İran'ın nükleer silah kapasitesine sahip olmasını, milli menfaatlerine ve güvenliğine tehdit gören ABD ve İsrail koalisyonu, bu tehdidin oluşmadan bertaraf edilmesi konusunda anlaşmış olacaklar ki savaşı göze alıp 29 Şubat 2026 sabahı İran'a saldırdılar. Başlangıçta, müzakere süreci ile Dünya kamuoyuna barışçıl mesaj verilirken yığınaklanma safhasını tamamladılar. Yığınaklanmanın boyutu ve niteliği savaşın kaçınılmaz olduğunu göstermesine rağmen İran bunu anlayamadı ve stratejik hata yaptı kanaatindeyim. Çünkü, günümüzün savaşlarında nükleer silahlardan sonra hava hakimiyeti veya üstünlüğünün savaşın sonucunu belirlediğini İran'ın bilmesi gerekirdi ve politikasını bu kapsamda geliştirmeliydi.
İran'ın savaş uçakları ve hava savunma sistemleri daha önceki savaştada görüldüğü üzere çok zayıf kalıyordu. Bir tane ABD veya İsrail savaş uçağının düşürüldüğünü görmedik, duymadık.
Çünkü, İran Ordusunun envanterinde Rus ve Çin savaş uçakları ve hava savunma silah sistemleri bulunmaktadır. Dolayısıyla, ABD teknolojisi karşısında yetersiz kaldıkları anlaşılmaktadır. Ayrıca, Rusya ve Çin'in İran'a askeri desteği şu ana kadar olmadı. Venezuela savaşında da suskundular.
Şu gerçeği, acıda olsa herkes bilsin ve politikasını düzenlesin. Günümüzde Rusya ve Çin süper güç konumunda değillerdir. Bölgesel güçlerdir. Diğer kıtalarda savaş yapamazlar. Dolayısıyla, İran bu devletlerden askeri destek beklemesin. Şimdilik, ABD tek süper güç konumundadır.
Örneğin, bu savaşın kralı F-35 savaş uçakları olmuştur ve İran semalarını tatbikat yapar gibi kullanmaktadır. İran, bu gerçeği görmeliydi ama doğal olarak Molla rejimi anlayamaz.
Ayrıca, Ortadoğu'daki devletlerin çoğunun İran'ın nükleer silaha sahip olmasını güvenlikleri açısından istemediğini ve savaşı pasif kalarak desteklediklerini tahmin ediyorum. Çünkü, tarihi gerçekler İran'ın emperyalist bir ruha sahip olduğunu gösterir. Örneğin, Hamas, Hizbullah, Haşdi Şabi, Husiler, Baas rejimleri vs. İran'ın bölgede vekalet savaşını yapan örgütleridir.
MOSSAD ve CIA İstihbarat örgütleri İran'da çok sağlam ajan sistemi kurmuş oldukları için İran'ın Dini lideri Ali Hamaney dahil çok sayıda üst düzey komutan ve yöneticilerini öldürdüler. Böyle bir devlet savaşabilir mi? Zaten, ABD ve İsrail birkaç hafta önce bu ajanlarını kullanarak halkı ayaklandırdılar ama şiddetele bastırıldılar ve başarılı olamadılar. Bu nedenlede, ABD - İsrail'in İran'a savaş açması zorunlu hale geldi.
ABD ve İsrail İran'ın nükleer silah üretiminden vazgeçmesini ve balistik füzelerinin menzillerini sınırlandırmasını istediler. Savaş başlayınca molla rejiminin değişmesini de hedeflediklerini değerlendiriyorum.
İran'ın balistik füzelerin yetersiz kalacağına göre karar vermelidir. Aksi takdirde savaş uzar ve İran çok ağır bedel öder.
Bizim medyanın çoğunun verilen beyanatları ve basındaki yazıları esas alarak yorum yapmalarını yadırgıyorum. Savaşın temel prensipleri arasında baskın, siklet merkezi, hile, taarruz da vardır. Aklı başında hiç bir yetkili bu prensiplere uymayan konuşma yapmaz. Psikolojik harekata önem verir. Yarın sabah taarruz edeceğiz diyen bir başkan kendi ayağına kurşun sıkmış sayılır. Beyanatları, toplantıları, bildirileri, açıklamaları doğru göstererek haber yapmak acemiliktir, savaşı bilmemektir ve dezenformasyondur. Doğru olanı bunları yorumlayarak haber yapmaktır. Buda bilgi, tecrübe ve öngörü ister. Savaş hukuku ile barış hukukunun ayrı olduklarına göre yorum yaparsak doğru haberleri kamuoyuna yansıtabiliriz.
Barışta siyaset belirleyici rol oynar. Ancak, savaş başlayınca cephedeki gelişmeler siyaseti yönlendirir. Bu anlayışı hayata geçiremeyen devletlerin savaş kazanma şansı sürprizlere kalıyor. İran'da bu eksikliği görüyoruz ve yaşıyoruz. Bundan dolayı, maalesef İran aşırı boyutta bedel ödeyecek. Çünkü, çağ dışı Molla Rejimi; Halkının desteğini baskı ve korkutarak alıyor. Dolayısıyla, milli ruh zayıflıyor.
Ortadoğuda terör örgütlerine taviz verildiği sürece bölgede çatışmalar ve bölgesel savaşlar devam eder.
Bizimle ilgili, PKK-PYD-DEM Terör Örgütünü, zafer kazanmış gibi görmek, taviz vermek ve muhatap almak hayra alamet değildir. Terör Örgütünü anlamayanlar veya, bilmeyenler iyi niyetli olsalar bile teröristlerin değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramadıklarını anlamaları gerekir kanaatindeyim. PKK-PYD-DEM, karar verme insiyatifine sahip değildir. İsrail'in kuklası olarak hareket eder. APO'da bu kuralın dışına çıkamaz. Çıkarsa dışlanır ve hain ilan edilir teröristler tarafından.
Basında, Hürmüz Boğazı İran tarafından kapatılırsa petrol piyasası karışır mealinde yorumlar yapılıyor. İran'ın coğrafi pozisyonu ve askeri gücü Hürmüz Boğazını kapatmaya muktedir değildir. Yani, böyle bir tehlike yoktur. Buradaki deniz trafiği yine ABD'nin kararına göre düzenlenir.
İran kendini felakete atmıştır. Bu felaket Molla rejiminden kaynaklanmıştır kanaatindeyim.
Altay Tokat E. Korg. 1999'da Emekli Oldu, Kıbrıs Gazisi, Jandarma Asasyiş Kolordu Eski Komutanı, Başarılarından dolayı 5 Madalya İle Ödüllendirildi.

















