Tura Türk
HV
30 KASIM Pazar 08:58

Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye

Ahmet Tekin
Ahmet Tekin

Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye

Sevgi, İlk Bakışta Başlar...

Birini sevmek kolaydır derler, gerçekten de öyledir. Bazen bir tebessüm yeter, bazen bir cümle kalbe dokunur. Sevgi çoğu zaman beklenmedik bir anda çarpar kapıyı. Sorgulamazsın, hesap yapmazsın; sadece hissedersin. Kalp, başka bir kalbin sesini duymuştur artık. Gözlerin başka gözlerde sabitlenir, aklın bir isme demir atar.

Ama işte tam burada başlar hayatın bize sorduğu en zor sorulardan biri:

"Sevdiğin için bekleyebilecek misin?"

Çünkü sevmek bir kıvılcımdır, beklemekse o kıvılcımı söndürmeden içinde taşıyabilmektir. Sevgiyi korumak, sabretmek ve zamanın getirdiği tüm sınavlara göğüs germektir beklemek. Ve herkes buna hazır değildir.

Beklemek, Kalbin Cesaretidir

Beklemek, sandığımız gibi pasif bir bekleyiş değildir. O, kalbin en güçlü eylemlerinden biridir. Çünkü beklemek, vazgeçmemektir. Bir umut uğruna, bir ihtimal uğruna inatla, sadakatle, kararlılıkla kalabilmektir.

Her gün gözünün değdiği saate anlam yüklemektir. Her gece “Belki yarın gelir” diye uyumaktır. Telefonun her titreyişiyle heyecanlanmak ama o mesajı yine ondan bulamayınca da yıkılmadan devam etmektir.

Çünkü beklemek, kalpten verilen bir söz gibidir:

“Senin yokluğunda bile seni sevmeye devam edeceğim.”

Zamanın Sabrıyla Sınanmak

İnsan ruhu beklerken değişir. İlk başlarda heyecan vardır, umut yüksektir. Fakat zaman geçtikçe sabır yıpranır, beklenti ağırlaşır. Geceler uzar, sessizlik daha derinleşir. Ve o sessizlikte insan en çok kendisiyle yüzleşir. Sevgi gerçekten kalıcı mı? Yoksa sadece bir anlık heves miydi?

Zaman, sevginin samimiyetini test eder.

Çünkü gerçek sevgi, zamanla çürüyorsa zaten o en başta eksik kurulmuştur.

Ama zamanla daha da kök salıyorsa, işte o zaman kıymetlidir.

Modern Zamanlarda Beklemenin Yalnızlığı

Bugünlerde insanlar ne yazık ki sabırsız. Her şeyin hızlandığı, her duygunun anında yaşandığı bir çağda, beklemek neredeyse unutulmuş bir eylem haline geldi.

Bir mesaj geç gelince hemen küslükler başlıyor. Bir görüşme iptal edilince sevgi sorgulanıyor. İnsanlar duygularına bile zaman tanımıyor artık. Çünkü herkesin hayatında "vakit kaybı" endişesi var.

Ama gerçek şu ki, en kıymetli şeyler zamanla olur.

Sevdiğin insan bir sebep yüzünden gelemiyorsa, onu bekleyebilmek bir zarafet, bir iç huzur meselesidir. Ama modern insan, her şeyi çabucak yaşayıp tüketmek istiyor. Bekleyemiyor çünkü alışık değil. Çünkü sabır, tüketim kültürünün ezberine ters düşüyor.

Vazgeçmeden Sevmek: Bekleyen Kazanır mı?

Elbette beklemek her zaman kavuşmayla sonuçlanmaz. Kimi zaman o çok sevdiğin insan bir daha hiç dönmez. Kimi zaman sen beklerken o unutmuştur. Ama yine de bekleyen insan kaybetmez. Çünkü o, duygusunun arkasında durmuş, sevgisine sahip çıkmıştır.

Bugün hâlâ bazı aşk hikâyeleri dillerdeyse, nedeni sadece sevgi değil; bekleyişin kutsallığıdır. Beklemek, aşkı masal yapan detaydır. Kavuşan iki sevgiliyi yücelten şey, ayrılıkla yoğrulmuş sadakatleridir. Yoksa anlık tutkulu yakınlıklar her köşe başında yaşanıyor zaten. Ama yıllarca sevdiğini unutmayan, onun için dua eden, her güne “Bugün gelir mi?” diye başlayan insanların aşkı bambaşkadır.

Herkes Sevebilir... Ama Herkes Bekleyemez

Bu yüzden sevmekle beklemek arasındaki fark, aslında bir insanın karakterini gösterir.

Sevgi bir duygudur ama bekleyiş bir duruştur.

Sevgi içgüdüsel olabilir ama bekleyiş bilinçli bir tercihtir.

Sevgide herkes eşit olabilir; ama bekleyişte insan ayrılır. Kimileri ilk zorlukta vazgeçer, kimileri yıllar geçse bile içinde bir umut kırıntısını diri tutar.

Ve aslında gerçek sevgi, en çok da o umut kırıntısında yaşar. O küçük kıvılcımı söndürmeden taşıyabilmektir mesele.

Sonsuz Bekleyiş Mümkün mü?

İnsanın sabrı sınırsız mıdır? Beklemek ne zamana kadar doğrudur? Bu soruların cevabı kişiye ve sevginin derinliğine göre değişir. Ancak şurası kesin: Bekleyişin bir ömrü vardır ama aşkın varsa, o ömür uzayabilir.

Bazı insanlar bir mevsimi, bazıları bir yılı bekler. Ama bazıları, kalbinin sahibini bir ömür boyu beklemeye gönüllüdür. Bu insanlar için zamanın önemi yoktur. Onlar için önemli olan, bekledikleri kişidir. Her geçen gün, bir hatırayı daha büyütür içlerinde.

Bu bekleyiş bazen yıllara yayılır ve insanı dönüştürür. Ya daha güçlü bir kalp çıkar ortaya ya da yorgun bir yalnızlık. Fakat her iki halde de beklemek, insana kendisini tanıtan, iç dünyasını derinleştiren bir yolculuktur.

Kavuşamamak da Bir Aşk Hâlidir

Toplum olarak kavuşmayı mutlu son sayarız. Bir hikâye varsa sonunda kavuşma olmalı deriz. Ama unuturuz ki, en büyük aşklar, bazen hiç kavuşamayanlar arasında yaşanır. Çünkü kavuşamayanların aşkı zamanla efsaneleşir. Onların sevgisi ete kemiğe bürünmemiştir; bu yüzden hiç kirlenmemiştir.

Kavuşamamak, sevdadan eksiltmez. Aksine ona bir derinlik, bir sonsuzluk katar. Belki dokunamazsın, belki konuşamazsın ama kalbinin içinde bir yer var ki, her zaman ona aittir. Ve bu, kimsenin elinden alamayacağı, zamana yenilmeyecek kadar güçlü bir sevgidir.

Bazen kavuşamayanlar, gerçekten sevenlerdir. Çünkü onların aşkı, beklentisizdir. Bir “olur mu?” sorusuna değil, bir “olsun da nasıl olursa olsun” duasına tutunmuştur.

Beklemek Sadece Birini Değil, Kendini de Sevmektir

Çoğu zaman insanlar beklemeyi yalnızca bir başkası için yapılan bir fedakârlık zanneder. Oysa beklemek, bir tür kendini tanıma biçimidir de. Sabretmeyi öğrenirken kendinle yüzleşir, duygularını tanır, sınırlarını fark edersin.

Beklediğin süre boyunca kendine zaman tanırsın, eksiklerini görürsün, belki de büyürsün. Bazen sadece o kişiyi değil, kendi içindeki sevgiyi de bekliyorsundur. Belki de o kişi gelene kadar, senin önce kendine gelmen gerekiyordur.

Çünkü bazen gerçek sevgi, önce kendine duyduğun saygıyla başlar. Sabırlı olmak, sebat etmek, iç sesini dinlemek... Bunların hepsi seni daha olgun bir insana dönüştürür. Ve belki de o beklediğin insan geldiğinde, sen artık bambaşka, çok daha hazır bir sen olmuşsundur.

Son Söz: Beklemek, Sevgiyi Zamana Emanet Etmektir

Sevmek, "Seni seviyorum" demektir.
Beklemek ise, “Senin yokluğunda da seni seviyorum” diyebilmektir.

Sevgi güzel, evet. Ama asıl güzellik, o sevginin zaman içinde değişmeden, eksilmeden kalabilmesidir. İşte o zaman aşk, bir masal değil; gerçeğin ta kendisi olur.

Unutma:
Birini sevmek güzel, ama beklemek... İşte o, gerçek sevdanın adıdır.
Herkes sever. Ama herkes bekleyemez.
Çünkü beklemek sabır ister, vefa ister, yürek ister.

Ben Hep Sevilmek İstediğim Gibi Sevdim

Kendi Kalbimden Başladım Sevmeye

Bazı insanlar sevgiyi dışarıda arar; ben içimde buldum. Çünkü ben sevilmeyi nasıl hayal ettiysem, bir başkasını da o hayalin sıcaklığıyla sevdim.
Korundum mu? Hayır. Kırıldım mı? Evet, çokça. Ama yine de sevgimden hiç vazgeçmedim. Çünkü biliyordum ki, sevgi önce içten gelir. Ve ben hiçbir zaman birini yarım sevmedim.

Herkesin sevgi anlayışı farklıdır; kimisi ilgiyle, kimisi sözlerle, kimisi varlığıyla sever. Ben ise, sevilmek istediğim gibi sevdim.
Yani koşulsuzca, sabırla, anlayışla…
Bir gün gider diye korkmadan, beklenti koymadan. Kalbimin en yumuşak yerinden tuttum ellerini sevdiğim insanların. Onlar bunu fark etti mi bilmiyorum, ama ben hep hissettirdim.

Karşılık Beklemeden Sevmek: Bir Cesaret İşidir

Zor olan, birinin seni aynı şekilde sevip sevmeyeceğini bilmeden sevmektir.
Ben bu zoru seçtim. Çünkü sevgide hesap yapmak bana göre değildi. Sevdiğimde, bir gün döner mi, aynı duyguyu paylaşır mı, beni benim gibi anlar mı diye düşünmedim.
Çünkü bana göre sevgi, bir gönül armağanıdır.
Ve armağan, karşılık beklenmeden verilir.

Bazıları bunu zayıflık sandı.
Oysa bu, en büyük cesaretti: Kırılmayı göze alarak sevmek.
Karşılık görmeyince eksilmek yerine daha da derinleşmek…
Ben sevgiyi ticaret gibi görmedim.
Benim kalbim, karşılıksız da olsa, güzelliği içinde saklayan bir bahçeydi.

Kimse Gibi Olmadım, Kendim Gibi Sevdim

Ne moda aşklara uyum sağladım, ne başkalarının sevgisine özenip sevdim.
Ben kendi iç sesime kulak verdim.
Başkasının gösterdiği sevgi şekillerine değil, kendi yüreğimin diline güvendim.
Çünkü samimiyet, başkasını taklit ederek değil, içinden geldiği gibi davranarak yaşanır.

Ben birini sevdiğimde, onun hangi çiçeği sevdiğini öğrendim. Hangi şarkıda gülümsediğini, hangi filmde ağladığını. Çünkü ben öyle bir sevgiyi hak ettiğimi düşündüm: Detaylarda var olan, emekle büyüyen bir sevgi.

Ben başkası nasıl severse öyle sevmedim.
Ben nasıl sevilmek istiyorsam, öyle sevdim.
Kırılgan, içten, koruyucu, derin…
Yani belki "fazla" gelen bir sevgiyle.
Ama benimki buydu. Azı değil, çoğu.

Sevgi Bir Ayna Gibidir, Ama Herkes Aynaya Bakmaz

Ben sevgimi verirken hep bir yansıma bekledim. Değil bir teşekkür, bir bakış bile yeterdi bazen.
Ama şunu fark ettim:
Sevgi, ayna gibidir; ama herkes aynaya bakacak cesareti gösteremez.
Bazıları sadece sevilmek ister, sevmeyi bilmez.
Bazıları ise alışkın değildir böyle bir sevgiye, ürker.
Çünkü derin sevgiler, yüzeysel hayatları zorlar.

Ben, beni korkutmayan bir sevgi düşledim.
Birine güvenirken yüreğimi saklamak zorunda kalmadığım bir sevgi.
Ve karşılığını bulamasam bile, o sevgiyi vermekten hiç pişman olmadım.
Çünkü bu, benim gerçeğimdi.
Ben kendim gibi sevdim, sahici sevdim.
Zaten başka türlüsü elimden gelmezdi.

Sevgimde Hesap Yoktu, Sadece Niyet Vardı

Birine “Ben seni olduğun gibi sevdim” diyebilmek kolay değildir.
Ama ben bunu çokça dedim.
Kimseyi değiştirmeye çalışmadım. Onun olması gerektiği gibi değil, olduğu gibi sevdim. Çünkü ben de öyle sevilmek istedim.
Yaralarım sarılsın, yorgunluğum anlaşılsın, yanımda susulabilsin istedim.
Ben sevdiklerime bunu sundum.
Onların iç sesi oldum, yanında olmadan bile yanında olmayı bildim.

Ama çoğu zaman sevgimin kıymeti, yokluğumda anlaşıldı.
Ve bu, sevilmek isteyen kalbimin en büyük sınavıydı.
Sevmenin kolay, kıymet bilmenin zor olduğunu yaşayarak öğrendim.

Sıradanlığın Değil, Derinliğin Peşindeydim

Benim sevgim süslü kelimelerle değil, küçük anlarla büyüdü.
Bir mesajda, bir bekleyişte, bir sarılmada yaşadı.
Çünkü ben gündelik heveslerin değil, kalıcı derinliklerin peşindeydim.
Sevdiğim insanın gözlerine baktığımda, onun yorgunluğunu anlayacak kadar içten bir sevgiyle yaklaştım.

Ama ne yazık ki günümüz ilişkileri hızla tüketilen hislerden ibaret.
Kimse zaman ayırmak, anlamak, emek vermek istemiyor.
Herkes sevilmek istiyor ama kimse sevmeye niyetli değil.

Ben ise bu dünyaya inat, sevdim.
Sevdiğim insanların yükünü almaya çalıştım.
Çünkü bana göre sevgi, sadece güzel günlerin değil; en zor anların da ortaklığıydı.

Son Söz: Sevmek Yetmedi Ama Yine De Eksik Kalmadım

Ben sevilmek istediğim gibi sevdim.
Kırıldım mı? Evet.
Yalnız kaldım mı? Çok.
Ama vicdanım hep rahattı. Çünkü kalbimi saklamadım.
Eksik sevmekle değil, fazla sevmekle suçlandım.
Olsun. Ben eksik sevmeyi hiç beceremedim zaten.

Çünkü benim sevgim, sevgi dilenen bir kalpten değil, sevgi sunan bir yürekten geliyordu.
Ve bilirim ki bu dünyada bazı insanlar vardır, sadece sevmek için doğmuştur.
Ben onlardan biriyim.
Kendim gibi sevdim.
Bir gün, birileri de beni öyle sevebilir umuduyla… Ahmet Tekin

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI TUTA TUTA TUTUNMAYI ÖĞRENDİM Yalanın Değdiği Kalpte Gerçek Bile Şüpheli Olur Parkta Salıncak Sırası Bekleyen Çocuk Gibi Bekledim Seni Doğru İnsanlar Kalmanın Bir Yolunu Her Zaman Bulur! Sizi Sevmeye Cesareti Olmayan İnsanlarla Bir Gelecek Hayal Etmeyin Aşk Bir Katil midir? Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur Kötülüğün Kökü Bilgisizliktir Bir İnsanın Eğitimi Yalnızca Kitaplarla Ölçülmez Çoğu İnsanın En Büyük Hatası, Başlamadan Önce Mükemmel Şartları Beklemesidir Hayat Kısa Değil, Sen Onu Boşa Harcıyorsun Bazen Sevmediğinden Değil, Yorulduğundan Vazgeçersin Kadınların Sessizce Tiksindiği Adam Rolleri: İlişkilerde Kayıp ve Yanlış Anlamalar Eğer Mutsuz Olmak İstemiyorsan Kalbini Sadece Kıymet Bilene Aç İkinci Şans Birincisine İhanettir Bir Gençlik Daha Harcanmaz Uğruna! Gerçek Zenginlik: Az Şeye İhtiyaç Duyabilmek Ölümden Korkan İnsan, Yaşayan Bir Köledir Gerçek Gücün Sessiz Tanığı: Vazgeçebildiklerimiz UMUT: ZENGİNİN LÜKSÜ, FAKİRİN EKMEĞİ Değerlisin Ama Değer misin? Kendi Devrimini Yapmadan Dünya Değişmez Düşüncenin Gücüyle Yeniden Başlamak “Seveceksen Ölçülü Sev Ki Sevgin Uzun Sürsün” Son Sığınak: Tavrını Seçme Özgürlüğü Herkesi Sev, Azına Güven, Kimseye Kötülük Etme SEVGİ YER DEĞİŞTİRDİ DÜNYADA HİÇBİR ŞEY SANA AİT DEĞİL… SEN NEYİN PEŞİNDESİN? Kusurları Sevmek: Aşkın Gerçek Yüzü İnsanlığa Yenilmek Seven İnsan Veda Eder mi? Kötülüğün Gölgesinde İnsan: Kimse Kendi İsteğiyle Kötü Değildir Aşk Yalan Söyler mi? Sevdiğin Her Şey Kaybolabilir Ama Sevgi Geri Döner: Hayatın Döngüsünde Kayıp ve Umut AKLIN IŞIĞINDA: BİLGİNİN DOĞUŞU VE İNSAN ZİHNİNİN YARATICI GÜCÜ Sessizliğin Suçu: Haksızlığın Cezasız Kalması YALANIN GÖLGESİNDE GÜVENİN KIRILGANLIĞI Dostluk: Göründüğü Gibi Olmak ve Olduğu Gibi Görünmek Başlıksız İktidar: Güç Arzusu Olmadan Yönetmek Mümkün mü? DEMOKRASİ, EĞİTİMLİ HALKIN REJİMİDİR: CEHALETİN GÖLGESİNDEKİ SANDIK Kanun ve Adet, Zorla Değil İyilikle Yerleşirse Adalet Olur Demokratik Devletin Temeli Özgürlüktür Güç ve Adalet: Sessizlerin Çığlığı, Kudretlilerin Sessizliği Aptallığın Sonsuzluğu: Düşünmenin Tembelliği, İnsanın Felaketi Adaletin Olmadığı Yerde Ahlaktan Bahsedilemez Devletlerin Refahı: Para mı, Adalet mi? HÜKMETMEK KOLAY, İDARE ETMEK ZOR: KENDİMİZE HÜKMETMEYİ ÖĞRETEN HÜKÜMET Hiçbir Şey Güzel Olmayacak! Hukuk Mu, İktidarın Aracı mı? Adaletin Çift Standartlı Yüzü! Adalet Sistemi: Güçlüler İçin Özgürlük, Zayıflar İçin Cezalandırma mı? Uzayan Davalar ve Mağduriyetler: Yargı Süreçleri Nasıl Hızlandırılabilir? Ekonomide Büyüme mi, Derinleşen Kriz mi? Adalet ve Özgürlük Tartışması: Yargı Reformları mı Siyasal Baskılar mı? Eski Türkiye ve Yeni Türkiye: Nereye Gidiyoruz? Türkiye’nin Ekonomik Çıkmazı: Siyasi Kararların Gölgesinde Bir Kriz Umutsuzluğun Gölgesinde Yaşam: Ekonomik Çıkmaz ve İntihar Sevilmeye Bırakmak Gerçek Aşk: Şans Oyunlarından Bir Adım İleri Sevgi ve Yaşam Arasında Bir Denge Arayışı Haykırış ve İsyan: Sevginin Çığlığı Paranın Gölgesinde Sevgi Maskelerin Ardında ki Gerçeklik: Duyguların Gizli Dansı Sevgi: İnsanlığın En Değerli Hazinesi İnsanın Yapabildikleri ve Yapamadıkları Sevmek mi Günah Sevmemek mi? Din, Yanılsama ve İnsan Psikolojisi Üzerine Para ve Güç: İnsanlık Tarihi ve Modern Dünyadaki Etkileri Topluluk Yönetiminin Üstünlüğü: Çoğunluğun Yargısının Gücü Adaletin Kaynağı ve Hukukun Devlet Üzerindeki Rolü Özgürlüğün Sorumluluk Yükü ve İnsanların Bu Yükten Kaçış Eğilimi Bilge İnsanlar Konuşur Çünkü Söyleyecek Bir Şeyleri Vardır; Aptal İnsanlar Konuşur Çünkü Bir Şey Söylemek Zorundadırlar Bir İşe Başlamadan Önce Her Şey İmkansız Gibi Görünür: Başlama Cesaretinin Gücü Ekonomik Uçurum: Paranın Bekçileri Yanlış Yoldan Gitmenin Kolaylığı Kişilerin Başaklara Benzemesi: Olgunlaşma Süreci Üzerine Bir İnceleme Korkuyla İtaat Eden Kötü Adamlar, Sevgiyle İtaat Eden İyi Adamlar Üzerine Bir Düşünce Atatürk: Türk Milletinin Varoluşunu Koruyan Evrensel Lider Parayı Elde Etmekten Daha Zor Olan: Onu Korumak ve Büyütmek Sağlık ve Para Paradoksu: Hayatın İki Ucu Hayatın Gerçek Zenginliği: Sağlık Üzerine Bir Düşünce Başarı: Bir Yolculuk, Bir Varış Noktası Değil Dünyayı Değiştiren Çılgınlar: Büyük Değişimlere İmza Atanlar Çok Bakarsan Odak Noktanı Kaybedersin Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine: Neden Yüksek Beklentiler Hayal Kırıklığına Yol Açar? Gizli Güzellikler: Hayatın İnceliklerini Fark Etme Sanatı Korku ve Cesaretin İnce Çizgisi: Her Gün Ölmek mi, Bir Gün Ölmek mi? Gözlemle, Sus, Dinle, Az Yargıla, Çok Sor: Bilgelik Yolunda Beş İlke İyi İnsanların Gücü ve Cezalandırılmasının Şiddeti İnsan Anlam Arayışında Olan Bir Varlıktır Konuşma Sanatı: Aklın Kullanımı Üzerine Bir İnceleme Giden ve Ölen: İnsanın İki Büyük Acısı Eğitim ve Demokrasi: Bir Toplumun İnşası Fikir ve Düşünce Arasındaki Fark Geçmişteki Hataları Hatırlatmanın Zararları: İyileşme Sürecine Saygı Gösterin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Sığınmacı Yasası ve İskan Politikaları Büyük İskender'in Son Üç Arzusu ve Hayatın Gerçek Değerleri İyi ve Kötü: Aydınlık ve Karanlık Üzerine Bir İnceleme Güler yüzlü İhanet: İki Yüzlü İnsanlarla Baş Etmenin Yolları ve Stratejiler Ahmet Tekin'in Kaleminden: Aristoteles'in Mutluluk Anlayışı Üzerine Bir İnceleme Aristoteles'in Anıtı Üzerine: Atinalılar ve Himeraeos'un Trajik Hikayesi 19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Mutluluğun Anlamı: Ahmet Tekin'in Perspektifinden Bir Değerlendirme Kendini Bulmak ve Mutluluğun Yolu Sevgi, Gurur ve Özgürlük: İnsanı Anlamak Düşüş Anında Yakalayamadığımız Şeyler: Reflekslerin Gücü ve İnsan İlişkilerindeki Rolü Çeşitlilik İçinde İnsanlık: Kevaşe, Suriyeli, Hırsız ve Arsız Kayıp ve İyileşme Üzerine Düşünceler Gerçek Zenginlik: Hayat Deneyiminin Derinliği ve Anlamı Değişim ve İnsanın Doğasındaki Acı Stresin Kaynağı Olarak Geçim ve Ölüm: İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri Modern İlişkilerin Dinamikleri: Aşk, Özgürlük ve Tek Başına Olma Dünyanın Kiralık Sevgilerle Dolu Yüzü: Sevgi ve Açlık İlişkisi Cesaret ve Korkaklık Arasındaki İnce Çizgi: Korku Üzerine Düşünceler Evrenin Gizemli Dansı: Zaman, Mekân ve Kuvvet Modern Dünyanın İronisi: Para ve İnsanlık Cesaret, Güç ve Fikir: İnsanın İçsel Yolculuğu Unutma Ki Unuttun Beni: Unutulanlar Asla Unutmaz! Değerli Olma Üzerine Bir Bakış Açısı: Başarı ve Değer Arasındaki Fark Aşırı Samimiyet, İyilik ve Sevginin Tehlikeleri: Denge Esas Alınmalı mı? Günümüz Dünyasında Yönetim ve Uyku Arasındaki İnce Dengeler