google.com, pub-5635234458637791, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Başlıksız İktidar: Güç Arzusu Olmadan Yönetmek Mümkün mü?

Ahmet Tekin

25-04-2025 22:28

“İktidar, iktidara düşkün olmayan ve iktidardan gelecek yararlara ihtiyacı bulunmayanlara verilmelidir.”
Bu cümle, hem bir ütopyanın hem de ideal bir siyasal düzenin özeti gibidir. Birçok düşünür, siyasetçinin ve yurttaşın yüreğini titreten bu önerme, iktidarın doğasına dair sarsıcı bir gerçeği gözler önüne serer: Güç, onu en çok isteyenlerin eline geçtiğinde yozlaşır. Peki, gerçekten de iktidar, iktidarı istemeyenlere mi verilmelidir? Ya da daha doğrusu, iktidarı istemeyen biri neden iktidara gelsin? Bu sorular, sadece siyaset felsefesinin değil, içinde yaşadığımız çağın da temel meselelerindendir.

İktidarın Doğası: Gücün Cazibesi ve Tehlikesi

İktidar, tarih boyunca sadece yönetme aracı değil, aynı zamanda kişisel, sınıfsal ve ideolojik çıkarların da bir taşıyıcısı olmuştur. Platon, ideal devlet düzenini tartıştığı Devlet adlı eserinde, filozofların yönettiği bir düzenin en adil düzen olduğunu savunur. Çünkü ona göre, filozoflar bilgelikleri gereği iktidara susamış kişiler değildir. Onlar, yalnızca doğru olanı yapma çabası içindedirler. Yani iktidarı arzulamazlar; iktidar onlara verildiğinde ise onu çıkarları için kullanmazlar.

Benzer bir düşünceyi günümüz siyasetine uyarladığımızda, aslında iktidar sahiplerinin çoğunun halkın refahından çok, kendi çıkarlarını öncelediklerini görmek şaşırtıcı olmaz. Türkiye’de de siyasal iktidar sahiplerinin zamanla nasıl zenginleştikleri, nasıl güçlendikleri, bürokrasiyi ve yargıyı nasıl şekillendirdikleri bir sır değil. Bu noktada şu soru gündeme geliyor: Eğer bir kişi iktidardan maddi ya da manevi çıkar elde edecekse, o kişiye iktidar teslim edilir mi?

Güçsüzleri Güçlendirmek mi, Güçlüleri Durdurmak mı?

Demokrasi, ilk bakışta halkın kendi yöneticilerini seçme hakkı olarak görünür. Ancak bu seçim süreci, medya, sermaye, çıkar ilişkileri ve propaganda ile şekillendirilirse, aslında halk sadece seçenekler arasında bir tercihte bulunmuş olur; gerçek bir irade beyanı değil. Böyle bir düzende, iktidara gelenler genellikle ya büyük bir ekonomik güçle desteklenen ya da halkın korkularını ve umutlarını ustaca manipüle edebilen kişilerdir. Bu noktada, yukarıdaki sözün anlamı daha da derinleşir: İktidar, aslında gücü manipüle edebileceklerin değil, güce karşı bağışıklık geliştirmiş olanların eline geçmelidir.

Güce karşı bağışıklık nasıl kazanılır? Bu, hem kişisel hem de toplumsal bir olgunluk meselesidir. Bir bireyin iktidar karşısında serinkanlı kalabilmesi için hem maddi olarak bağımsız olması hem de içsel bir doygunluk içinde bulunması gerekir. Ne yazık ki bu tür bireyler, siyasete pek meyilli değildir. Çünkü siyaset, çoğu zaman kirli bir alan olarak görülür. Bu ise gerçek anlamda erdemli insanların siyaset alanından uzak durmasına neden olur ve geriye yalnızca "kazanç" peşindeki aktörler kalır.

Türkiye'de İktidar ve Menfaat İlişkisi: Bir Tahlil

Türkiye özelinde bu sözü düşündüğümüzde, çok daha somut örnekler aklımıza gelir. 1980 darbesinden bugüne dek gelen sürece baktığımızda, her iktidar değişiminde belirli çevrelerin ekonomik olarak nasıl zenginleştiğini görürüz. Devlet ihaleleri, vergi afları, medya sahiplikleri ve kamu kadroları üzerinden sağlanan avantajlar, iktidarın sadece bir yönetme yetkisi değil, aynı zamanda bir "dağıtım" mekanizması olduğunu da kanıtlar. Hatta bazı iktidarlar, sadakat karşılığı kaynak dağıtımını bir sistem haline getirir.

Bu düzen içinde, iktidarı arzulamayan, iktidardan maddi beklentisi olmayan bir birey ya da grup siyasette nasıl var olabilir? Bu sorunun cevabı oldukça zordur. Çünkü mevcut siyasal yapılar, "dürüst ve ilkeli" bireyleri değil, "pragmatik ve çevik" aktörleri ödüllendirir. Dolayısıyla erdemli olan değil, esnek olan kazanır.

İdeal Siyaset Mümkün mü?

Bu noktada tekrar baştaki önerme üzerine dönmeliyiz: “İktidar, iktidara düşkün olmayan ve iktidardan gelecek yararlara ihtiyacı bulunmayanlara verilmelidir.” Bu, bugünün siyaset dünyasında romantik bir ütopya gibi görünse de, aslında olması gereken bir ilkedir. Bu ilkeye yaklaşmanın yolu, hem halkın bilinçlenmesiyle hem de siyasal sistemin yeniden dizayn edilmesiyle mümkündür.

Siyasetin finansman kaynakları şeffaflaşmadan, medya üzerindeki kontrol kalkmadan, siyasi partiler gerçek anlamda iç denetime açılmadan ve liyakat esas alınmadan bu ideali gerçekleştirmek zor görünmektedir. Ancak bu, çaba harcamamamız gerektiği anlamına gelmez. Aksine, siyasetin erdemli insanlarca yapılabilmesi için sivil toplumun güçlenmesi, yerel yönetimlerin şeffaflaşması ve yurttaşlık bilincinin artması gerekir.

Siyasetin Kirlenmiş Alanı ve Geri Çekilen Aydınlar

Modern siyaset, ne yazık ki uzun yıllardır dürüstlük ve liyakatin değil; güç, çıkar ve manipülasyonun ön planda olduğu bir arena haline geldi. Bu durum, özellikle entelektüel çevrelerde siyasetten uzak durma eğilimini güçlendirdi. Oysa gerçek anlamda toplum yararını gözeten, etik değerlere sahip bireylerin aktif siyasette yer alması gerekir. Ancak bu kişiler, siyasi atmosferin kirliliği nedeniyle geri çekilmeyi tercih ediyor. Bu boşluğu ise çoğu zaman hırslı, menfaat odaklı aktörler dolduruyor.

Siyasetin değişmesi için sadece sistemi değil, katılımcı profilini de değiştirmek gerekir. Akademisyenler, sanatçılar, kanaat önderleri ve toplumun güven duyduğu isimlerin siyasette daha aktif olması, iktidarın ahlaki bir dengeye kavuşmasını sağlayabilir. Ancak bu ancak, halkın bu tür kişilere alan açmasıyla mümkündür.

Kamu Yararı mı, Şahsi Menfaat mi? Bürokrasi ve Yargıda İktidarın Gölgesi

İktidarın sadece siyasetle sınırlı olmadığını, yargı, medya ve bürokrasi gibi alanlara da uzandığını gözlemliyoruz. Bugün Türkiye’de birçok yüksek yargı kararı, sadece hukuk normlarına değil, siyasi iradeye de göre şekilleniyor algısı yaygın. Bürokratik atamalarda liyakat yerine sadakatin esas alınması, kamu kurumlarını siyasetin bir uzantısına dönüştürüyor.

Bu durum, “iktidardan gelecek yararlara ihtiyacı bulunmayan” bir yönetici profilinin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Devlet kademelerine bu ilkeyle yaklaşılmadığı sürece, sistemin bütün çarkları yozlaşmaya açık hale gelir. Yani yalnızca siyaseti değil, tüm kamusal alanları güçten uzak duran insanlar yönetmelidir.

Dünyadan Örnekler: Gücü Reddeden Liderler

Dünyada da örneklerini gördüğümüz bazı liderler, iktidar hırsı gütmedikleri halde halk tarafından yönetime getirilmiş ve kısa sürede büyük güven kazanmışlardır. Örneğin Uruguay eski Devlet Başkanı José Mujica, mütevazı yaşam tarzı ve halkçı tutumuyla hem ülkesinde hem dünyada büyük saygı kazanmıştır. Lüksü ve gösterişi reddetmiş, resmi maaşının büyük kısmını bağışlamıştır. Onun gibi liderler, iktidar için değil, hizmet için görev üstlenmiş isimlerdir.

Bu tür örnekler, "iktidarın aslında bir yük" olduğunu hatırlatır. Gerçek liderlik, bu yükü taşımaya gönüllü ama ona bağlanmayan kişilerin işidir. Türkiye’nin de böyle bir liderlik anlayışına ihtiyacı vardır.

Sonuç: Güce Bağışıklık Kazanmış Bir Toplum

İktidarın doğası gereği cazip olması, onun her zaman kötüye kullanılacağı anlamına gelmez. Ancak bu cazibeye karşı bağışıklık kazanmak, hem bireyler hem de toplumlar için zor bir sınavdır. Gücü, kendisi için değil toplum için kullanan liderlere ihtiyaç vardır. Bu liderlerin ortaya çıkması içinse, toplumun onları destekleyecek bir bilinç seviyesine ulaşması gerekir.

İktidarın, iktidara düşkün olmayanlara verilmesi gerektiği fikri, sadece bireylerin değil, halkın da sorumluluğunu hatırlatır. Çünkü bir toplum, hangi tür liderlere razı oluyorsa, aslında o toplumun kalitesi de o liderlerle ölçülür. Ve belki de asıl mesele, iktidarı kimin aldığı değil, onu nasıl kullandığıdır. Ahmet TEKİN

DİĞER YAZILARI TUTA TUTA TUTUNMAYI ÖĞRENDİM 01-01-1970 03:00 Yalanın Değdiği Kalpte Gerçek Bile Şüpheli Olur 01-01-1970 03:00 Parkta Salıncak Sırası Bekleyen Çocuk Gibi Bekledim Seni 01-01-1970 03:00 Doğru İnsanlar Kalmanın Bir Yolunu Her Zaman Bulur! 01-01-1970 03:00 Sizi Sevmeye Cesareti Olmayan İnsanlarla Bir Gelecek Hayal Etmeyin 01-01-1970 03:00 Aşk Bir Katil midir? 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur 01-01-1970 03:00 Kötülüğün Kökü Bilgisizliktir 01-01-1970 03:00 Bir İnsanın Eğitimi Yalnızca Kitaplarla Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Çoğu İnsanın En Büyük Hatası, Başlamadan Önce Mükemmel Şartları Beklemesidir 01-01-1970 03:00 Hayat Kısa Değil, Sen Onu Boşa Harcıyorsun 01-01-1970 03:00 Bazen Sevmediğinden Değil, Yorulduğundan Vazgeçersin 01-01-1970 03:00 Kadınların Sessizce Tiksindiği Adam Rolleri: İlişkilerde Kayıp ve Yanlış Anlamalar 01-01-1970 03:00 Eğer Mutsuz Olmak İstemiyorsan Kalbini Sadece Kıymet Bilene Aç 01-01-1970 03:00 İkinci Şans Birincisine İhanettir 01-01-1970 03:00 Bir Gençlik Daha Harcanmaz Uğruna! 01-01-1970 03:00 Gerçek Zenginlik: Az Şeye İhtiyaç Duyabilmek 01-01-1970 03:00 Ölümden Korkan İnsan, Yaşayan Bir Köledir 01-01-1970 03:00 Gerçek Gücün Sessiz Tanığı: Vazgeçebildiklerimiz 01-01-1970 03:00 UMUT: ZENGİNİN LÜKSÜ, FAKİRİN EKMEĞİ 01-01-1970 03:00 Değerlisin Ama Değer misin? 01-01-1970 03:00 Kendi Devrimini Yapmadan Dünya Değişmez 01-01-1970 03:00 Düşüncenin Gücüyle Yeniden Başlamak 01-01-1970 03:00 “Seveceksen Ölçülü Sev Ki Sevgin Uzun Sürsün” 01-01-1970 03:00 Son Sığınak: Tavrını Seçme Özgürlüğü 01-01-1970 03:00 Herkesi Sev, Azına Güven, Kimseye Kötülük Etme 01-01-1970 03:00 SEVGİ YER DEĞİŞTİRDİ 01-01-1970 03:00 DÜNYADA HİÇBİR ŞEY SANA AİT DEĞİL… SEN NEYİN PEŞİNDESİN? 01-01-1970 03:00 Kusurları Sevmek: Aşkın Gerçek Yüzü 01-01-1970 03:00 İnsanlığa Yenilmek 01-01-1970 03:00 Seven İnsan Veda Eder mi? 01-01-1970 03:00 Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye 01-01-1970 03:00 Kötülüğün Gölgesinde İnsan: Kimse Kendi İsteğiyle Kötü Değildir 01-01-1970 03:00 Aşk Yalan Söyler mi? 01-01-1970 03:00 Sevdiğin Her Şey Kaybolabilir Ama Sevgi Geri Döner: Hayatın Döngüsünde Kayıp ve Umut 01-01-1970 03:00 AKLIN IŞIĞINDA: BİLGİNİN DOĞUŞU VE İNSAN ZİHNİNİN YARATICI GÜCÜ 01-01-1970 03:00 Sessizliğin Suçu: Haksızlığın Cezasız Kalması 01-01-1970 03:00 YALANIN GÖLGESİNDE GÜVENİN KIRILGANLIĞI 01-01-1970 03:00 Dostluk: Göründüğü Gibi Olmak ve Olduğu Gibi Görünmek 01-01-1970 03:00 DEMOKRASİ, EĞİTİMLİ HALKIN REJİMİDİR: CEHALETİN GÖLGESİNDEKİ SANDIK 01-01-1970 03:00 Kanun ve Adet, Zorla Değil İyilikle Yerleşirse Adalet Olur 01-01-1970 03:00 Demokratik Devletin Temeli Özgürlüktür 01-01-1970 03:00 Güç ve Adalet: Sessizlerin Çığlığı, Kudretlilerin Sessizliği 01-01-1970 03:00 Aptallığın Sonsuzluğu: Düşünmenin Tembelliği, İnsanın Felaketi 01-01-1970 03:00 Adaletin Olmadığı Yerde Ahlaktan Bahsedilemez 01-01-1970 03:00 Devletlerin Refahı: Para mı, Adalet mi? 01-01-1970 03:00 HÜKMETMEK KOLAY, İDARE ETMEK ZOR: KENDİMİZE HÜKMETMEYİ ÖĞRETEN HÜKÜMET 01-01-1970 03:00 Hiçbir Şey Güzel Olmayacak! 01-01-1970 03:00 Hukuk Mu, İktidarın Aracı mı? Adaletin Çift Standartlı Yüzü! 01-01-1970 03:00 Adalet Sistemi: Güçlüler İçin Özgürlük, Zayıflar İçin Cezalandırma mı? 01-01-1970 03:00 Uzayan Davalar ve Mağduriyetler: Yargı Süreçleri Nasıl Hızlandırılabilir? 01-01-1970 03:00 Ekonomide Büyüme mi, Derinleşen Kriz mi? 01-01-1970 03:00 Adalet ve Özgürlük Tartışması: Yargı Reformları mı Siyasal Baskılar mı? 01-01-1970 03:00 Eski Türkiye ve Yeni Türkiye: Nereye Gidiyoruz? 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Ekonomik Çıkmazı: Siyasi Kararların Gölgesinde Bir Kriz 01-01-1970 03:00 Umutsuzluğun Gölgesinde Yaşam: Ekonomik Çıkmaz ve İntihar 01-01-1970 03:00 Sevilmeye Bırakmak 01-01-1970 03:00 Gerçek Aşk: Şans Oyunlarından Bir Adım İleri 01-01-1970 03:00 Sevgi ve Yaşam Arasında Bir Denge Arayışı 01-01-1970 03:00 Haykırış ve İsyan: Sevginin Çığlığı 01-01-1970 03:00 Paranın Gölgesinde Sevgi 01-01-1970 03:00 Maskelerin Ardında ki Gerçeklik: Duyguların Gizli Dansı 01-01-1970 03:00 Sevgi: İnsanlığın En Değerli Hazinesi 01-01-1970 03:00 İnsanın Yapabildikleri ve Yapamadıkları 01-01-1970 03:00 Sevmek mi Günah Sevmemek mi? 01-01-1970 03:00 Din, Yanılsama ve İnsan Psikolojisi Üzerine 01-01-1970 03:00 Para ve Güç: İnsanlık Tarihi ve Modern Dünyadaki Etkileri 01-01-1970 03:00 Topluluk Yönetiminin Üstünlüğü: Çoğunluğun Yargısının Gücü 01-01-1970 03:00 Adaletin Kaynağı ve Hukukun Devlet Üzerindeki Rolü 01-01-1970 03:00 Özgürlüğün Sorumluluk Yükü ve İnsanların Bu Yükten Kaçış Eğilimi 01-01-1970 03:00 Bilge İnsanlar Konuşur Çünkü Söyleyecek Bir Şeyleri Vardır; Aptal İnsanlar Konuşur Çünkü Bir Şey Söylemek Zorundadırlar 01-01-1970 03:00 Bir İşe Başlamadan Önce Her Şey İmkansız Gibi Görünür: Başlama Cesaretinin Gücü 01-01-1970 03:00 Ekonomik Uçurum: Paranın Bekçileri 01-01-1970 03:00 Yanlış Yoldan Gitmenin Kolaylığı 01-01-1970 03:00 Kişilerin Başaklara Benzemesi: Olgunlaşma Süreci Üzerine Bir İnceleme 01-01-1970 03:00 Korkuyla İtaat Eden Kötü Adamlar, Sevgiyle İtaat Eden İyi Adamlar Üzerine Bir Düşünce 01-01-1970 03:00 Atatürk: Türk Milletinin Varoluşunu Koruyan Evrensel Lider 01-01-1970 03:00 Parayı Elde Etmekten Daha Zor Olan: Onu Korumak ve Büyütmek 01-01-1970 03:00 Sağlık ve Para Paradoksu: Hayatın İki Ucu 01-01-1970 03:00 Hayatın Gerçek Zenginliği: Sağlık Üzerine Bir Düşünce 01-01-1970 03:00 Başarı: Bir Yolculuk, Bir Varış Noktası Değil 01-01-1970 03:00 Dünyayı Değiştiren Çılgınlar: Büyük Değişimlere İmza Atanlar 01-01-1970 03:00 Çok Bakarsan Odak Noktanı Kaybedersin 01-01-1970 03:00 Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine: Neden Yüksek Beklentiler Hayal Kırıklığına Yol Açar? 01-01-1970 03:00 Gizli Güzellikler: Hayatın İnceliklerini Fark Etme Sanatı 01-01-1970 03:00 Korku ve Cesaretin İnce Çizgisi: Her Gün Ölmek mi, Bir Gün Ölmek mi? 01-01-1970 03:00 Gözlemle, Sus, Dinle, Az Yargıla, Çok Sor: Bilgelik Yolunda Beş İlke 01-01-1970 03:00 İyi İnsanların Gücü ve Cezalandırılmasının Şiddeti 01-01-1970 03:00 İnsan Anlam Arayışında Olan Bir Varlıktır 01-01-1970 03:00 Konuşma Sanatı: Aklın Kullanımı Üzerine Bir İnceleme 01-01-1970 03:00 Giden ve Ölen: İnsanın İki Büyük Acısı 01-01-1970 03:00 Eğitim ve Demokrasi: Bir Toplumun İnşası 01-01-1970 03:00 Fikir ve Düşünce Arasındaki Fark 01-01-1970 03:00 Geçmişteki Hataları Hatırlatmanın Zararları: İyileşme Sürecine Saygı Gösterin 01-01-1970 03:00 Gazi Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Sığınmacı Yasası ve İskan Politikaları 01-01-1970 03:00 Büyük İskender'in Son Üç Arzusu ve Hayatın Gerçek Değerleri 01-01-1970 03:00 İyi ve Kötü: Aydınlık ve Karanlık Üzerine Bir İnceleme 01-01-1970 03:00 Güler yüzlü İhanet: İki Yüzlü İnsanlarla Baş Etmenin Yolları ve Stratejiler 01-01-1970 03:00 Ahmet Tekin'in Kaleminden: Aristoteles'in Mutluluk Anlayışı Üzerine Bir İnceleme 01-01-1970 03:00 Aristoteles'in Anıtı Üzerine: Atinalılar ve Himeraeos'un Trajik Hikayesi 01-01-1970 03:00 19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Doğuşu 01-01-1970 03:00 Mutluluğun Anlamı: Ahmet Tekin'in Perspektifinden Bir Değerlendirme 01-01-1970 03:00 Kendini Bulmak ve Mutluluğun Yolu 01-01-1970 03:00 Sevgi, Gurur ve Özgürlük: İnsanı Anlamak 01-01-1970 03:00 Düşüş Anında Yakalayamadığımız Şeyler: Reflekslerin Gücü ve İnsan İlişkilerindeki Rolü 01-01-1970 03:00 Çeşitlilik İçinde İnsanlık: Kevaşe, Suriyeli, Hırsız ve Arsız 01-01-1970 03:00 Kayıp ve İyileşme Üzerine Düşünceler 01-01-1970 03:00 Gerçek Zenginlik: Hayat Deneyiminin Derinliği ve Anlamı 01-01-1970 03:00 Değişim ve İnsanın Doğasındaki Acı 01-01-1970 03:00 Stresin Kaynağı Olarak Geçim ve Ölüm: İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri 01-01-1970 03:00 Modern İlişkilerin Dinamikleri: Aşk, Özgürlük ve Tek Başına Olma 01-01-1970 03:00 Dünyanın Kiralık Sevgilerle Dolu Yüzü: Sevgi ve Açlık İlişkisi 01-01-1970 03:00 Cesaret ve Korkaklık Arasındaki İnce Çizgi: Korku Üzerine Düşünceler 01-01-1970 03:00 Evrenin Gizemli Dansı: Zaman, Mekân ve Kuvvet 01-01-1970 03:00 Modern Dünyanın İronisi: Para ve İnsanlık 01-01-1970 03:00 Cesaret, Güç ve Fikir: İnsanın İçsel Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Unutma Ki Unuttun Beni: Unutulanlar Asla Unutmaz! 01-01-1970 03:00 Değerli Olma Üzerine Bir Bakış Açısı: Başarı ve Değer Arasındaki Fark 01-01-1970 03:00 Aşırı Samimiyet, İyilik ve Sevginin Tehlikeleri: Denge Esas Alınmalı mı? 01-01-1970 03:00 Günümüz Dünyasında Yönetim ve Uyku Arasındaki İnce Dengeler 01-01-1970 03:00