google.com, pub-5635234458637791, DIRECT, f08c47fec0942fa0

HANGİ DEVLETE GÜVENİLİR?

Kemal Albayrak

12-09-2026 22:43

Bir devlet, vatandaşlarının haklarını korumak yerine onları korkutuyor; adaleti sağlamak yerine ayrıcalık dağıtıyor ve hukuku yönetenlerin iradesine göre değiştiriyorsa, ona hâlâ “devlet” ve “güven kaynağı” denebilir mi?

Devlet; sınırları belirli bir ülkede yaşayan insanların düzen içinde yaşamasını sağlayan, kamu düzenini koruyan, yasalar koyan ve bu yasalara uyulmasını güvence altına alan, otorite kullanma gücüne sahip siyasal bir örgüttür. İdeal devlet düzeni ise adalet, özgürlük, eşitlik, mülkiyet hakkı ve güven gibi temel değerleri koruyan bir sistemdir.

Hobbes’a göre devlet, insanların bir araya gelerek oluşturduğu ve uyulması zorunlu kurallarla işleyen bir yapıdır. Devletin görevlerinden biri de vatandaşlarını dış tehditlere karşı korumaktır.

Bu anlayışın etkisiyle bizde “devlet ana” ve “devlet baba” ifadeleri sıkça kullanılır; devlet, zaman zaman eleştiri dışı tutulur. Oysa devlet adına alınan kararların anlaşılabilir, denetlenebilir ve hukuka uygun olması gerekir. Toplumun benimsemediği uygulamaların “devlet aklı” gibi içeriği belirsiz kavramlarla açıklanması, kamu güvenini zedeler.

İnsanlar, hayatlarını özgürce düzenleyebildikleri ve temel haklarını güvence altında hissedebildikleri ölçüde devlete ihtiyaç duyarlar. Tarih, hiçbir düzenin adaletsizlik ve ahlaki yozlaşma üzerine kalıcı biçimde kurulamayacağını göstermektedir. Hukuka, vicdana ve adalete dayanan bir devlet önemlidir.

Osman Aydoğan Paşa, bir makalesinde “Devlet Ana” kavramını ele alırken, uzak hedefler ve siyasi tercihler uğruna idealist evlatlarını yok eden bir devlet anlayışına dikkat çekiyor.

Devletin gücü; düşünürleri, sanatçıları, muhalifleri ve farklı görüşleri bastırmak için değil, herkesin hak ve özgürlüklerini güvence altına almak için kullanılmalıdır. Kendisini destekleyenlere ayrıcalık tanıyıp farklı düşünenlere karşı tarafsızlığını yitiren bir devlet, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkelerini zedeler. Devlet, yönetenlerin özel mülkü değil; intikam değil, adalet kurumudur.

İnsanları kimlikleri, düşünceleri veya ait oldukları çevre üzerinden değerlendiren genelleyici yargılar, toplumsal ayrışmayı ve rövanşı tetikler. Devletin kendi koyduğu yasalara dayanarak yaptığı uygulamalar temel hukuk ilkeleriyle çelişiyorsa, bu durum devletin meşruiyetini zayıflatır. Çünkü hukuk, yalnızca yönetilenleri değil, yönetenleri de bağlamalıdır.

John Locke’un “Halk egemendir, yönetici emanettir.” sözü, yöneticilerin yetkilerini toplum adına ve toplumun yararına kullanmaları gerektiğini ifade eder. Çünkü adalet, siyasi çıkarların veya makam kaygısının konusu hâline getirildiğinde anlamını yitirir.

Haklı ile haksızı ayırt edemeyen veya bunu bilinçli biçimde reddeden bir yargı düzeni, toplum için ciddi bir tehdittir. Nihal Atsız’ın ifade ettiği gibi, insanları kendi devletlerinden uzaklaştıran her haksızlık suçtur. Çünkü adalet zayıfladığında, devlet kurumlarına duyulan güven de zayıflar.

Asıl devlet, hukuk ve adalet devletidir. Benim “devlet anam” ve “devlet babam” olarak gördüğüm devlet de budur.

Adaletin güvence altında olmadığı bir devlete duyulan bağlılık zamanla zayıflar. Bu nedenle asıl beka sorunu yalnızca dış tehditler değil; içeride hukukun, adaletin ve kamu güveninin aşınmasıdır.

Hangi devlete güvenilir?

Hukuka bağlı olan, adaleti gözeten, vatandaşlarını düşünceleri nedeniyle ayrımcılığa uğratmayan ve yönetenleri de hukukla sınırlandıran devlete güvenilir. Çünkü devletin gücü, vatandaşını baskı altına almasından değil, haklarını güvence altına almasından kaynaklanır. Devleti güçlü ve saygın kılan, yönetenlerin sınırsız yetkisi değil; hukukun herkes için eşit uygulanmasıdır.

Adaletin olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde meşruiyet, meşruiyetin olmadığı yerde ise devlet düzeni uzun süre ayakta kalamaz.

Bir devletin gerçek bekası; korkuya, itaate veya ayrıcalığa değil, hukuka, adalete ve yurttaşların gönüllü rızasına dayanır.

Asıl devlet, adalet devletidir. Kemal Albayrak

DİĞER YAZILARI SINANMAK VE ÇELİŞKİLER 01-01-1970 03:00 KEYFÎ DÜZENE MAHSUS HİZMET İDARESİ Mİ? 01-01-1970 03:00 ADALETTE BULUŞMAK MI? 01-01-1970 03:00 VAAZ EDENLE, VAAT EDENLER! 01-01-1970 03:00 ÇEYREK ASIRA GİDİŞ NASIL? 01-01-1970 03:00 UYANMAK VE UYARMAK! 01-01-1970 03:00 15 TEMMUZ, KİME YARADI? 01-01-1970 03:00 KRİZLER “KAPI” ARATIR 01-01-1970 03:00 AĞLAR MISIN, GÜLER MİSİN? 01-01-1970 03:00 BÖYLE Mİ OLACAKTIK BİZ? 01-01-1970 03:00 AKLI KORUMAK, KORUNMAK 01-01-1970 03:00 NELER OLUYOR? 01-01-1970 03:00 YOLUN SONUNU DÜŞÜNMEK 01-01-1970 03:00 YAN ETKİLERİN ÇIKMAZI NE? 01-01-1970 03:00 ANLAYARAK İNANMAK MI? 01-01-1970 03:00 ADALETİNİZ ADALETSİZLİK Mİ? NEREYE KADAR SÜRECEK? 01-01-1970 03:00 ZİHİNSEL KÖRLÜK YOK EDER 01-01-1970 03:00 AHLAKSIZLIK KOKUSUNUN AHLAK ÜRETİM TÜRLERİ 01-01-1970 03:00 SORUMLULARA ÇAĞRIMDIR 01-01-1970 03:00 FELAKET BİRDEN GELMEZ, SEBEPLERİNE BAKALIM 01-01-1970 03:00 UYUM MU, SORGULAMAK MI? 01-01-1970 03:00 İKTİDARA SORMAK GEREKİR 01-01-1970 03:00 ARINMA MI, BOZULMA MI? 01-01-1970 03:00 BOZUK SİSTEM, KİRLİ DÜZEN GETİRİR Mİ? 01-01-1970 03:00 KAZANIRKEN, KAYBETMEK 01-01-1970 03:00 UYARI ÇÖZÜM GETİRİR Mİ? 01-01-1970 03:00 SALTANAT RUHU ÖLDÜRÜR 01-01-1970 03:00 ÖLMÜŞLER, ÖLÜMDEN KORKUYOR 01-01-1970 03:00 ÖLÇÜ SADECE TERAZİDE Mİ? 01-01-1970 03:00 HÜR DÜŞÜNMEK 01-01-1970 03:00 KENDİ PUTUNA TAPANLARDAN, ZALİMLERDEN, HIRSIZLARDAN YÖNETİCİ OLMAZ 01-01-1970 03:00 SUÇLU KORKUSU NİYE? 01-01-1970 03:00 ANLAYARAK MI, İNANARAK MI KONUŞMAK? 01-01-1970 03:00 GÖRDÜĞÜNE İNANMAYAN, GÖRMEDİĞİNE NASIL İNANIR? 01-01-1970 03:00 Kemal Albayrak’tan Sert Meclis ve Siyaset Değerlendirmesi – “Gerçek Sefillik Aklın Tutsak Edilmesidir” 01-01-1970 03:00 TUTSAK AKIL MI, HÜR AKIL MI? 01-01-1970 03:00 Aydınlıktakiler ve karanlıkta kalanlar 01-01-1970 03:00 OYLAMA NEYİ ÇÖZECEK? 01-01-1970 03:00 KOLAYCILIK, HAZIRCILIK MI? 01-01-1970 03:00 FERDİYET Mİ, CEMİYET Mİ, HÜRRİYET Mİ? TERCİHİM NE? 01-01-1970 03:00 İNANANLAR, ANLAYANLAR MI? 01-01-1970 03:00 YÜZLEŞMEK: YANLIŞI ÖRTMEK Mİ, YANLIŞTAN DÖNMEK Mİ? 01-01-1970 03:00 Meclis yasama yılı açılışı 01-01-1970 03:00 AK Parti Çöküşe Geçti 01-01-1970 03:00 Erdem kantarla tartılmaz, hurda tartılır! 01-01-1970 03:00 MİRASA SAYGI, ÖNEM NEDİR? 01-01-1970 03:00 Uyumlu, uyumsuz yaşama! 01-01-1970 03:00 NİÇİN BUGÜNLERE GELİNDİ? 01-01-1970 03:00 Nereye Gidiyor Siyasetin Aktörleri? Çıkış Nedir? 01-01-1970 03:00 FİKİRDE DEĞİŞİMİN SONU 01-01-1970 03:00 BİLİNMEYENİ KİM ÇÖZER? 01-01-1970 03:00 1 MAYIS ACILARI OLMASAYDI! 01-01-1970 03:00 TÜRKİSTAN YOLCULUĞU 01-01-1970 03:00 KİMLİKLER MUTASYONA MI UĞRADI? 01-01-1970 03:00 ESARETİ DIŞARDA ARAMA, ZİHİNDE ARAMAK GEREKİR? 01-01-1970 03:00 ESARET Mİ, CESARET Mİ? 01-01-1970 03:00 TARİHÎ ÇAĞRI, KİMİN PLÂNI? 01-01-1970 03:00 HANGİ MAHALLEDENSİN? 01-01-1970 03:00 AKIL, İYİ DE Mİ KÖTÜDE Mİ ? 01-01-1970 03:00 NE GÜNLERE KALDIK, NİÇİN? 01-01-1970 03:00 Kurtuluş olmadan kuruluş olur mu? 01-01-1970 03:00 HER HUKUKSUZLUK,YENİ SUÇLARI GETİRİRİYOR,UYAN! 01-01-1970 03:00 Nereye gidiyoruz? 01-01-1970 03:00 “ARACI”ANLAYIŞI NİÇİN? 01-01-1970 03:00 NASIL BİR ÜLKE OLDUK? 01-01-1970 03:00 Sonunu düşünmek yok mu? 01-01-1970 03:00 Lale devri siyaseti mi? 01-01-1970 03:00 Hatıran Yeter 01-01-1970 03:00 Kazanırken, Kaybettiklerimiz! 01-01-1970 03:00 AYRIŞTIRMA BİRLEŞTİRME Mİ? 01-01-1970 03:00 Ders almak önemli mi? 01-01-1970 03:00 SONUÇ KİME YARIYOR? 01-01-1970 03:00 YAŞAMAK VAR,YAŞATMAK NİÇİN DÜŞÜNÜLMEZ? 01-01-1970 03:00 NEREYE GİDİYOR, YOLUMUZ? 01-01-1970 03:00 KONTROL KİMDE? 01-01-1970 03:00 DİNDE,MESLEK OLUR MU? 01-01-1970 03:00 ANLAMAYANA ANLATMAK! 01-01-1970 03:00 DÜŞÜNCELERİM, ÇIKIŞ YOLU 01-01-1970 03:00 Albayrak; "Ne Cevap Verecek!" 01-01-1970 03:00 MECBURİYET Mİ KORKU MU? 01-01-1970 03:00 BAĞ’DA MI, DAĞ’DA MI YAŞANIR? 01-01-1970 03:00 Albayrak'tan Gündem Eleştirisi! 01-01-1970 03:00 Albayrak'tan 10 Kasım Mesajı! 01-01-1970 03:00 Devletin ve Vatandaşın İffetini Kim Koruyacak? 01-01-1970 03:00 Adı İyi Uygulama Bozuk! 01-01-1970 03:00 Sorun Yaratandan, Sorun Çözüm Beklenmez' 01-01-1970 03:00 Susmak Yol mu? 01-01-1970 03:00 Konuşmak Çözüm Olsa! 01-01-1970 03:00 Hayır ve Evet Aynı Anda mı? 01-01-1970 03:00 Kutlamalar Örtü mü? 01-01-1970 03:00 Sonuca Sebep Götürür 01-01-1970 03:00 Aç Gözlülerin Siyaseti 01-01-1970 03:00 Siyasette Ölçü Var mı? 01-01-1970 03:00 Statü, İnsana, İnsan Olmayı Sağlar mı? 01-01-1970 03:00 Teknolojiyi Kullanmak! 01-01-1970 03:00 Yüzleşmek mi, Yüzsüzleşmek mi? 01-01-1970 03:00 Gelecek Yüzyılın Kurtarıcılığı Bu mu? 01-01-1970 03:00 Yönetimde Davranış Bozukluğu Olur mu? 01-01-1970 03:00 Yanlış Bilgi Felakettir! 01-01-1970 03:00 Nasıl Bir Düzen Tercihi Olmalıdır? 01-01-1970 03:00 Bayram Çare mi? 01-01-1970 03:00 Adalet Kurumlarında, Adalet Bulan Var mı? 01-01-1970 03:00 Fiil Belli, Fail Gizleniyor! 01-01-1970 03:00 Albayrak: "Sokak Hayvanları Gündemde" 01-01-1970 03:00 Albayrak; "Yaptırıma Bakılır" 01-01-1970 03:00 Albayrak; "Eşek yine Eşek" 01-01-1970 03:00 Tasarruf Kimi Koruyacak? 01-01-1970 03:00 Siz Kimsiniz, Neyi Çözdünüz Siyasetinizle? 01-01-1970 03:00 Yeni Fikir Yaratmak Varken Neden Çalınır? 01-01-1970 03:00 Dün Olmadan, Bugün Olur mu? 01-01-1970 03:00 Değişimin Faydası ve Zararı, Zamanla Olur mu? 01-01-1970 03:00 Dünle Yaşamak mı? 01-01-1970 03:00 Edep Aydınlıkta mı, Karanlıkta mı Değerli? 01-01-1970 03:00 Gelecekte Siyasetin Yönü Nasıl Olmalıdır? 01-01-1970 03:00 Sürgünde Yaşamak Niçin? 01-01-1970 03:00 Bayram Izdırap Olurmu? 01-01-1970 03:00 İYİ Parti Nereye Gidiyor? 01-01-1970 03:00 Sonuç Neyi Getirecek? 01-01-1970 03:00 Karanlık Günler Niçin Geçmiyor! 01-01-1970 03:00 Sorun Çözen Ahlak, Ahlaksızlığa Dönerse! 01-01-1970 03:00 Sonu Görmek Önemli! 01-01-1970 03:00 Siyasetin Aktörlerine Şifa Hastanesi Olmaz mı? 01-01-1970 03:00 Donanımı Kazanıma Çevirmek! 01-01-1970 03:00 Yaşatmak mı? Yok Etmek mi? 01-01-1970 03:00 Sonu Görmek Yapılanları Unutturur mu? 01-01-1970 03:00