Gazeteci N. Başaran, Özgür Özel’e ve bazı milletvekillerine soruşturma açılacağını söyledi. İleride göreceğiz. Çünkü rejimin sistemine uyumlu olunması isteniyor. Parasal konular üzerinden, Özgür Özel’e de FETÖ soruşturması açılacağı konuşuluyor. Ağlar mısın, güler misin?
Ülkede yargı, kurumlar, güç odakları ve siyaset temsilcileri arasında kimler kimlerle, belli değil. Aslında Özgür Bey, geçmişinizle yüzleşseniz; 17-25 Aralık sürecinde yolsuzlukları ortaya çıkaran görevlileri ziyaret edip dinleseniz, KHK ile hukuksuz şekilde ihraç edilenleri tarafsızca dinleseniz, ülkede adalet var mı, görürdünüz.
TBMM’de milletvekilleriniz ve belediye başkanlarınızla birlikte topyekûn istifa ederek Anadolu’ya çıkın, seçimi zorlayın. Yoksa akıbetiniz çok kötü olabilir; siyaset yasağı da gündeme gelebilir. Çünkü bu işler kademe kademe geldi.
Ayakkabı kutularındaki paraları görmediniz. Üstelik ABD’de suçlanan kişilere destek verdiniz. İktidarın sırlarını görmek istemediniz. Davaları, gazeteci Müyesser Yıldız kadar takip etmediniz. Sömürü düzenlerinin meşruiyet verdiği iktidara zaman zaman destek oldunuz. KHK ile hukuksuz biçimde ihraç edilenlerin hakkını bile savunmak istemediniz.
Ne diyelim? Adaleti olmayan bir rejimden niçin korktunuz?
Geçmişinizle yüzleşin. Aynı hukuksuzluklar şimdi size de geliyor. Rahmetli Aşık Veysel’in dediği gibi: “Hareketin önünde hiçbir engel duramaz.” Demek ki keyfiliğin acısı size de ulaştı.
Mahallecilikle adalet savunulmaz. Hakikati savunmak, tarafgirlikle olmaz. Planlarınızı, yapacaklarınızı ve çözüm önerilerinizi ortaya koyun. Çünkü cadı avı size de geldi; hatta başlamış durumda.
Hukukun ve bağımsız yargının suçlu olduğuna karar verdiği kişiyi körü körüne savunmak ahlaki değildir. Ben “suçluyu savunun” demiyorum. Ancak masumun yanında olmak gerekir.
Rahmetli Erol Güngör Hoca’nın dediği gibi: “Firavuna karşı mücadele etmek önemlidir ama Musa’nın yanında durmak da gerekir.”
Adalet herkese lazımdır. Adalet, devletin temelidir. Adalet kurumları ticarethane ya da AVM değildir. Hukuk devletinde bunlar yaşanmamalıdır.
Kemal Tahir, “Yorgun Savaşçı” eserinde şöyle der:
“Memlekette adalet; paşa keyfine, ağa parasına, efendi hatırına dağıtılırsa, o memleketin haritasını çizmeye gerek yoktur; zaten dağılmıştır.”
Nihal Atsız da:
“Haklıyı haksızdan ayırmayan mahkeme, düşman ordusundan daha tehlikelidir. Çünkü düşman açıktan vurur, o ise içerden çürütür.” der.
Adalet sisteminin bozulması, iç çürümeyi beraberinde getirir. Bir toplum gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa, gerçeği söyleyenlerden de o kadar nefret eder.
Ahlak; hayatın insanı içine soktuğu durumlar karşısındaki tavırlarımızı belirleyen davranış bütünüdür. İnsan; hikmet, iffet, akıl ve adalet üzerine anlamlı bir hayat kurar. Her statünün sorumluluğu, adaletten geçer.
Cumhuriyetin mirası olan bir partinin görevi, temizliği kirletmemektir. Kirli rejimlerin söylemlerine aldanıp, kim olursa olsun insanları peşinen suçlamak çözüm değildir.
“Bir milletin ahlakı dişleri gibidir; çürüdüğü nispette acısı hissedilir.”
Tarih; halkı, masumları ve adalet için mücadele edenleri de, ihanet edenleri de unutmaz.
Akıl, bilim, demokrasi, hukuk ve ahlak; doğruya götüren pusuladır. Bu millet zalimi değil, zulme direnenleri ve adaleti savunanları sever, sayar ve bağrına basar. Toplumla esas sözleşme de bunun üzerine kurulmalıdır. Kemal Albayrak
















