google.com, pub-5635234458637791, DIRECT, f08c47fec0942fa0

TUTA TUTA TUTUNMAYI ÖĞRENDİM

Ahmet Tekin

28-11-2025 23:55

Hayat bazen bize düşmeyi öğretmeden kalkmayı öğretmez. Bazen de tutunmayı, bırakabilmekten öğreniriz. İnsan, kaç kere elinden kayıp gittiğini gördükten sonra daha sıkı sarılmayı öğrenir; kaç kere sarıldığının boşa gittiğini fark ettikten sonra da kime sarılmayacağını…

Ben de öyle öğrendim tutunmayı.

Düşe kalka. Dene dene. Yana yana. Tuta tuta.

Çünkü hiçbirimiz dünyaya güçlü doğmuyoruz. Hiçbirimiz başımıza geleni ilk seferde kaldıracak kadar dayanıklı değiliz. Güç dediğimiz şey; zamanın, acının, kaybın, hayal kırıklığının ve vazgeçişlerin yoğurduğu bir karakter hamurudur. İnsan, acıdan geçmeden olgunlaşamaz; tutunacak bir dal kalmadığında kendi köküne tutunmayı öğrenir.

Ve ben…

Hayat bana ne çok “bırak” dedi.

Ama ben her seferinde “yeniden dene” dedim.

TUTUNMAK, GÜVENMEKTİR ASLINDA

Birisine, bir hayale, bir hayata tutunmak… Bunların hepsi güvenmekle başlar. Ama bir gün biri gelir ve o güveni kırar. O zaman tutunduğun yer değil, tutunma şeklin değişir.

Artık iki elle değil, tek elle tutarsın.

Artık ağırlığını değil, temkinini verirsin.

Artık hemen sarılmazsın, önce bakarsın.

Çünkü tutunmayı öğrenmek, aynı zamanda yanılmayı kabul etmek demektir.

Ben artık biliyorum:

İnsan en çok güvendiği yerden kırılır ama en çok kırıldığı yerden de güçlenir.

HER BIRAKIŞ, BİR ÖĞREYİŞTİ

Hayatımda çok şey bıraktım. İnsanlar, duygular, hayaller, yollar, ihtimaller…

Bazen kendi isteğimle bıraktım, bazen bırakılmaya zorlandım, bazen elimdeki güç yetmedi.

Ama her bıraktığım şey bana bir şey öğretti:

Hiçbir tutunuş, karşılıksızsa uzun sürmez.

Hiçbir insan, sevmeyi bilmiyorsa tutunmayı hak etmez.

Hiçbir duygu, tek taraflıysa taşıyamaz.

Bıraktıkça öğrendim ki, tutunmak sadece elde tutmak değildir; kendini korumak için vazgeçmeyi de bilmektir.

TUTUNMAK, HAYATTA KALMA SANATIDIR

Hayatta her şey bir sınav aslında.

Kimi insanlar ilk rüzgârda savrulur, kimi insanlar fırtınaya meydan okur.

Kimi insanlar tutacak bir dal arar, kimi insanlar kök salar.

Ben tutunmayı öğrendim, çünkü hayatta kalmayı öğrendüm.

Kalbim kırıldığında susmayı, kıranlarla konuşmamayı;

değersiz hissettiğimde değerimi kendi içimde aramayı;

kimsenin sahip çıkmadığı yerde kendime sahip çıkmayı öğrendim.

Hayat, bana tutunacağım şeyi göstermeden önce tutunamayacağım her şeyi gösterdi.

Ve bu iyi ki böyle oldu.

KİME TUTUNDUĞUN, KİM OLACAĞINI BELİRLER

Bazen insanlar birbirlerine rastgele değil, ihtiyaçla tutunur.

Çünkü herkesin bir yarası, bir boşluğu, bir eksik yanı vardır.

Ama gerçek tutunma, eksiklikten değil tamlığa giden yoldaki iyi niyetten oluşur.

Yanında seni hafifleten insanlar olmalı.

Düştüğünde elini tutan, yürürken yanında duran insanlar…

Çünkü tutunmak bir zorunluluk değil; bir paylaşımdır.

Eğer bir insana tutunuyorsan ve o seni bırakıyorsa, bu senin hatan değildir.

Kimse sıkı tutmadığı şeyi kaybetti diye suçlanamaz.

Ben de öyle öğrendim:

Bırakanı bırakmayı, kalanla yürümeyi, hak edene bağlanmayı…

KENDİME TUTUNDUĞUM GÜN DÜŞMEKTEN KORKMAYI BIRAKTIM

Bir gün anladım ki, insanın gerçek desteği başkaları değil, kendi içindeki güçtür.

Ben kendi acılarıma, kendi hayallerime, kendi yoluma tutundukça büyüdüm.

Kendi iç sesim sustukça değil, konuştukça iyileştim.

Ve fark ettim ki en sağlam tutunuş, insanın kendi omzudur.

Kimse kalmasa da, kimse anlamasa da, kimse sarılmasa da…

İnsan kendine sarılmayı öğrenince, kaybolmuyor.

Ben kaybolmadım.

Çünkü tuta tuta tutunmayı öğrendim.

Hem hayata, hem kendime, hem de yeniden başlamanın mümkün olduğuna.

Her Yaranın Öğrettiği Bir Dokunuş Vardır

Bazı yaralar vardır, iyileşmek için zaman değil; farkındalık ister.

İlk anda can yaksa da, üzerindeki kabuk düştüğünde orada yeni bir derinin filizlendiğini görürsün.

Ben de her acıdan bir dokunuş öğrendim.

Ne kadar incinmişsem o kadar hassaslaştım, ne kadar kaybetmişsem o kadar değer anladım.

Bazen bir yara, bir insana “bundan sonra nereye tutunmalısın?” diye fısıldayan tek öğretmendir.

İnsan Bırakıldıkça Değil, Kendini Bıraktıkça Kaybolur

Çoğu zaman bizi başkaları değil, kendi içimizdeki pes edişler tüketir.

Bir insanın en tehlikeli düşmanı, kendi umutsuzluğudur.

O yüzden tutunmak bazen dışarıya değil, içeriye yapılan bir yolculuktur.

Ben kendimi bıraktığım her yerde dağıldım, kendime tutunduğum her yerde toparlandım.

Hayatın en büyük sırrı da budur zaten:

Kendini bırakırsan düşersin, kendine tutunursan yükselirsin.

Kalabalıklarda Değil, Sessizliklerde Güçlenir İnsan

Gürültünün içinde herkes güçlüymüş gibi görünür,

ama gerçek güç, insanın kendi sessizliğinde ayağa kalkmasıdır.

Kimse görmeden, kimse bilmeden, kimse duymadan…

Ben sessizliğimi sevmeyi öğrendim.

Çünkü orada yıkılmalarım da vardı, kalkışlarım da.

Ve sessizlik bana şunu öğretti:

Bir insan kendine tutunmayı sessizce öğrenir, başkalarına göstermeden büyür.

Bazen En Ağır Yük Sevdiğin İnsanlardır

Tutunmak güzeldir, ama herkes taşınmaz.

Bazı insanlar senin omzuna değil, tüm ruhuna ağırlık olur.

Seni yukarı çekecek yerde aşağı çeker,

yürürken destek olacak yerde sürükler.

Ben en çok sevdiğim sandığım insanlardan yoruldum hayatımda.

Ve sonunda öğrendim:

Her sevdiğine tutunmak zorunda değilsin;

çünkü bazı insanlar sevgiyi değil, bağımlılığı öğretir.

Hayatın Bize Verdiği En Büyük Hediye: Yeniden Başlayabilme Cesareti

Düşmek kötüdür, evet.

Ama yeniden kalkmak… İşte o mucizedir.

Tutunmak bazen bir insana değil, yeni bir ihtimale gerek duyar.

İnsan umudu kaybettiğinde tükenir, umudu yeniden bulduğunda doğar.

Ben her başlangıcımda biraz daha kendime yaklaştım.

Çünkü yeniden başlamak, “kendine bir şans daha vermek” demektir.

Tutunmak, Bazen Bir Gülüş Kadardır

Hayatta çok küçük şeyler çok büyük anlamlar taşır.

Bir bakış, bir dokunuş, bir tebessüm…

Bazen o küçücük gülüş, günlerdir karanlıkta bekleyen ruhuna ışık olur.

Ben defalarca karanlığa düştüm ve her seferinde küçük bir ışık buldum.

O ışık kimi zaman bir insan, kimi zaman bir söz, kimi zaman bir umut oldu.

Ve anladım ki:

Tutunmak bazen dev adımlarla değil, minicik bir gülümsemeyle başlar.

Ne Kadar Kırıldıysan, O Kadar Güçlü Tutunursun Hayata

Hiç kırılmamış bir insan güçlü değildir, sadece sınanmamıştır.

Ama kırılıp da dağılmamayı başaran biri…

İşte o dayanıklıdır.

Ben ne kadar kırıldıysam, o kadar güçlü bir insan oldum.

Çünkü kırık yerlerimden sızan ışık, bana yönümü gösterdi.

Hayat ne kadar üzerime geldiyse, ben o kadar tutundum.

Ve sonunda öğrendim:

Kırılmak zayıflık değil, yeniden şekillenmenin başlangıcıdır.

SON SÖZ

Her insanın bir tutunma hikâyesi vardır.

Benimki düşe kalka yazıldı, seninki belki susa susa, belki yara yara…

Ama unutma:

Tutunmak seni güçlü yapar.

Bırakabilmek ise bilge.

Hayatın ikisini de öğrenene kadar seni sınamasına izin ver.

Çünkü en sonunda, tuta tuta tutunmayı öğrenen hiçbir insan yenilmez. Ahmet TEKİN

DİĞER YAZILARI Yalanın Değdiği Kalpte Gerçek Bile Şüpheli Olur 01-01-1970 03:00 Parkta Salıncak Sırası Bekleyen Çocuk Gibi Bekledim Seni 01-01-1970 03:00 Doğru İnsanlar Kalmanın Bir Yolunu Her Zaman Bulur! 01-01-1970 03:00 Sizi Sevmeye Cesareti Olmayan İnsanlarla Bir Gelecek Hayal Etmeyin 01-01-1970 03:00 Aşk Bir Katil midir? 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur 01-01-1970 03:00 Kötülüğün Kökü Bilgisizliktir 01-01-1970 03:00 Bir İnsanın Eğitimi Yalnızca Kitaplarla Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Çoğu İnsanın En Büyük Hatası, Başlamadan Önce Mükemmel Şartları Beklemesidir 01-01-1970 03:00 Hayat Kısa Değil, Sen Onu Boşa Harcıyorsun 01-01-1970 03:00 Bazen Sevmediğinden Değil, Yorulduğundan Vazgeçersin 01-01-1970 03:00 Kadınların Sessizce Tiksindiği Adam Rolleri: İlişkilerde Kayıp ve Yanlış Anlamalar 01-01-1970 03:00 Eğer Mutsuz Olmak İstemiyorsan Kalbini Sadece Kıymet Bilene Aç 01-01-1970 03:00 İkinci Şans Birincisine İhanettir 01-01-1970 03:00 Bir Gençlik Daha Harcanmaz Uğruna! 01-01-1970 03:00 Gerçek Zenginlik: Az Şeye İhtiyaç Duyabilmek 01-01-1970 03:00 Ölümden Korkan İnsan, Yaşayan Bir Köledir 01-01-1970 03:00 Gerçek Gücün Sessiz Tanığı: Vazgeçebildiklerimiz 01-01-1970 03:00 UMUT: ZENGİNİN LÜKSÜ, FAKİRİN EKMEĞİ 01-01-1970 03:00 Değerlisin Ama Değer misin? 01-01-1970 03:00 Kendi Devrimini Yapmadan Dünya Değişmez 01-01-1970 03:00 Düşüncenin Gücüyle Yeniden Başlamak 01-01-1970 03:00 “Seveceksen Ölçülü Sev Ki Sevgin Uzun Sürsün” 01-01-1970 03:00 Son Sığınak: Tavrını Seçme Özgürlüğü 01-01-1970 03:00 Herkesi Sev, Azına Güven, Kimseye Kötülük Etme 01-01-1970 03:00 SEVGİ YER DEĞİŞTİRDİ 01-01-1970 03:00 DÜNYADA HİÇBİR ŞEY SANA AİT DEĞİL… SEN NEYİN PEŞİNDESİN? 01-01-1970 03:00 Kusurları Sevmek: Aşkın Gerçek Yüzü 01-01-1970 03:00 İnsanlığa Yenilmek 01-01-1970 03:00 Seven İnsan Veda Eder mi? 01-01-1970 03:00 Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye 01-01-1970 03:00 Kötülüğün Gölgesinde İnsan: Kimse Kendi İsteğiyle Kötü Değildir 01-01-1970 03:00 Aşk Yalan Söyler mi? 01-01-1970 03:00 Sevdiğin Her Şey Kaybolabilir Ama Sevgi Geri Döner: Hayatın Döngüsünde Kayıp ve Umut 01-01-1970 03:00 AKLIN IŞIĞINDA: BİLGİNİN DOĞUŞU VE İNSAN ZİHNİNİN YARATICI GÜCÜ 01-01-1970 03:00 Sessizliğin Suçu: Haksızlığın Cezasız Kalması 01-01-1970 03:00 YALANIN GÖLGESİNDE GÜVENİN KIRILGANLIĞI 01-01-1970 03:00 Dostluk: Göründüğü Gibi Olmak ve Olduğu Gibi Görünmek 01-01-1970 03:00 Başlıksız İktidar: Güç Arzusu Olmadan Yönetmek Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 DEMOKRASİ, EĞİTİMLİ HALKIN REJİMİDİR: CEHALETİN GÖLGESİNDEKİ SANDIK 01-01-1970 03:00 Kanun ve Adet, Zorla Değil İyilikle Yerleşirse Adalet Olur 01-01-1970 03:00 Demokratik Devletin Temeli Özgürlüktür 01-01-1970 03:00 Güç ve Adalet: Sessizlerin Çığlığı, Kudretlilerin Sessizliği 01-01-1970 03:00 Aptallığın Sonsuzluğu: Düşünmenin Tembelliği, İnsanın Felaketi 01-01-1970 03:00 Adaletin Olmadığı Yerde Ahlaktan Bahsedilemez 01-01-1970 03:00 Devletlerin Refahı: Para mı, Adalet mi? 01-01-1970 03:00 HÜKMETMEK KOLAY, İDARE ETMEK ZOR: KENDİMİZE HÜKMETMEYİ ÖĞRETEN HÜKÜMET 01-01-1970 03:00 Hiçbir Şey Güzel Olmayacak! 01-01-1970 03:00 Hukuk Mu, İktidarın Aracı mı? Adaletin Çift Standartlı Yüzü! 01-01-1970 03:00 Adalet Sistemi: Güçlüler İçin Özgürlük, Zayıflar İçin Cezalandırma mı? 01-01-1970 03:00 Uzayan Davalar ve Mağduriyetler: Yargı Süreçleri Nasıl Hızlandırılabilir? 01-01-1970 03:00 Ekonomide Büyüme mi, Derinleşen Kriz mi? 01-01-1970 03:00 Adalet ve Özgürlük Tartışması: Yargı Reformları mı Siyasal Baskılar mı? 01-01-1970 03:00 Eski Türkiye ve Yeni Türkiye: Nereye Gidiyoruz? 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Ekonomik Çıkmazı: Siyasi Kararların Gölgesinde Bir Kriz 01-01-1970 03:00 Umutsuzluğun Gölgesinde Yaşam: Ekonomik Çıkmaz ve İntihar 01-01-1970 03:00 Sevilmeye Bırakmak 01-01-1970 03:00 Gerçek Aşk: Şans Oyunlarından Bir Adım İleri 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Yaşam Arasında Bir Denge Arayışı 01-01-1970 03:00 Haykırış ve İsyan: Sevginin Çığlığı 01-01-1970 03:00 Paranın Gölgesinde Sevgi 01-01-1970 03:00 Maskelerin Ardında ki Gerçeklik: Duyguların Gizli Dansı 01-01-1970 03:00 Sevgi: İnsanlığın En Değerli Hazinesi 01-01-1970 03:00 İnsanın Yapabildikleri ve Yapamadıkları 01-01-1970 03:00 Sevmek mi Günah Sevmemek mi? 01-01-1970 03:00 Din, Yanılsama ve İnsan Psikolojisi Üzerine 01-01-1970 03:00 Para ve Güç: İnsanlık Tarihi ve Modern Dünyadaki Etkileri 01-01-1970 03:00 Topluluk Yönetiminin Üstünlüğü: Çoğunluğun Yargısının Gücü 01-01-1970 03:00 Adaletin Kaynağı ve Hukukun Devlet Üzerindeki Rolü 01-01-1970 03:00 Özgürlüğün Sorumluluk Yükü ve İnsanların Bu Yükten Kaçış Eğilimi 01-01-1970 03:00 Bilge İnsanlar Konuşur Çünkü Söyleyecek Bir Şeyleri Vardır; Aptal İnsanlar Konuşur Çünkü Bir Şey Söylemek Zorundadırlar 01-01-1970 03:00 Bir İşe Başlamadan Önce Her Şey İmkansız Gibi Görünür: Başlama Cesaretinin Gücü 01-01-1970 03:00 Ekonomik Uçurum: Paranın Bekçileri 01-01-1970 03:00 Yanlış Yoldan Gitmenin Kolaylığı 01-01-1970 03:00 Kişilerin Başaklara Benzemesi: Olgunlaşma Süreci Üzerine Bir İnceleme 01-01-1970 03:00 Korkuyla İtaat Eden Kötü Adamlar, Sevgiyle İtaat Eden İyi Adamlar Üzerine Bir Düşünce 01-01-1970 03:00 Atatürk: Türk Milletinin Varoluşunu Koruyan Evrensel Lider 01-01-1970 03:00 Parayı Elde Etmekten Daha Zor Olan: Onu Korumak ve Büyütmek 01-01-1970 03:00 Sağlık ve Para Paradoksu: Hayatın İki Ucu 01-01-1970 03:00 Hayatın Gerçek Zenginliği: Sağlık Üzerine Bir Düşünce 01-01-1970 03:00 Başarı: Bir Yolculuk, Bir Varış Noktası Değil 01-01-1970 03:00 Dünyayı Değiştiren Çılgınlar: Büyük Değişimlere İmza Atanlar 01-01-1970 03:00 Çok Bakarsan Odak Noktanı Kaybedersin 01-01-1970 03:00 Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine: Neden Yüksek Beklentiler Hayal Kırıklığına Yol Açar? 01-01-1970 03:00 Gizli Güzellikler: Hayatın İnceliklerini Fark Etme Sanatı 01-01-1970 03:00 Korku ve Cesaretin İnce Çizgisi: Her Gün Ölmek mi, Bir Gün Ölmek mi? 01-01-1970 03:00 Gözlemle, Sus, Dinle, Az Yargıla, Çok Sor: Bilgelik Yolunda Beş İlke 01-01-1970 03:00 İyi İnsanların Gücü ve Cezalandırılmasının Şiddeti 01-01-1970 03:00 İnsan Anlam Arayışında Olan Bir Varlıktır 01-01-1970 03:00 Konuşma Sanatı: Aklın Kullanımı Üzerine Bir İnceleme 01-01-1970 03:00 Giden ve Ölen: İnsanın İki Büyük Acısı 01-01-1970 03:00 Eğitim ve Demokrasi: Bir Toplumun İnşası 01-01-1970 03:00 Fikir ve Düşünce Arasındaki Fark 01-01-1970 03:00 Geçmişteki Hataları Hatırlatmanın Zararları: İyileşme Sürecine Saygı Gösterin 01-01-1970 03:00 Gazi Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Sığınmacı Yasası ve İskan Politikaları 01-01-1970 03:00 Büyük İskender'in Son Üç Arzusu ve Hayatın Gerçek Değerleri 01-01-1970 03:00 İyi ve Kötü: Aydınlık ve Karanlık Üzerine Bir İnceleme 01-01-1970 03:00 Güler yüzlü İhanet: İki Yüzlü İnsanlarla Baş Etmenin Yolları ve Stratejiler 01-01-1970 03:00 Ahmet Tekin'in Kaleminden: Aristoteles'in Mutluluk Anlayışı Üzerine Bir İnceleme 01-01-1970 03:00 Aristoteles'in Anıtı Üzerine: Atinalılar ve Himeraeos'un Trajik Hikayesi 01-01-1970 03:00 19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Mutluluğun Anlamı: Ahmet Tekin'in Perspektifinden Bir Değerlendirme 01-01-1970 03:00 Kendini Bulmak ve Mutluluğun Yolu 01-01-1970 03:00 Sevgi, Gurur ve Özgürlük: İnsanı Anlamak 01-01-1970 03:00 Düşüş Anında Yakalayamadığımız Şeyler: Reflekslerin Gücü ve İnsan İlişkilerindeki Rolü 01-01-1970 03:00 Çeşitlilik İçinde İnsanlık: Kevaşe, Suriyeli, Hırsız ve Arsız 01-01-1970 03:00 Kayıp ve İyileşme Üzerine Düşünceler 01-01-1970 03:00 Gerçek Zenginlik: Hayat Deneyiminin Derinliği ve Anlamı 01-01-1970 03:00 Değişim ve İnsanın Doğasındaki Acı 01-01-1970 03:00 Stresin Kaynağı Olarak Geçim ve Ölüm: İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri 01-01-1970 03:00 Modern İlişkilerin Dinamikleri: Aşk, Özgürlük ve Tek Başına Olma 01-01-1970 03:00 Dünyanın Kiralık Sevgilerle Dolu Yüzü: Sevgi ve Açlık İlişkisi 01-01-1970 03:00 Cesaret ve Korkaklık Arasındaki İnce Çizgi: Korku Üzerine Düşünceler 01-01-1970 03:00 Evrenin Gizemli Dansı: Zaman, Mekân ve Kuvvet 01-01-1970 03:00 Modern Dünyanın İronisi: Para ve İnsanlık 01-01-1970 03:00 Cesaret, Güç ve Fikir: İnsanın İçsel Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Unutma Ki Unuttun Beni: Unutulanlar Asla Unutmaz! 01-01-1970 03:00 Değerli Olma Üzerine Bir Bakış Açısı: Başarı ve Değer Arasındaki Fark 01-01-1970 03:00 Aşırı Samimiyet, İyilik ve Sevginin Tehlikeleri: Denge Esas Alınmalı mı? 01-01-1970 03:00 Günümüz Dünyasında Yönetim ve Uyku Arasındaki İnce Dengeler 01-01-1970 03:00