google.com, pub-5635234458637791, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Güç ve Adalet: Sessizlerin Çığlığı, Kudretlilerin Sessizliği

Ahmet Tekin

15-04-2025 22:21

Zayıf daima adalet ister, eşitlik talep eder. Çünkü onun başka bir dayanağı yoktur. Oysa kuvvetli için ne adaletin ne de eşitliğin bir anlamı vardır. O zaten kazanan taraftadır. Bu tarih boyunca değişmemiş bir kuraldır. Güç, sahip olduğu ayrıcalıkların sorgulanmasını istemez. Eşitlik, onun için bir tehdit; adalet, bir zahmettir. Çünkü mevcut düzende güçlü olan kazanır, zayıf ise hayatta kalmak için bile mücadele etmek zorundadır.

Bu yazıda “güç” ve “zayıflık” kavramları üzerinden, toplumların, iktidarların ve bireylerin nasıl adaleti araçsallaştırdığını, eşitliği nasıl pazarlık malzemesine dönüştürdüğünü ele alacağız. Bu sadece siyasi bir mesele değil; psikolojik, sosyolojik ve hatta ahlaki bir meseledir. Çünkü güç ve vicdan, çoğu zaman aynı kalpte barınmaz.

Zayıf Neden Adalet İster?

Çünkü zayıf, sistemin dışına itilmiş olan, sesini duyuramayan, hakkını alamayan taraftır. Onun için adalet, nefes almak gibidir; eşitlik ise yaşama tutunmanın yegâne yoludur. Eşitlik istemesi, kendisini başkalarıyla aynı seviyede görmek istemesinden değil; en azından aşağıda olmaktan kurtulmak istemesindendir.

Bir işçi düşünün. Saatlerce çalışır, alın teri döker. Ama karşısındaki patronun vicdanı yoksa, emeği gasp edilir. İşte burada devreye "adalet" girer. Çünkü işçinin, kendisini savunacak tek şeyi yasadır. Yasalar çalışmazsa, işçi yalnız kalır. Aynı durum toplumun her kesimi için geçerlidir: Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, yoksullar… Hepsi, güçlülerin tahakkümüne karşı adalet arar.

Bu nedenle zayıf, sürekli eşitlik talep eder. Çünkü eşitlik, güçlüye değil; zayıfa lazımdır. Güçlü zaten üstün konumdadır, eşitlik onun işine gelmez. Eşitlendiği an, avantajını yitirir. O yüzden direnir, o yüzden statükoyu korumaya çalışır.

Kuvvetlinin Umursamazlığı: Sessizliği Bile Sinsi Bir Cevaptır

Güçlülerin en tehlikeli özelliği, adaletsizliği görüp de görmezden gelmeleridir. Bu sessizlik, pasif bir tavır değil; aktif bir tercihtir. Çünkü konuşmak, düzeni sarsmak demektir. Oysa onlar, düzenin nimetlerinden faydalanmaktadır. Neden bir değişim istesinler?

Bir siyasetçinin ya da bir holding patronunun, sokakta çöpten ekmek toplayan çocuğu görmemesi tesadüf değildir. Bu bir tercihtir. Çünkü görse, rahatsız olacak. Rahatsız olsa, bir şey yapmak zorunda kalacak. Oysa sistem, rahatsız olmayan güçlülerin eliyle ayakta durur.

Güçlü olan, çoğu zaman kendi konumunu “hak edilmiş” olarak görür. Elde ettiği her şeyin kendi zekâsının, çalışkanlığının, yeteneklerinin ürünü olduğunu varsayar. Oysa bu her zaman doğru değildir. Doğduğu aile, sahip olduğu çevre, eğitim olanakları, fırsatlar, şans… Bunların hiçbiri tesadüfi değildir ama bireyin kendi kontrolünde de değildir. Ne var ki güçlü, tüm bu avantajları unutur ve “Ben hak ettim, sen tembelsin” diyerek zayıfı suçlar.

Adaletin Gerçek Testi: Güçlülerin Vicdanı

Asıl mesele şurada düğümlenir: Adalet gerçekten olacaksa, bu güçlülerin vicdanı sayesinde olacaktır. Çünkü adaletin uygulanması, sadece yasaların değil, aynı zamanda güçlülerin buna gönüllü olmasına da bağlıdır. Zayıfın gücü yetmez ki sistemi değiştirsin. Yasalar da ancak onları uygulayanlar kadar adildir.

İşte bu yüzden gerçek eşitlik ve adalet, güçlülerin ahlaki bir sorumluluk taşımasıyla mümkün olabilir. Fakat ne yazık ki bu, tarih boyunca çok az rastlanan bir durum olmuştur. Güç, insanı bozar. Daha fazlasına sahip olan, daha fazlasını ister. İktidarın ve servetin sarhoşluğu, vicdanı susturur.

Tarihte bazı istisnalar elbette vardır. Gandhi gibi, Mandela gibi, Mevlana gibi insanlar... Güçlerini eşitlik ve adalet için kullandılar. Ama bu insanlar birer istisnadır, kural değil.

Modern Dünyada Zayıflığın Yeni Biçimi

Bugünün dünyasında zayıflık sadece ekonomik değil; dijital, sosyal ve hatta zihinseldir. Sosyal medyada sesi çıkmayan, algoritmaların dışında kalan bir birey bile zayıftır. Çünkü çağımızın yeni gücü "görünürlük"tür. Görünmeyen yok sayılır. Bu yüzden zayıf, görünür olmak ister. Adalet ister. Konuşulmak ister.

Ancak güçlülerin dünyasında sadece güçlülerin sesi duyulur. Onlar birbirlerini över, destekler, büyütür. Zayıf ise yalnızca acı çektiğinde gündem olur – o da geçici olarak.

Devletler, kurumlar, medya… Hepsi güçlülerin elindedir. O yüzden sistemsel değişim, ancak büyük bedellerle mümkündür. Toplumsal farkındalık arttıkça, zayıf olanlar da örgütlenmeye, dayanışmaya başlar. Çünkü bilirler ki bireysel çaba yetmez, kolektif direnç gerekir.

Tarihten Günümüze: Güçlülerin Umursamazlığına Dair Somut Örnekler

Tarihte güçlülerin adaleti ancak kendi çıkarlarına uygun düştüğünde benimsediği yüzlerce örnek vardır. Bu noktada birkaç çarpıcı vakayı inceleyerek, bu yapının ne kadar köklü olduğunu görelim.

1. Fransız Devrimi Öncesi Fransa: Sarayın Görkemine Karşı Halkın Açlığı

1789 öncesinde Fransa’da aristokrasi ve kilise inanılmaz bir refah içinde yaşıyordu. Versailles Sarayı’nda kral ve soylular gümüş tabaklarda yemekler yerken, Paris’in sokaklarında halk ekmek bulamıyordu. “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” sözü —her ne kadar Marie Antoinette’e ait olmasa da— güçlülerin halkın sefaletine karşı ne denli kopuk olduğunu simgeler. Bu kopukluk sürdürülemezdi. Ve sürdürülemedi de… Fransız halkı isyan etti. Kral ve kraliçe giyotinle tanıştı. Zayıf, bir noktada sabrını yitirdiğinde, tarihin yönünü değiştirecek kadar güçlü olabilir.

2. Osmanlı’da Saray ile Halk Arasındaki Uçurum

Osmanlı’nın çöküş dönemlerinde benzer bir tablo mevcuttu. Sarayda israf diz boyuyken, halk vergi yükü altında eziliyordu. Reaya, çiftçinin, esnafın omzundaki yük artıyor; ancak devlet, sadrazamlar ve vezirler saray şenliklerinden, gösterişli düğünlerden taviz vermiyordu. 17. ve 18. yüzyılda halkın isyanı, Celali ayaklanmalarıyla kendini gösterdi. Güçlüler anlamadı, anlamak istemedi. Ve koskoca imparatorluk, halkla olan bağını kopardığı ölçüde çürüdü.

3. Günümüzde Yoksulun Adalet Arayışı: Gezi’den Sarı Yelekliler’e

2013’te Türkiye’de yaşanan Gezi Parkı protestoları, sadece ağaçlar için yapılan bir çevre hareketi değil, aynı zamanda “sesi duyulmayanların çığlığı”ydı. Gençler, işsizler, kent yoksulları, toplumun ötekileştirilmiş kesimleri bir araya geldi. Aynı yılın sonunda, Fransa’da ortaya çıkan "Sarı Yelekliler" hareketi, yine halkın artan hayat pahalılığına karşı bir isyanıydı. Devletler bu hareketleri şiddetle bastırmak istedi çünkü adalet talebi, düzenin kendisine yönelmişti.

Psikolojik Açıdan Güç ve Adalet Algısı

Modern psikoloji, güç ve empati arasındaki ilişkiyi incelerken çarpıcı sonuçlara ulaşmıştır. Sosyal psikolog Dacher Keltner’in araştırmaları, güç sahibi bireylerin zamanla empati duygularını yitirdiğini ortaya koyar. Çünkü güç, insanları başkalarının acılarını “uzaktan izleyen” konumuna getirir. İnsani bağlar zayıflar. Zayıfın acısı, güçlü için sadece istatistik olur.

Yani bu bir tesadüf değil; güç insan doğasını dönüştürür. Empati azaldıkça, adalet duygusu da sönmeye başlar. Ve güçlü birey, bu durumu fark etmeden “ben hak ediyorum, onlar layık değil” inancına sarılır.

Toplumsal Hiyerarşi ve Medyanın Rolü

Günümüzde medyanın işlevi de bu güç dengelerinde belirleyicidir. Güçlülerin sesi çok daha fazla duyulur, çünkü medya da büyük oranda güçlülerin kontrolündedir. Ana akım haber bültenlerinde bir holding patronunun katıldığı davet, bir işçinin intiharından daha fazla yer bulur. Çünkü görünürlük, artık gücün bir başka biçimidir.

Zayıfın sesi çoğunlukla alternatif mecralarda yankı bulur: bağımsız gazetecilikte, sosyal medyada, bloglarda… Ancak bu sesler de ya bastırılır ya da itibarsızlaştırılır. O yüzden “gerçek” adalet talebi, önce görünürlük mücadelesiyle başlar.

Kişisel Yaşamdan Basit Bir Örnek: İş Yerindeki İki Çalışan

Bir iş yerinde aynı görevi yapan iki çalışan düşünelim. Biri patronun akrabasıdır, diğeri sıradan bir çalışan. Bir hata olduğunda, patronun akrabası “anlayışla” karşılanır, diğeri cezalandırılır. Bu örnek çok basittir ama toplumun her hücresine sinmiş adaletsizliğin özüdür. Zayıf olan hep kusur aranan olur. Güçlü olan ise hep “mazur görülen.”

Son Söz: Yeni Bir Toplumsal Sözleşme Mümkün mü?

Bu noktada sorulması gereken asıl soru şudur: Güçlüler gerçekten değişebilir mi? Vicdanla hareket edebilir mi? Belki evet, belki hayır… Ancak kesin olan bir şey varsa o da şudur: Zayıfların birlikte hareket etme kapasitesi, güçlülerin vicdanından daha güvenilirdir.

Yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç var. Bu sözleşme, sadece hukuki değil; aynı zamanda ahlaki temellere dayanmalıdır. Devletler, sadece zenginlerin ve güçlülerin koruyucusu olmaktan çıkıp, sessizlerin de temsilcisi olmak zorundadır.

Çünkü dünya, güçlülerin değil; birlikte direnen zayıfların omuzlarında yükselecektir. Ahmet TEKİN

DİĞER YAZILARI TUTA TUTA TUTUNMAYI ÖĞRENDİM 01-01-1970 03:00 Yalanın Değdiği Kalpte Gerçek Bile Şüpheli Olur 01-01-1970 03:00 Parkta Salıncak Sırası Bekleyen Çocuk Gibi Bekledim Seni 01-01-1970 03:00 Doğru İnsanlar Kalmanın Bir Yolunu Her Zaman Bulur! 01-01-1970 03:00 Sizi Sevmeye Cesareti Olmayan İnsanlarla Bir Gelecek Hayal Etmeyin 01-01-1970 03:00 Aşk Bir Katil midir? 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur 01-01-1970 03:00 Kötülüğün Kökü Bilgisizliktir 01-01-1970 03:00 Bir İnsanın Eğitimi Yalnızca Kitaplarla Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Çoğu İnsanın En Büyük Hatası, Başlamadan Önce Mükemmel Şartları Beklemesidir 01-01-1970 03:00 Hayat Kısa Değil, Sen Onu Boşa Harcıyorsun 01-01-1970 03:00 Bazen Sevmediğinden Değil, Yorulduğundan Vazgeçersin 01-01-1970 03:00 Kadınların Sessizce Tiksindiği Adam Rolleri: İlişkilerde Kayıp ve Yanlış Anlamalar 01-01-1970 03:00 Eğer Mutsuz Olmak İstemiyorsan Kalbini Sadece Kıymet Bilene Aç 01-01-1970 03:00 İkinci Şans Birincisine İhanettir 01-01-1970 03:00 Bir Gençlik Daha Harcanmaz Uğruna! 01-01-1970 03:00 Gerçek Zenginlik: Az Şeye İhtiyaç Duyabilmek 01-01-1970 03:00 Ölümden Korkan İnsan, Yaşayan Bir Köledir 01-01-1970 03:00 Gerçek Gücün Sessiz Tanığı: Vazgeçebildiklerimiz 01-01-1970 03:00 UMUT: ZENGİNİN LÜKSÜ, FAKİRİN EKMEĞİ 01-01-1970 03:00 Değerlisin Ama Değer misin? 01-01-1970 03:00 Kendi Devrimini Yapmadan Dünya Değişmez 01-01-1970 03:00 Düşüncenin Gücüyle Yeniden Başlamak 01-01-1970 03:00 “Seveceksen Ölçülü Sev Ki Sevgin Uzun Sürsün” 01-01-1970 03:00 Son Sığınak: Tavrını Seçme Özgürlüğü 01-01-1970 03:00 Herkesi Sev, Azına Güven, Kimseye Kötülük Etme 01-01-1970 03:00 SEVGİ YER DEĞİŞTİRDİ 01-01-1970 03:00 DÜNYADA HİÇBİR ŞEY SANA AİT DEĞİL… SEN NEYİN PEŞİNDESİN? 01-01-1970 03:00 Kusurları Sevmek: Aşkın Gerçek Yüzü 01-01-1970 03:00 İnsanlığa Yenilmek 01-01-1970 03:00 Seven İnsan Veda Eder mi? 01-01-1970 03:00 Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye 01-01-1970 03:00 Kötülüğün Gölgesinde İnsan: Kimse Kendi İsteğiyle Kötü Değildir 01-01-1970 03:00 Aşk Yalan Söyler mi? 01-01-1970 03:00 Sevdiğin Her Şey Kaybolabilir Ama Sevgi Geri Döner: Hayatın Döngüsünde Kayıp ve Umut 01-01-1970 03:00 AKLIN IŞIĞINDA: BİLGİNİN DOĞUŞU VE İNSAN ZİHNİNİN YARATICI GÜCÜ 01-01-1970 03:00 Sessizliğin Suçu: Haksızlığın Cezasız Kalması 01-01-1970 03:00 YALANIN GÖLGESİNDE GÜVENİN KIRILGANLIĞI 01-01-1970 03:00 Dostluk: Göründüğü Gibi Olmak ve Olduğu Gibi Görünmek 01-01-1970 03:00 Başlıksız İktidar: Güç Arzusu Olmadan Yönetmek Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 DEMOKRASİ, EĞİTİMLİ HALKIN REJİMİDİR: CEHALETİN GÖLGESİNDEKİ SANDIK 01-01-1970 03:00 Kanun ve Adet, Zorla Değil İyilikle Yerleşirse Adalet Olur 01-01-1970 03:00 Demokratik Devletin Temeli Özgürlüktür 01-01-1970 03:00 Aptallığın Sonsuzluğu: Düşünmenin Tembelliği, İnsanın Felaketi 01-01-1970 03:00 Adaletin Olmadığı Yerde Ahlaktan Bahsedilemez 01-01-1970 03:00 Devletlerin Refahı: Para mı, Adalet mi? 01-01-1970 03:00 HÜKMETMEK KOLAY, İDARE ETMEK ZOR: KENDİMİZE HÜKMETMEYİ ÖĞRETEN HÜKÜMET 01-01-1970 03:00 Hiçbir Şey Güzel Olmayacak! 01-01-1970 03:00 Hukuk Mu, İktidarın Aracı mı? Adaletin Çift Standartlı Yüzü! 01-01-1970 03:00 Adalet Sistemi: Güçlüler İçin Özgürlük, Zayıflar İçin Cezalandırma mı? 01-01-1970 03:00 Uzayan Davalar ve Mağduriyetler: Yargı Süreçleri Nasıl Hızlandırılabilir? 01-01-1970 03:00 Ekonomide Büyüme mi, Derinleşen Kriz mi? 01-01-1970 03:00 Adalet ve Özgürlük Tartışması: Yargı Reformları mı Siyasal Baskılar mı? 01-01-1970 03:00 Eski Türkiye ve Yeni Türkiye: Nereye Gidiyoruz? 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Ekonomik Çıkmazı: Siyasi Kararların Gölgesinde Bir Kriz 01-01-1970 03:00 Umutsuzluğun Gölgesinde Yaşam: Ekonomik Çıkmaz ve İntihar 01-01-1970 03:00 Sevilmeye Bırakmak 01-01-1970 03:00 Gerçek Aşk: Şans Oyunlarından Bir Adım İleri 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Yaşam Arasında Bir Denge Arayışı 01-01-1970 03:00 Haykırış ve İsyan: Sevginin Çığlığı 01-01-1970 03:00 Paranın Gölgesinde Sevgi 01-01-1970 03:00 Maskelerin Ardında ki Gerçeklik: Duyguların Gizli Dansı 01-01-1970 03:00 Sevgi: İnsanlığın En Değerli Hazinesi 01-01-1970 03:00 İnsanın Yapabildikleri ve Yapamadıkları 01-01-1970 03:00 Sevmek mi Günah Sevmemek mi? 01-01-1970 03:00 Din, Yanılsama ve İnsan Psikolojisi Üzerine 01-01-1970 03:00 Para ve Güç: İnsanlık Tarihi ve Modern Dünyadaki Etkileri 01-01-1970 03:00 Topluluk Yönetiminin Üstünlüğü: Çoğunluğun Yargısının Gücü 01-01-1970 03:00 Adaletin Kaynağı ve Hukukun Devlet Üzerindeki Rolü 01-01-1970 03:00 Özgürlüğün Sorumluluk Yükü ve İnsanların Bu Yükten Kaçış Eğilimi 01-01-1970 03:00 Bilge İnsanlar Konuşur Çünkü Söyleyecek Bir Şeyleri Vardır; Aptal İnsanlar Konuşur Çünkü Bir Şey Söylemek Zorundadırlar 01-01-1970 03:00 Bir İşe Başlamadan Önce Her Şey İmkansız Gibi Görünür: Başlama Cesaretinin Gücü 01-01-1970 03:00 Ekonomik Uçurum: Paranın Bekçileri 01-01-1970 03:00 Yanlış Yoldan Gitmenin Kolaylığı 01-01-1970 03:00 Kişilerin Başaklara Benzemesi: Olgunlaşma Süreci Üzerine Bir İnceleme 01-01-1970 03:00 Korkuyla İtaat Eden Kötü Adamlar, Sevgiyle İtaat Eden İyi Adamlar Üzerine Bir Düşünce 01-01-1970 03:00 Atatürk: Türk Milletinin Varoluşunu Koruyan Evrensel Lider 01-01-1970 03:00 Parayı Elde Etmekten Daha Zor Olan: Onu Korumak ve Büyütmek 01-01-1970 03:00 Sağlık ve Para Paradoksu: Hayatın İki Ucu 01-01-1970 03:00 Hayatın Gerçek Zenginliği: Sağlık Üzerine Bir Düşünce 01-01-1970 03:00 Başarı: Bir Yolculuk, Bir Varış Noktası Değil 01-01-1970 03:00 Dünyayı Değiştiren Çılgınlar: Büyük Değişimlere İmza Atanlar 01-01-1970 03:00 Çok Bakarsan Odak Noktanı Kaybedersin 01-01-1970 03:00 Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine: Neden Yüksek Beklentiler Hayal Kırıklığına Yol Açar? 01-01-1970 03:00 Gizli Güzellikler: Hayatın İnceliklerini Fark Etme Sanatı 01-01-1970 03:00 Korku ve Cesaretin İnce Çizgisi: Her Gün Ölmek mi, Bir Gün Ölmek mi? 01-01-1970 03:00 Gözlemle, Sus, Dinle, Az Yargıla, Çok Sor: Bilgelik Yolunda Beş İlke 01-01-1970 03:00 İyi İnsanların Gücü ve Cezalandırılmasının Şiddeti 01-01-1970 03:00 İnsan Anlam Arayışında Olan Bir Varlıktır 01-01-1970 03:00 Konuşma Sanatı: Aklın Kullanımı Üzerine Bir İnceleme 01-01-1970 03:00 Giden ve Ölen: İnsanın İki Büyük Acısı 01-01-1970 03:00 Eğitim ve Demokrasi: Bir Toplumun İnşası 01-01-1970 03:00 Fikir ve Düşünce Arasındaki Fark 01-01-1970 03:00 Geçmişteki Hataları Hatırlatmanın Zararları: İyileşme Sürecine Saygı Gösterin 01-01-1970 03:00 Gazi Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Sığınmacı Yasası ve İskan Politikaları 01-01-1970 03:00 Büyük İskender'in Son Üç Arzusu ve Hayatın Gerçek Değerleri 01-01-1970 03:00 İyi ve Kötü: Aydınlık ve Karanlık Üzerine Bir İnceleme 01-01-1970 03:00 Güler yüzlü İhanet: İki Yüzlü İnsanlarla Baş Etmenin Yolları ve Stratejiler 01-01-1970 03:00 Ahmet Tekin'in Kaleminden: Aristoteles'in Mutluluk Anlayışı Üzerine Bir İnceleme 01-01-1970 03:00 Aristoteles'in Anıtı Üzerine: Atinalılar ve Himeraeos'un Trajik Hikayesi 01-01-1970 03:00 19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Mutluluğun Anlamı: Ahmet Tekin'in Perspektifinden Bir Değerlendirme 01-01-1970 03:00 Kendini Bulmak ve Mutluluğun Yolu 01-01-1970 03:00 Sevgi, Gurur ve Özgürlük: İnsanı Anlamak 01-01-1970 03:00 Düşüş Anında Yakalayamadığımız Şeyler: Reflekslerin Gücü ve İnsan İlişkilerindeki Rolü 01-01-1970 03:00 Çeşitlilik İçinde İnsanlık: Kevaşe, Suriyeli, Hırsız ve Arsız 01-01-1970 03:00 Kayıp ve İyileşme Üzerine Düşünceler 01-01-1970 03:00 Gerçek Zenginlik: Hayat Deneyiminin Derinliği ve Anlamı 01-01-1970 03:00 Değişim ve İnsanın Doğasındaki Acı 01-01-1970 03:00 Stresin Kaynağı Olarak Geçim ve Ölüm: İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri 01-01-1970 03:00 Modern İlişkilerin Dinamikleri: Aşk, Özgürlük ve Tek Başına Olma 01-01-1970 03:00 Dünyanın Kiralık Sevgilerle Dolu Yüzü: Sevgi ve Açlık İlişkisi 01-01-1970 03:00 Cesaret ve Korkaklık Arasındaki İnce Çizgi: Korku Üzerine Düşünceler 01-01-1970 03:00 Evrenin Gizemli Dansı: Zaman, Mekân ve Kuvvet 01-01-1970 03:00 Modern Dünyanın İronisi: Para ve İnsanlık 01-01-1970 03:00 Cesaret, Güç ve Fikir: İnsanın İçsel Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Unutma Ki Unuttun Beni: Unutulanlar Asla Unutmaz! 01-01-1970 03:00 Değerli Olma Üzerine Bir Bakış Açısı: Başarı ve Değer Arasındaki Fark 01-01-1970 03:00 Aşırı Samimiyet, İyilik ve Sevginin Tehlikeleri: Denge Esas Alınmalı mı? 01-01-1970 03:00 Günümüz Dünyasında Yönetim ve Uyku Arasındaki İnce Dengeler 01-01-1970 03:00