, bu fedakârlıkları bir yük gibi hissettirmez. İçten bir sevgiyle yapılan her şey, ilişkinin bağlarını daha da kuvvetlendirir.

Unutmamak gerekir ki, dostluk da insanlar gibidir: İlgi görmediğinde solar, emek verilmediğinde zamanla yıpranır. Bu yüzden gerçek dostluklar, tıpkı değerli bir hazine gibi korunmalı, zaman zaman hatırlanmalı ve minnetle beslenmelidir.

Son Söz: Dostluk Bir Sanattır

Dostluk yalnızca bir his değil, aynı zamanda bir sanattır. Emek ister, sabır ister, özveri ister. Gerçek dostluk, iki insanın hem iyi görünmeyi hem de iyi olmayı başarabildiği nadir bir bağdır. Dost, yalnızca göz önünde parlayan değil, kalbinizin derinliklerinde yankı bulan insandır. Ve unutmayın: İyi görünmek bir meziyettir; iyi olmak ise bir erdemdir. Gerçek dostluk, ancak bu iki meziyetin birleştiği yerde doğar.

Bu yüzden, çevremizdeki insanlara bakarken sadece gözlerimizle değil, gönlümüzle de bakmalıyız. Kim iyi görünüyor? Kim gerçekten iyi? Kim bizimle olduğu gibi, bizi olduğumuz gibi kabul ediyor? İşte o kişilere sımsıkı sarılmalı ve dostluklarına kıymet vermeliyiz. Çünkü gerçek dostlar, hayat yolculuğunda karanlık gecelerde yıldız, fırtınalarda sığınak, yalnızlıkta yoldaştır. Ahmet TEKİN

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI TUTA TUTA TUTUNMAYI ÖĞRENDİM Yalanın Değdiği Kalpte Gerçek Bile Şüpheli Olur Parkta Salıncak Sırası Bekleyen Çocuk Gibi Bekledim Seni Doğru İnsanlar Kalmanın Bir Yolunu Her Zaman Bulur! Sizi Sevmeye Cesareti Olmayan İnsanlarla Bir Gelecek Hayal Etmeyin Aşk Bir Katil midir? Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur Kötülüğün Kökü Bilgisizliktir Bir İnsanın Eğitimi Yalnızca Kitaplarla Ölçülmez Çoğu İnsanın En Büyük Hatası, Başlamadan Önce Mükemmel Şartları Beklemesidir Hayat Kısa Değil, Sen Onu Boşa Harcıyorsun Bazen Sevmediğinden Değil, Yorulduğundan Vazgeçersin Kadınların Sessizce Tiksindiği Adam Rolleri: İlişkilerde Kayıp ve Yanlış Anlamalar Eğer Mutsuz Olmak İstemiyorsan Kalbini Sadece Kıymet Bilene Aç İkinci Şans Birincisine İhanettir Bir Gençlik Daha Harcanmaz Uğruna! Gerçek Zenginlik: Az Şeye İhtiyaç Duyabilmek Ölümden Korkan İnsan, Yaşayan Bir Köledir Gerçek Gücün Sessiz Tanığı: Vazgeçebildiklerimiz UMUT: ZENGİNİN LÜKSÜ, FAKİRİN EKMEĞİ Değerlisin Ama Değer misin? Kendi Devrimini Yapmadan Dünya Değişmez Düşüncenin Gücüyle Yeniden Başlamak “Seveceksen Ölçülü Sev Ki Sevgin Uzun Sürsün” Son Sığınak: Tavrını Seçme Özgürlüğü Herkesi Sev, Azına Güven, Kimseye Kötülük Etme SEVGİ YER DEĞİŞTİRDİ DÜNYADA HİÇBİR ŞEY SANA AİT DEĞİL… SEN NEYİN PEŞİNDESİN? Kusurları Sevmek: Aşkın Gerçek Yüzü İnsanlığa Yenilmek Seven İnsan Veda Eder mi? Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye Kötülüğün Gölgesinde İnsan: Kimse Kendi İsteğiyle Kötü Değildir Aşk Yalan Söyler mi? Sevdiğin Her Şey Kaybolabilir Ama Sevgi Geri Döner: Hayatın Döngüsünde Kayıp ve Umut AKLIN IŞIĞINDA: BİLGİNİN DOĞUŞU VE İNSAN ZİHNİNİN YARATICI GÜCÜ Sessizliğin Suçu: Haksızlığın Cezasız Kalması YALANIN GÖLGESİNDE GÜVENİN KIRILGANLIĞI Başlıksız İktidar: Güç Arzusu Olmadan Yönetmek Mümkün mü? DEMOKRASİ, EĞİTİMLİ HALKIN REJİMİDİR: CEHALETİN GÖLGESİNDEKİ SANDIK Kanun ve Adet, Zorla Değil İyilikle Yerleşirse Adalet Olur Demokratik Devletin Temeli Özgürlüktür Güç ve Adalet: Sessizlerin Çığlığı, Kudretlilerin Sessizliği Aptallığın Sonsuzluğu: Düşünmenin Tembelliği, İnsanın Felaketi Adaletin Olmadığı Yerde Ahlaktan Bahsedilemez Devletlerin Refahı: Para mı, Adalet mi? HÜKMETMEK KOLAY, İDARE ETMEK ZOR: KENDİMİZE HÜKMETMEYİ ÖĞRETEN HÜKÜMET Hiçbir Şey Güzel Olmayacak! Hukuk Mu, İktidarın Aracı mı? Adaletin Çift Standartlı Yüzü! Adalet Sistemi: Güçlüler İçin Özgürlük, Zayıflar İçin Cezalandırma mı? Uzayan Davalar ve Mağduriyetler: Yargı Süreçleri Nasıl Hızlandırılabilir? Ekonomide Büyüme mi, Derinleşen Kriz mi? Adalet ve Özgürlük Tartışması: Yargı Reformları mı Siyasal Baskılar mı? Eski Türkiye ve Yeni Türkiye: Nereye Gidiyoruz? Türkiye’nin Ekonomik Çıkmazı: Siyasi Kararların Gölgesinde Bir Kriz Umutsuzluğun Gölgesinde Yaşam: Ekonomik Çıkmaz ve İntihar Sevilmeye Bırakmak Gerçek Aşk: Şans Oyunlarından Bir Adım İleri Sevgi ve Yaşam Arasında Bir Denge Arayışı Haykırış ve İsyan: Sevginin Çığlığı Paranın Gölgesinde Sevgi Maskelerin Ardında ki Gerçeklik: Duyguların Gizli Dansı Sevgi: İnsanlığın En Değerli Hazinesi İnsanın Yapabildikleri ve Yapamadıkları Sevmek mi Günah Sevmemek mi? Din, Yanılsama ve İnsan Psikolojisi Üzerine Para ve Güç: İnsanlık Tarihi ve Modern Dünyadaki Etkileri Topluluk Yönetiminin Üstünlüğü: Çoğunluğun Yargısının Gücü Adaletin Kaynağı ve Hukukun Devlet Üzerindeki Rolü Özgürlüğün Sorumluluk Yükü ve İnsanların Bu Yükten Kaçış Eğilimi Bilge İnsanlar Konuşur Çünkü Söyleyecek Bir Şeyleri Vardır; Aptal İnsanlar Konuşur Çünkü Bir Şey Söylemek Zorundadırlar Bir İşe Başlamadan Önce Her Şey İmkansız Gibi Görünür: Başlama Cesaretinin Gücü Ekonomik Uçurum: Paranın Bekçileri Yanlış Yoldan Gitmenin Kolaylığı Kişilerin Başaklara Benzemesi: Olgunlaşma Süreci Üzerine Bir İnceleme Korkuyla İtaat Eden Kötü Adamlar, Sevgiyle İtaat Eden İyi Adamlar Üzerine Bir Düşünce Atatürk: Türk Milletinin Varoluşunu Koruyan Evrensel Lider Parayı Elde Etmekten Daha Zor Olan: Onu Korumak ve Büyütmek Sağlık ve Para Paradoksu: Hayatın İki Ucu Hayatın Gerçek Zenginliği: Sağlık Üzerine Bir Düşünce Başarı: Bir Yolculuk, Bir Varış Noktası Değil Dünyayı Değiştiren Çılgınlar: Büyük Değişimlere İmza Atanlar Çok Bakarsan Odak Noktanı Kaybedersin Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine: Neden Yüksek Beklentiler Hayal Kırıklığına Yol Açar? Gizli Güzellikler: Hayatın İnceliklerini Fark Etme Sanatı Korku ve Cesaretin İnce Çizgisi: Her Gün Ölmek mi, Bir Gün Ölmek mi? Gözlemle, Sus, Dinle, Az Yargıla, Çok Sor: Bilgelik Yolunda Beş İlke İyi İnsanların Gücü ve Cezalandırılmasının Şiddeti İnsan Anlam Arayışında Olan Bir Varlıktır Konuşma Sanatı: Aklın Kullanımı Üzerine Bir İnceleme Giden ve Ölen: İnsanın İki Büyük Acısı Eğitim ve Demokrasi: Bir Toplumun İnşası Fikir ve Düşünce Arasındaki Fark Geçmişteki Hataları Hatırlatmanın Zararları: İyileşme Sürecine Saygı Gösterin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Sığınmacı Yasası ve İskan Politikaları Büyük İskender'in Son Üç Arzusu ve Hayatın Gerçek Değerleri İyi ve Kötü: Aydınlık ve Karanlık Üzerine Bir İnceleme Güler yüzlü İhanet: İki Yüzlü İnsanlarla Baş Etmenin Yolları ve Stratejiler Ahmet Tekin'in Kaleminden: Aristoteles'in Mutluluk Anlayışı Üzerine Bir İnceleme Aristoteles'in Anıtı Üzerine: Atinalılar ve Himeraeos'un Trajik Hikayesi 19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Mutluluğun Anlamı: Ahmet Tekin'in Perspektifinden Bir Değerlendirme Kendini Bulmak ve Mutluluğun Yolu Sevgi, Gurur ve Özgürlük: İnsanı Anlamak Düşüş Anında Yakalayamadığımız Şeyler: Reflekslerin Gücü ve İnsan İlişkilerindeki Rolü Çeşitlilik İçinde İnsanlık: Kevaşe, Suriyeli, Hırsız ve Arsız Kayıp ve İyileşme Üzerine Düşünceler Gerçek Zenginlik: Hayat Deneyiminin Derinliği ve Anlamı Değişim ve İnsanın Doğasındaki Acı Stresin Kaynağı Olarak Geçim ve Ölüm: İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri Modern İlişkilerin Dinamikleri: Aşk, Özgürlük ve Tek Başına Olma Dünyanın Kiralık Sevgilerle Dolu Yüzü: Sevgi ve Açlık İlişkisi Cesaret ve Korkaklık Arasındaki İnce Çizgi: Korku Üzerine Düşünceler Evrenin Gizemli Dansı: Zaman, Mekân ve Kuvvet Modern Dünyanın İronisi: Para ve İnsanlık Cesaret, Güç ve Fikir: İnsanın İçsel Yolculuğu Unutma Ki Unuttun Beni: Unutulanlar Asla Unutmaz! Değerli Olma Üzerine Bir Bakış Açısı: Başarı ve Değer Arasındaki Fark Aşırı Samimiyet, İyilik ve Sevginin Tehlikeleri: Denge Esas Alınmalı mı? Günümüz Dünyasında Yönetim ve Uyku Arasındaki İnce Dengeler