Yedi Sekiz Hasan Paşa Olayı!
1831-1905 yıllarında yaşamış, okuma yazması zayıf olduğu için imzasını Arapça yedi ve sekiz rakamlarıyla attığından adı Yedi Sekiz Hasan olmuştur. Askerlik görevini yaparken başarılı hizmetlerinden dolayı Alaylı Subay yapılmıştır. Bu dönemde, Osmanlı Ordusunda, askerlik hizmeti yapanlar arasından seçilerek subay yapılanlara Alaylı Subay ve Harp okulundan mezun olanlarda Mektepli Subay denilirdi. Aralarında gizli bir rekabet yaşanıyordu.
Alaylı Subay yapılan Yedi Sekiz Hasan Paşa başarılı hizmetlerinden dolayı sarayın güvenini kazanır Padişah saraylarının ve Feriye evlerinin bulunduğu Beşiktaş’ta Karakol Komutanlığına atanır.
Padişah Abdülhamit’i devirmek ve yerine 5’nci Murat’ı Padişah yapmak amacıyla Ali Suavi bir grup adamıyla 1878’de isyan başlatır. Ama Karakol Komutanı olan Yedi Sekiz Hasan olaya müdahale eder ve Ali Suavi’yi öldürür. Böylece isyan bastırılır.
Bundan dolayı, Abdülhamit Han, Yedi Sekiz Hasan’ı mareşal rütbesiyle ödüllendirilir.
Yedi Sekiz Hasan Paşa, Osmanlı Ordusunda erlikten mareşalliğe yükseltilen nadir insanlardandır. Dünyada da örneği görülmemiştir.
Padişahın bu derece keyfi ve yanlış uygulaması, o dönemdeki Osmanlı ordusunun zayıflığının bir göstergesidir kanısındayım. Bunun acısı Balkan ve Birinci Dünya Savaşında çekilmiş ve çok ağır bedel ödenmiştir.
Duyunu Umumiye Teşkilatı!
Genel Borçlar İdaresi de denilen Düyunu Umumiye Teşkilatı, Osmanlı Devleti, Kırım Savaşı “1853-56” ile başlayan dış borçlarını ödeyemeyecek duruma düşünce Muharrem Kararnamesi ile moratoryum ilan etti ve borçlarının yapılanmasını istedi. Bunun üzerine 1881 yılında alacaklı devletlerin temsilcilerinin de görev aldığı Düyunu Umumiye Teşkilatı kuruldu.
Düyunu Umumiye Teşkilatında çalışan personel sayısı Devletin Vergi Dairesinde çalışanların iki katına yakındı. Böyle olunca, Osmanlı Devleti bir bakıma sömürge haline gelmiş oluyordu.
Düyunu Umumiye Teşkilatı, Vergileri toplar, alacaklı devletlere ödeme planına göre taksitlerini öder, personele maaşları verilir kalan miktar Osmanlı Devleti’ne aktarılıyordu.
Düyunu Umumiye borçları 1954 yılına kadar devam etti.
Bütün bu olaylar Abdülhamit Han döneminde yaşanmıştır.
Abdülhamit Han Döneminde Çok Toprak Kaybettik!
Abdülhamit Han, hiç savaş kazanmadı, bu kapsamda, takriben Anadolu’nun 2 kat büyüklüğünde vatan toprağını Abdülhamit Han döneminde kaybettik.
Kaybedilen topraklar nerelerdir diye sorduğumuzda; örneğin, Fransa, 1881'de Tunus’u işgal etti. İngiltere 1882’de Mısırı işgal etti. Avusturya, 1908'de Bosna-Hersek'i, Yunanistan 1908’de Girit'i, Bulgaristan 1908’de bağımsızlığını ilan etti, 93 Harbi denilen savaşta “1877-78” Osmanlı İmparatorluğu Rusya’ya yenildi, doğuda ve batıda da toprak kaybettik.
Bu gerçeğe rağmen Abdülhamit sevdalıları Abdülhamid'i Atatürk ile mukayese ediyorlar. Halbuki, Atatürk görev aldığı savaşlarda hiç muharebe kaybetmediği için hiç savaş kaybetmeyen komutanlar arasında tarihe geçmiştir. Bu insanlara gülünç duruma düşmeyin diyorum.
93 Rus-Osmanlı Savaşı!
Osmanlı Devleti’nin, Balkanlardaki eyaletlerin yönetim koşullarının yeniden düzenlenmesi amacıyla özellikle Rusya'nın baskıları sonucu İstanbul’da Haliç Konferansı düzenlendi. Müzakerelerde aşırı istekleri Osmanlı Devleti kabul etmeyince Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti.
Savaş, Doğu da Kafkaslar ve Batı da Balkanlar olmak üzere iki cephede yapıldı. Rus Kuvvetleri Batıda “Yeşilköy, Ayastefanos” Doğuda, Erzurum’a kadar ilerlediler. Osmanlı İmparatorluğu maalesef ağır bir mağlubiyete uğradı. Bunun üzerine Osmanlı Devleti barış istedi ve ağır koşulları kapsayan Ayastefanos Antlaşmasını 3 Mart 1878’de imzalamak zorunda kaldı.
Ancak, bu antlaşma ile Rusya’nın Balkanlar da tam hakimiyetini sağladığından batılı devletler itiraz ettiler ve Antlaşma uygulanmadı. Bundan dolayı Berlin'de bir konferansın düzenlenmesi kararlaştırıldı
Berlin Antlaşması sonunda Sırbistan, Karadağ, Romanya bağımsız devlet oldular. Bulgaristan'a önemli haklar tanındı, Kars, Ardahan ve Batum Rusya'ya bırakıldı.
Bu sırada, Padişah Abdülhamit 18 Şubat 1878'de Meşrutiyeti askıya aldı.
Ertuğrul Firkateynin Japonya’da Batması ya da Faciası!
2. Abdülhamit Han, 1887’de Japonya İmparatorunun yeğeninin İstanbul’u bir savaş gemisi ile ziyaret etmesinin karşılığında Japonya'ya bir heyet göndererek İmparatora Mücevherli İmtiyaz Nişanı ve bazı hediyeler verilmesini kararlaştırdı.
Bunun üzerine Ertuğrul Firkateynini 1889’da İstanbul’dan yola çıktı. 1890’da Japonya’nın Yokohama limanına vardı. 11 ay süren yolculuk ve görevin yapılmasından sonra dönerken 16 Eylül 1890'da Kuşimoto açıklarında tayfuna yakalandı ve battı. 500’den fazla Türk denizci şehit olmuştur. Bu trajik olay tarihe Ertuğrul faciası olarak geçmiştir.
Kıbrıs Adasının İngiltere'ye Verilmesi!
Padişah 2’nci Abdülhamit zamanında 93 Harbinde Osmanlı Ruslara yenilince Padişah İngiltere’den yardım ve destek istedi.
İngiltere olur ama bir üs gerekir deyince 1878’de imzalanan Berlin Antlaşması ile Kıbrıs hükümranlık hakkı saklı kalmak kaydıyla geçici olarak İngiltere'ye verildi.
Buna rağmen, 1’nci Dünya Savaşında Osmanlı Devleti yenilince Adayı İngiltere ilhak etti. DEVAMI ÇOK YAKINDA....
Altay Tokat E. Korg. 1999’da Emekli oldu, Kıbrıs Gazisi, Başarılarından dolayı 5 Madalya ile Ödüllendirildi