Tura Türk
HV
30 KASIM Pazar 08:58

Değerlisin Ama Değer misin?

Ahmet Tekin
Ahmet Tekin

Hayatta bazen her şeyden daha kıymetli hissettiririz birini. Varlığına şükrettiğimiz, gülüşünü ezberlediğimiz, incinmesin diye kendi kalbimizi parçaladığımız insanlar olur. Onlar için yaptığımız fedakârlıklar, zaman zaman kendimize bile yabancılaştırır bizi. Bir bakmışız ki, sınırlarımızı silmişiz. Beklentisiz sevmek adına kendimizi yok saymışız. Oysa bir gün aynaya bakınca içimizden yankılanan cümle şu olur:
“Ben bu kadar değer verirken, o bana değer mi verdi?”

Birine Değer Vermek Kolaydır, Ama...

Değer vermek, yüreğin temizliğinden doğar. Kimine göre bir tebessümle başlar, kimine göre canını dişine takarak. Ama asıl mesele, o değerin karşılığını bulup bulmadığıdır. Sevgi, emek ve sadakat… Tüm bunları sunduğumuz kişi, bizim değerimizi gerçekten görüyorsa, bu bir karşılıktır; alışveriş değildir. Ama çoğu zaman fark ederiz ki, biz “değerlisin” derken, karşımızdaki “acaba değer mi?” diye sorgulamış bizi.

Kendimizi Kaybederken Bulduğumuz Sessizlik

Birini seversin, onun her şeyiyle. Eksikleriyle, kırıklarıyla, hatalarıyla. Gözündeki bir damla yaşa bile dayanamayıp kendi gözyaşını içine akıtırsın. Ama gün gelir, o insan senin yokluğunda bile bir şey eksilmiyor gibi yaşarsa, kalbindeki fırtına dinerken büyük bir sessizlik çöküyor içimize:
“Ben değer verdim, ama değer miydim?”

İşte bu noktada en çok kendimizle yüzleşiyoruz. Kendimizi sevilmeye değer hissetmediğimiz bir noktaya sürüklediğimizin farkına varıyoruz. Çünkü bazen, birini göklere çıkarırken, kendimizi yerin dibine batırmışız da haberimiz yok.

Değer, Gösterilmediğinde Yaraya Dönüşür

Bir çiçek düşünün… Ne kadar güzel olursa olsun, su vermezsen solacaktır. Sevgi de böyle bir şey. İlgiyle, emekle, anlayışla beslenmedikçe kurur. Biz her sabah o çiçeği sularken, o çiçeğin bizi fark etmesini bekleriz. Ama o sadece toprağa gömülü olduğunu sanıyorsa, biz su vermeye devam etsek ne olur?

Birinin gözünde değerli olmak güzel. Ama gözünün içine baka baka seni hiçe sayan birinin, kalbinde yer aramak kadar acı bir şey yok.

Kendi Değerini Bilmeyen, Başkasının Gölgesinde Kaybolur

İnsan bazen öyle sever ki, kendini unutmak ona zarar vermez gibi gelir. Ama bir bakarsın, aynadaki suretin tanınmaz hale gelmiş. Kimliğini, duruşunu, varlığını bir başkasının onayına teslim etmişsin.

İşte o an sormalı kendine:
“Ben kendi değerimi ne zaman unuttum?”

Kendini değersiz hissettiren her bağ, bir zehirdir. Seni küçülten her söz, ruhunu kemiren bir kurt. Ve sen, susarak büyütüyorsun o zehri iç dünyanda. Oysa sadece bir adım geriye çekilsen, göreceksin: Sen değerlisin ama önce sen, kendine değer misin?

Değer Vermekle Değer Kaybetmek Arasında İnce Bir Çizgi Var

Bazen sevdiğimiz insanlar bize değer verdiğini zannederiz, çünkü alışmışızdır onların varlığına. Alışkanlıkları sevgiyle karıştırmak gibi bir yanılgıya düşeriz. Oysa gerçek sevgi, varlığını sadece yanında olduğunda değil, yokluğunda da hissettirir.

Biriyle yürürken değil, onunla yol ayrımına geldiğinde anlarsın ne kadar değerli olduğunu. Sırtını döndüğünde seni unutan biri, yüzüne gülerken içini ısıtamaz. İşte tam bu yüzden, birilerine “değerlisin” demeden önce, kendi içinden şu soruyu sormalısın:
“O kişi gerçekten bu değeri hak ediyor mu?”

Kırık Kalplerin Sessizliği

Değer verip de kırıldığın insanlar vardır. Üstelik onların bir kere bile seni düşündüğünden şüphe etmeyip, her yanlışlarına “olsun” diyerek sustuğun… Ama insan hep susamaz. Bir noktada kalp dolar, suskunluk sızlamaya başlar. Ve sızlayan her şey, bir gün ağlamaya dönüşür.

İşte o zaman, gözyaşların sadece birine değil, kendine de dökülür:
“Ben bu kadar emek verdim… Ya o, tek bir çabayı çok gördü.”

Sonunda Sadece Kendin Kalırsın

Bazen birilerini kazanmak için kendinden verirsin. Ama fark etmezsin; kazandıkça kaybediyorsundur. O kişiyi değil, kendini… Sevgini, inancını, masumiyetini…

Bir gün döner bakarsın arkana, kimse yok. Ama aynaya baktığında, kendin de yoksun. O yüzden ne kadar seversen sev, kendinden eksiltmeden yap bunu. Çünkü gerçek sevgi, başkasını büyütürken seni yok etmez. Gerçek değer, kendini kaybetmeden bir başkasında kalabilmektir.

Kendine Veremediğin Değeri Başkasına Vermekle Övünme

İçinde yarım kalan sevgilerin yükünü, başkalarına verdiğin değerde telafi etmeye çalışırsın bazen. Kendi yaralarını saramazken, başkasının her küçük sızısında kendini paralamak gibi bir huy edinmişsindir. Ama fark etmezsin: Sen, aslında hep eksik birinden fazla bir şey beklemişsindir.

Kendine bile göstermediğin anlayışı, başkalarına sunduğun sürece kendi kalbine ihanet etmiş olursun. Çünkü kendini görmeyen bir yürek, başkasının bakışlarında anlam aramakla yorulur. Ve işin en acı tarafı şudur:
Kendine veremediğin değeri, başkasına verirken tüketirsin.

Sana Ne Zaman “Değersiz” Hissettirdilerse, Orası Dönüm Noktandı

Hayatta bazı anlar vardır, seni bir cümleyle bitirirler. “Abartıyorsun”, “Hassassın”, “Bunu bile mi anlayamadın?” gibi küçücük kelimeler, içinde yıllarca onarılmayacak izler bırakır. Sana ne zaman değersiz hissettirdilerse, o an bir şeyler değişmiştir. Belki bunu hemen fark etmezsin, ama içindeki sevgi çekilmeye başlar.

Bir insana sürekli değer verip, ondan yalnızca yok sayılmayı görmek… İşte bu, insanı değiştiren en derin kırılmadır. O an başlar sorgulamalar:
“Beni bu hale kim getirdi?” değil, “Ben kendimi bu hale niye getirdim?” diye…

Seni Unutanlar İçin Kendini Hatırlatmaktan Vazgeç

Sürekli sen ararsın. Sürekli sen sorarsın. Doğum gününü hatırlayan olmaz ama sen onların en küçük sevincinde bile yanlarındasındır. Onlar seni unutur, sen hatırlatmaya çalışırsın. Ama bir gün gelir, tüm bu çaban seni yok eder. Çünkü kimse sana “Ben de seni düşündüm” demez.

Ve o zaman anlarsın:
Kendini sürekli hatırlattığın insanlar, aslında seni unutmamışlardır; sadece umursamamışlardır.

İşte bu farkındalık canını yakar ama seni özgürleştirir. Çünkü gerçek sevgi, kendini ispat etmeye mecbur hissettiğin yerde filizlenmez. Sevgi, varlığınla bile kıymetli olabildiğin yerde yeşerir.

Değer Gören Bir Kalp, Sessiz Bile Olsa Şükreder

Bazen iki kelime yetiyor bir insanı iyileştirmeye: “İyi ki varsın.” Belki bir omuz, belki bir içten bakış… İşte o an, en büyük kıymetini hissedersin. Çünkü insanı değerli hissettiren süslü cümleler değil, göz ardı edilmeyen varlığıdır.

Değer gören bir kalp, sessizliğinde bile huzur taşır. Çünkü bilir ki, birinin yanında olmak için çırpınmasına gerek yoktur; zaten o yer, onun için ayrılmıştır. Ve böyle bir yerde yaşanan sevgi, ne tüketir ne de tüketilir.

Sadece olduğu gibi kabullenilir, büyür ve yürekten yüreğe şifa olur.

Gitmeyi Bilmek de Kendine Verilen Bir Değerdir

Bazen kalmak değil, gitmek daha güçlü bir duruştur. Çünkü her kalış, biraz daha yok sayılmak demektir. Ve sen, ne kadar çok kalırsan; onlar o kadar az kıymet verir. Çünkü alışırlar sana, varlığını sıradanlaştırırlar.
Oysa sen, kimsenin sıradanı olacak kadar basit değilsin.

Kendine değer vermek; gerekirse gözyaşlarınla vedalaşmak, alışkanlıklarına karşı durmak ve artık gitmeyi bilmekle başlar. Bu bir kaçış değil, bir uyanıştır. Seni unutanlardan, seni görmeyenlerden, seni sevmemeyi seçenlerden uzaklaşmaktır.

Çünkü sen değerlisin ama kendin için değer misin? Bütün mesele burada başlar…

SON SÖZ: Değerli Olmak Yetmez, Değer Görmek de Gerekir

Sen değerlisin, evet… Ama birine göre değil, kendine göre değerlisin. Ve unutma: Değer, onu fark edebilenin elinde anlam kazanır. Sana “değerlisin” diyen çok olur, ama gerçekten “değer veren” azdır. Gözünün içine bakıp da, ruhunu hissedebilen, sessizliğinde bile seni anlayan birini bulursan; işte o zaman sadece değerli değil, aynı zamanda değer gören de olursun. Ahmet TEKİN

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI TUTA TUTA TUTUNMAYI ÖĞRENDİM Yalanın Değdiği Kalpte Gerçek Bile Şüpheli Olur Parkta Salıncak Sırası Bekleyen Çocuk Gibi Bekledim Seni Doğru İnsanlar Kalmanın Bir Yolunu Her Zaman Bulur! Sizi Sevmeye Cesareti Olmayan İnsanlarla Bir Gelecek Hayal Etmeyin Aşk Bir Katil midir? Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur Kötülüğün Kökü Bilgisizliktir Bir İnsanın Eğitimi Yalnızca Kitaplarla Ölçülmez Çoğu İnsanın En Büyük Hatası, Başlamadan Önce Mükemmel Şartları Beklemesidir Hayat Kısa Değil, Sen Onu Boşa Harcıyorsun Bazen Sevmediğinden Değil, Yorulduğundan Vazgeçersin Kadınların Sessizce Tiksindiği Adam Rolleri: İlişkilerde Kayıp ve Yanlış Anlamalar Eğer Mutsuz Olmak İstemiyorsan Kalbini Sadece Kıymet Bilene Aç İkinci Şans Birincisine İhanettir Bir Gençlik Daha Harcanmaz Uğruna! Gerçek Zenginlik: Az Şeye İhtiyaç Duyabilmek Ölümden Korkan İnsan, Yaşayan Bir Köledir Gerçek Gücün Sessiz Tanığı: Vazgeçebildiklerimiz UMUT: ZENGİNİN LÜKSÜ, FAKİRİN EKMEĞİ Kendi Devrimini Yapmadan Dünya Değişmez Düşüncenin Gücüyle Yeniden Başlamak “Seveceksen Ölçülü Sev Ki Sevgin Uzun Sürsün” Son Sığınak: Tavrını Seçme Özgürlüğü Herkesi Sev, Azına Güven, Kimseye Kötülük Etme SEVGİ YER DEĞİŞTİRDİ DÜNYADA HİÇBİR ŞEY SANA AİT DEĞİL… SEN NEYİN PEŞİNDESİN? Kusurları Sevmek: Aşkın Gerçek Yüzü İnsanlığa Yenilmek Seven İnsan Veda Eder mi? Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye Kötülüğün Gölgesinde İnsan: Kimse Kendi İsteğiyle Kötü Değildir Aşk Yalan Söyler mi? Sevdiğin Her Şey Kaybolabilir Ama Sevgi Geri Döner: Hayatın Döngüsünde Kayıp ve Umut AKLIN IŞIĞINDA: BİLGİNİN DOĞUŞU VE İNSAN ZİHNİNİN YARATICI GÜCÜ Sessizliğin Suçu: Haksızlığın Cezasız Kalması YALANIN GÖLGESİNDE GÜVENİN KIRILGANLIĞI Dostluk: Göründüğü Gibi Olmak ve Olduğu Gibi Görünmek Başlıksız İktidar: Güç Arzusu Olmadan Yönetmek Mümkün mü? DEMOKRASİ, EĞİTİMLİ HALKIN REJİMİDİR: CEHALETİN GÖLGESİNDEKİ SANDIK Kanun ve Adet, Zorla Değil İyilikle Yerleşirse Adalet Olur Demokratik Devletin Temeli Özgürlüktür Güç ve Adalet: Sessizlerin Çığlığı, Kudretlilerin Sessizliği Aptallığın Sonsuzluğu: Düşünmenin Tembelliği, İnsanın Felaketi Adaletin Olmadığı Yerde Ahlaktan Bahsedilemez Devletlerin Refahı: Para mı, Adalet mi? HÜKMETMEK KOLAY, İDARE ETMEK ZOR: KENDİMİZE HÜKMETMEYİ ÖĞRETEN HÜKÜMET Hiçbir Şey Güzel Olmayacak! Hukuk Mu, İktidarın Aracı mı? Adaletin Çift Standartlı Yüzü! Adalet Sistemi: Güçlüler İçin Özgürlük, Zayıflar İçin Cezalandırma mı? Uzayan Davalar ve Mağduriyetler: Yargı Süreçleri Nasıl Hızlandırılabilir? Ekonomide Büyüme mi, Derinleşen Kriz mi? Adalet ve Özgürlük Tartışması: Yargı Reformları mı Siyasal Baskılar mı? Eski Türkiye ve Yeni Türkiye: Nereye Gidiyoruz? Türkiye’nin Ekonomik Çıkmazı: Siyasi Kararların Gölgesinde Bir Kriz Umutsuzluğun Gölgesinde Yaşam: Ekonomik Çıkmaz ve İntihar Sevilmeye Bırakmak Gerçek Aşk: Şans Oyunlarından Bir Adım İleri Sevgi ve Yaşam Arasında Bir Denge Arayışı Haykırış ve İsyan: Sevginin Çığlığı Paranın Gölgesinde Sevgi Maskelerin Ardında ki Gerçeklik: Duyguların Gizli Dansı Sevgi: İnsanlığın En Değerli Hazinesi İnsanın Yapabildikleri ve Yapamadıkları Sevmek mi Günah Sevmemek mi? Din, Yanılsama ve İnsan Psikolojisi Üzerine Para ve Güç: İnsanlık Tarihi ve Modern Dünyadaki Etkileri Topluluk Yönetiminin Üstünlüğü: Çoğunluğun Yargısının Gücü Adaletin Kaynağı ve Hukukun Devlet Üzerindeki Rolü Özgürlüğün Sorumluluk Yükü ve İnsanların Bu Yükten Kaçış Eğilimi Bilge İnsanlar Konuşur Çünkü Söyleyecek Bir Şeyleri Vardır; Aptal İnsanlar Konuşur Çünkü Bir Şey Söylemek Zorundadırlar Bir İşe Başlamadan Önce Her Şey İmkansız Gibi Görünür: Başlama Cesaretinin Gücü Ekonomik Uçurum: Paranın Bekçileri Yanlış Yoldan Gitmenin Kolaylığı Kişilerin Başaklara Benzemesi: Olgunlaşma Süreci Üzerine Bir İnceleme Korkuyla İtaat Eden Kötü Adamlar, Sevgiyle İtaat Eden İyi Adamlar Üzerine Bir Düşünce Atatürk: Türk Milletinin Varoluşunu Koruyan Evrensel Lider Parayı Elde Etmekten Daha Zor Olan: Onu Korumak ve Büyütmek Sağlık ve Para Paradoksu: Hayatın İki Ucu Hayatın Gerçek Zenginliği: Sağlık Üzerine Bir Düşünce Başarı: Bir Yolculuk, Bir Varış Noktası Değil Dünyayı Değiştiren Çılgınlar: Büyük Değişimlere İmza Atanlar Çok Bakarsan Odak Noktanı Kaybedersin Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine: Neden Yüksek Beklentiler Hayal Kırıklığına Yol Açar? Gizli Güzellikler: Hayatın İnceliklerini Fark Etme Sanatı Korku ve Cesaretin İnce Çizgisi: Her Gün Ölmek mi, Bir Gün Ölmek mi? Gözlemle, Sus, Dinle, Az Yargıla, Çok Sor: Bilgelik Yolunda Beş İlke İyi İnsanların Gücü ve Cezalandırılmasının Şiddeti İnsan Anlam Arayışında Olan Bir Varlıktır Konuşma Sanatı: Aklın Kullanımı Üzerine Bir İnceleme Giden ve Ölen: İnsanın İki Büyük Acısı Eğitim ve Demokrasi: Bir Toplumun İnşası Fikir ve Düşünce Arasındaki Fark Geçmişteki Hataları Hatırlatmanın Zararları: İyileşme Sürecine Saygı Gösterin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Sığınmacı Yasası ve İskan Politikaları Büyük İskender'in Son Üç Arzusu ve Hayatın Gerçek Değerleri İyi ve Kötü: Aydınlık ve Karanlık Üzerine Bir İnceleme Güler yüzlü İhanet: İki Yüzlü İnsanlarla Baş Etmenin Yolları ve Stratejiler Ahmet Tekin'in Kaleminden: Aristoteles'in Mutluluk Anlayışı Üzerine Bir İnceleme Aristoteles'in Anıtı Üzerine: Atinalılar ve Himeraeos'un Trajik Hikayesi 19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Mutluluğun Anlamı: Ahmet Tekin'in Perspektifinden Bir Değerlendirme Kendini Bulmak ve Mutluluğun Yolu Sevgi, Gurur ve Özgürlük: İnsanı Anlamak Düşüş Anında Yakalayamadığımız Şeyler: Reflekslerin Gücü ve İnsan İlişkilerindeki Rolü Çeşitlilik İçinde İnsanlık: Kevaşe, Suriyeli, Hırsız ve Arsız Kayıp ve İyileşme Üzerine Düşünceler Gerçek Zenginlik: Hayat Deneyiminin Derinliği ve Anlamı Değişim ve İnsanın Doğasındaki Acı Stresin Kaynağı Olarak Geçim ve Ölüm: İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri Modern İlişkilerin Dinamikleri: Aşk, Özgürlük ve Tek Başına Olma Dünyanın Kiralık Sevgilerle Dolu Yüzü: Sevgi ve Açlık İlişkisi Cesaret ve Korkaklık Arasındaki İnce Çizgi: Korku Üzerine Düşünceler Evrenin Gizemli Dansı: Zaman, Mekân ve Kuvvet Modern Dünyanın İronisi: Para ve İnsanlık Cesaret, Güç ve Fikir: İnsanın İçsel Yolculuğu Unutma Ki Unuttun Beni: Unutulanlar Asla Unutmaz! Değerli Olma Üzerine Bir Bakış Açısı: Başarı ve Değer Arasındaki Fark Aşırı Samimiyet, İyilik ve Sevginin Tehlikeleri: Denge Esas Alınmalı mı? Günümüz Dünyasında Yönetim ve Uyku Arasındaki İnce Dengeler