https://www.turaturk.com/files/uploads/user/eacbec704544fb3e45efadf8eedbf9c8-a7b8c7d3948b8ec632a6.jpeg
Ahmet Tekin
Advert

TUTA TUTA TUTUNMAYI ÖĞRENDİM

27 kez okundu.

Hayat bazen bize düşmeyi öğretmeden kalkmayı öğretmez. Bazen de tutunmayı, bırakabilmekten öğreniriz. İnsan, kaç kere elinden kayıp gittiğini gördükten sonra daha sıkı sarılmayı öğrenir; kaç kere sarıldığının boşa gittiğini fark ettikten sonra da kime sarılmayacağını…

Ben de öyle öğrendim tutunmayı.

Düşe kalka. Dene dene. Yana yana. Tuta tuta.

Çünkü hiçbirimiz dünyaya güçlü doğmuyoruz. Hiçbirimiz başımıza geleni ilk seferde kaldıracak kadar dayanıklı değiliz. Güç dediğimiz şey; zamanın, acının, kaybın, hayal kırıklığının ve vazgeçişlerin yoğurduğu bir karakter hamurudur. İnsan, acıdan geçmeden olgunlaşamaz; tutunacak bir dal kalmadığında kendi köküne tutunmayı öğrenir.

Ve ben…

Hayat bana ne çok “bırak” dedi.

Ama ben her seferinde “yeniden dene” dedim.

TUTUNMAK, GÜVENMEKTİR ASLINDA

Birisine, bir hayale, bir hayata tutunmak… Bunların hepsi güvenmekle başlar. Ama bir gün biri gelir ve o güveni kırar. O zaman tutunduğun yer değil, tutunma şeklin değişir.

Artık iki elle değil, tek elle tutarsın.

Artık ağırlığını değil, temkinini verirsin.

Artık hemen sarılmazsın, önce bakarsın.

Çünkü tutunmayı öğrenmek, aynı zamanda yanılmayı kabul etmek demektir.

Ben artık biliyorum:

İnsan en çok güvendiği yerden kırılır ama en çok kırıldığı yerden de güçlenir.

HER BIRAKIŞ, BİR ÖĞREYİŞTİ

Hayatımda çok şey bıraktım. İnsanlar, duygular, hayaller, yollar, ihtimaller…

Bazen kendi isteğimle bıraktım, bazen bırakılmaya zorlandım, bazen elimdeki güç yetmedi.

Ama her bıraktığım şey bana bir şey öğretti:

Hiçbir tutunuş, karşılıksızsa uzun sürmez.

Hiçbir insan, sevmeyi bilmiyorsa tutunmayı hak etmez.

Hiçbir duygu, tek taraflıysa taşıyamaz.

Bıraktıkça öğrendim ki, tutunmak sadece elde tutmak değildir; kendini korumak için vazgeçmeyi de bilmektir.

TUTUNMAK, HAYATTA KALMA SANATIDIR

Hayatta her şey bir sınav aslında.

Kimi insanlar ilk rüzgârda savrulur, kimi insanlar fırtınaya meydan okur.

Kimi insanlar tutacak bir dal arar, kimi insanlar kök salar.

Ben tutunmayı öğrendim, çünkü hayatta kalmayı öğrendüm.

Kalbim kırıldığında susmayı, kıranlarla konuşmamayı;

değersiz hissettiğimde değerimi kendi içimde aramayı;

kimsenin sahip çıkmadığı yerde kendime sahip çıkmayı öğrendim.

Hayat, bana tutunacağım şeyi göstermeden önce tutunamayacağım her şeyi gösterdi.

Ve bu iyi ki böyle oldu.

KİME TUTUNDUĞUN, KİM OLACAĞINI BELİRLER

Bazen insanlar birbirlerine rastgele değil, ihtiyaçla tutunur.

Çünkü herkesin bir yarası, bir boşluğu, bir eksik yanı vardır.

Ama gerçek tutunma, eksiklikten değil tamlığa giden yoldaki iyi niyetten oluşur.

Yanında seni hafifleten insanlar olmalı.

Düştüğünde elini tutan, yürürken yanında duran insanlar…

Çünkü tutunmak bir zorunluluk değil; bir paylaşımdır.

Eğer bir insana tutunuyorsan ve o seni bırakıyorsa, bu senin hatan değildir.

Kimse sıkı tutmadığı şeyi kaybetti diye suçlanamaz.

Ben de öyle öğrendim:

Bırakanı bırakmayı, kalanla yürümeyi, hak edene bağlanmayı…

KENDİME TUTUNDUĞUM GÜN DÜŞMEKTEN KORKMAYI BIRAKTIM

Bir gün anladım ki, insanın gerçek desteği başkaları değil, kendi içindeki güçtür.

Ben kendi acılarıma, kendi hayallerime, kendi yoluma tutundukça büyüdüm.

Kendi iç sesim sustukça değil, konuştukça iyileştim.

Ve fark ettim ki en sağlam tutunuş, insanın kendi omzudur.

Kimse kalmasa da, kimse anlamasa da, kimse sarılmasa da…

İnsan kendine sarılmayı öğrenince, kaybolmuyor.

Ben kaybolmadım.

Çünkü tuta tuta tutunmayı öğrendim.

Hem hayata, hem kendime, hem de yeniden başlamanın mümkün olduğuna.

Her Yaranın Öğrettiği Bir Dokunuş Vardır

Bazı yaralar vardır, iyileşmek için zaman değil; farkındalık ister.

İlk anda can yaksa da, üzerindeki kabuk düştüğünde orada yeni bir derinin filizlendiğini görürsün.

Ben de her acıdan bir dokunuş öğrendim.

Ne kadar incinmişsem o kadar hassaslaştım, ne kadar kaybetmişsem o kadar değer anladım.

Bazen bir yara, bir insana “bundan sonra nereye tutunmalısın?” diye fısıldayan tek öğretmendir.

İnsan Bırakıldıkça Değil, Kendini Bıraktıkça Kaybolur

Çoğu zaman bizi başkaları değil, kendi içimizdeki pes edişler tüketir.

Bir insanın en tehlikeli düşmanı, kendi umutsuzluğudur.

O yüzden tutunmak bazen dışarıya değil, içeriye yapılan bir yolculuktur.

Ben kendimi bıraktığım her yerde dağıldım, kendime tutunduğum her yerde toparlandım.

Hayatın en büyük sırrı da budur zaten:

Kendini bırakırsan düşersin, kendine tutunursan yükselirsin.

Kalabalıklarda Değil, Sessizliklerde Güçlenir İnsan

Gürültünün içinde herkes güçlüymüş gibi görünür,

ama gerçek güç, insanın kendi sessizliğinde ayağa kalkmasıdır.

Kimse görmeden, kimse bilmeden, kimse duymadan…

Ben sessizliğimi sevmeyi öğrendim.

Çünkü orada yıkılmalarım da vardı, kalkışlarım da.

Ve sessizlik bana şunu öğretti:

Bir insan kendine tutunmayı sessizce öğrenir, başkalarına göstermeden büyür.

Bazen En Ağır Yük Sevdiğin İnsanlardır

Tutunmak güzeldir, ama herkes taşınmaz.

Bazı insanlar senin omzuna değil, tüm ruhuna ağırlık olur.

Seni yukarı çekecek yerde aşağı çeker,

yürürken destek olacak yerde sürükler.

Ben en çok sevdiğim sandığım insanlardan yoruldum hayatımda.

Ve sonunda öğrendim:

Her sevdiğine tutunmak zorunda değilsin;

çünkü bazı insanlar sevgiyi değil, bağımlılığı öğretir.

Hayatın Bize Verdiği En Büyük Hediye: Yeniden Başlayabilme Cesareti

Düşmek kötüdür, evet.

Ama yeniden kalkmak… İşte o mucizedir.

Tutunmak bazen bir insana değil, yeni bir ihtimale gerek duyar.

İnsan umudu kaybettiğinde tükenir, umudu yeniden bulduğunda doğar.

Ben her başlangıcımda biraz daha kendime yaklaştım.

Çünkü yeniden başlamak, “kendine bir şans daha vermek” demektir.

Tutunmak, Bazen Bir Gülüş Kadardır

Hayatta çok küçük şeyler çok büyük anlamlar taşır.

Bir bakış, bir dokunuş, bir tebessüm…

Bazen o küçücük gülüş, günlerdir karanlıkta bekleyen ruhuna ışık olur.

Ben defalarca karanlığa düştüm ve her seferinde küçük bir ışık buldum.

O ışık kimi zaman bir insan, kimi zaman bir söz, kimi zaman bir umut oldu.

Ve anladım ki:

Tutunmak bazen dev adımlarla değil, minicik bir gülümsemeyle başlar.

Ne Kadar Kırıldıysan, O Kadar Güçlü Tutunursun Hayata

Hiç kırılmamış bir insan güçlü değildir, sadece sınanmamıştır.

Ama kırılıp da dağılmamayı başaran biri…

İşte o dayanıklıdır.

Ben ne kadar kırıldıysam, o kadar güçlü bir insan oldum.

Çünkü kırık yerlerimden sızan ışık, bana yönümü gösterdi.

Hayat ne kadar üzerime geldiyse, ben o kadar tutundum.

Ve sonunda öğrendim:

Kırılmak zayıflık değil, yeniden şekillenmenin başlangıcıdır.

SON SÖZ

Her insanın bir tutunma hikâyesi vardır.

Benimki düşe kalka yazıldı, seninki belki susa susa, belki yara yara…

Ama unutma:

Tutunmak seni güçlü yapar.

Bırakabilmek ise bilge.

Hayatın ikisini de öğrenene kadar seni sınamasına izin ver.

Çünkü en sonunda, tuta tuta tutunmayı öğrenen hiçbir insan yenilmez. Ahmet TEKİN

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Yalanın Değdiği Kalpte Gerçek Bile Şüpheli Olur Parkta Salıncak Sırası Bekleyen Çocuk Gibi Bekledim Seni Doğru İnsanlar Kalmanın Bir Yolunu Her Zaman Bulur! Sizi Sevmeye Cesareti Olmayan İnsanlarla Bir Gelecek Hayal Etmeyin Aşk Bir Katil midir? Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur Kötülüğün Kökü Bilgisizliktir Bir İnsanın Eğitimi Yalnızca Kitaplarla Ölçülmez Çoğu İnsanın En Büyük Hatası, Başlamadan Önce Mükemmel Şartları Beklemesidir Hayat Kısa Değil, Sen Onu Boşa Harcıyorsun Bazen Sevmediğinden Değil, Yorulduğundan Vazgeçersin Kadınların Sessizce Tiksindiği Adam Rolleri: İlişkilerde Kayıp ve Yanlış Anlamalar Eğer Mutsuz Olmak İstemiyorsan Kalbini Sadece Kıymet Bilene Aç İkinci Şans Birincisine İhanettir Bir Gençlik Daha Harcanmaz Uğruna! Gerçek Zenginlik: Az Şeye İhtiyaç Duyabilmek Ölümden Korkan İnsan, Yaşayan Bir Köledir Gerçek Gücün Sessiz Tanığı: Vazgeçebildiklerimiz UMUT: ZENGİNİN LÜKSÜ, FAKİRİN EKMEĞİ Değerlisin Ama Değer misin? Kendi Devrimini Yapmadan Dünya Değişmez Düşüncenin Gücüyle Yeniden Başlamak “Seveceksen Ölçülü Sev Ki Sevgin Uzun Sürsün” Son Sığınak: Tavrını Seçme Özgürlüğü Herkesi Sev, Azına Güven, Kimseye Kötülük Etme SEVGİ YER DEĞİŞTİRDİ DÜNYADA HİÇBİR ŞEY SANA AİT DEĞİL… SEN NEYİN PEŞİNDESİN? Kusurları Sevmek: Aşkın Gerçek Yüzü İnsanlığa Yenilmek Seven İnsan Veda Eder mi? Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye Kötülüğün Gölgesinde İnsan: Kimse Kendi İsteğiyle Kötü Değildir Aşk Yalan Söyler mi? Sevdiğin Her Şey Kaybolabilir Ama Sevgi Geri Döner: Hayatın Döngüsünde Kayıp ve Umut AKLIN IŞIĞINDA: BİLGİNİN DOĞUŞU VE İNSAN ZİHNİNİN YARATICI GÜCÜ Sessizliğin Suçu: Haksızlığın Cezasız Kalması YALANIN GÖLGESİNDE GÜVENİN KIRILGANLIĞI Dostluk: Göründüğü Gibi Olmak ve Olduğu Gibi Görünmek Başlıksız İktidar: Güç Arzusu Olmadan Yönetmek Mümkün mü? DEMOKRASİ, EĞİTİMLİ HALKIN REJİMİDİR: CEHALETİN GÖLGESİNDEKİ SANDIK Kanun ve Adet, Zorla Değil İyilikle Yerleşirse Adalet Olur Demokratik Devletin Temeli Özgürlüktür Güç ve Adalet: Sessizlerin Çığlığı, Kudretlilerin Sessizliği Aptallığın Sonsuzluğu: Düşünmenin Tembelliği, İnsanın Felaketi Adaletin Olmadığı Yerde Ahlaktan Bahsedilemez Devletlerin Refahı: Para mı, Adalet mi? HÜKMETMEK KOLAY, İDARE ETMEK ZOR: KENDİMİZE HÜKMETMEYİ ÖĞRETEN HÜKÜMET Hiçbir Şey Güzel Olmayacak! Hukuk Mu, İktidarın Aracı mı? Adaletin Çift Standartlı Yüzü! Adalet Sistemi: Güçlüler İçin Özgürlük, Zayıflar İçin Cezalandırma mı? Uzayan Davalar ve Mağduriyetler: Yargı Süreçleri Nasıl Hızlandırılabilir? Ekonomide Büyüme mi, Derinleşen Kriz mi? Adalet ve Özgürlük Tartışması: Yargı Reformları mı Siyasal Baskılar mı? Eski Türkiye ve Yeni Türkiye: Nereye Gidiyoruz? Türkiye’nin Ekonomik Çıkmazı: Siyasi Kararların Gölgesinde Bir Kriz Umutsuzluğun Gölgesinde Yaşam: Ekonomik Çıkmaz ve İntihar Sevilmeye Bırakmak Gerçek Aşk: Şans Oyunlarından Bir Adım İleri Sevgi ve Yaşam Arasında Bir Denge Arayışı Haykırış ve İsyan: Sevginin Çığlığı Paranın Gölgesinde Sevgi Maskelerin Ardında ki Gerçeklik: Duyguların Gizli Dansı Sevgi: İnsanlığın En Değerli Hazinesi İnsanın Yapabildikleri ve Yapamadıkları Sevmek mi Günah Sevmemek mi? Din, Yanılsama ve İnsan Psikolojisi Üzerine Para ve Güç: İnsanlık Tarihi ve Modern Dünyadaki Etkileri Topluluk Yönetiminin Üstünlüğü: Çoğunluğun Yargısının Gücü Adaletin Kaynağı ve Hukukun Devlet Üzerindeki Rolü Özgürlüğün Sorumluluk Yükü ve İnsanların Bu Yükten Kaçış Eğilimi Bilge İnsanlar Konuşur Çünkü Söyleyecek Bir Şeyleri Vardır; Aptal İnsanlar Konuşur Çünkü Bir Şey Söylemek Zorundadırlar Bir İşe Başlamadan Önce Her Şey İmkansız Gibi Görünür: Başlama Cesaretinin Gücü Ekonomik Uçurum: Paranın Bekçileri Yanlış Yoldan Gitmenin Kolaylığı Kişilerin Başaklara Benzemesi: Olgunlaşma Süreci Üzerine Bir İnceleme Korkuyla İtaat Eden Kötü Adamlar, Sevgiyle İtaat Eden İyi Adamlar Üzerine Bir Düşünce Atatürk: Türk Milletinin Varoluşunu Koruyan Evrensel Lider Parayı Elde Etmekten Daha Zor Olan: Onu Korumak ve Büyütmek Sağlık ve Para Paradoksu: Hayatın İki Ucu Hayatın Gerçek Zenginliği: Sağlık Üzerine Bir Düşünce Başarı: Bir Yolculuk, Bir Varış Noktası Değil Dünyayı Değiştiren Çılgınlar: Büyük Değişimlere İmza Atanlar Çok Bakarsan Odak Noktanı Kaybedersin Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine: Neden Yüksek Beklentiler Hayal Kırıklığına Yol Açar? Gizli Güzellikler: Hayatın İnceliklerini Fark Etme Sanatı Korku ve Cesaretin İnce Çizgisi: Her Gün Ölmek mi, Bir Gün Ölmek mi? Gözlemle, Sus, Dinle, Az Yargıla, Çok Sor: Bilgelik Yolunda Beş İlke İyi İnsanların Gücü ve Cezalandırılmasının Şiddeti İnsan Anlam Arayışında Olan Bir Varlıktır Konuşma Sanatı: Aklın Kullanımı Üzerine Bir İnceleme Giden ve Ölen: İnsanın İki Büyük Acısı Eğitim ve Demokrasi: Bir Toplumun İnşası Fikir ve Düşünce Arasındaki Fark Geçmişteki Hataları Hatırlatmanın Zararları: İyileşme Sürecine Saygı Gösterin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Sığınmacı Yasası ve İskan Politikaları Büyük İskender'in Son Üç Arzusu ve Hayatın Gerçek Değerleri İyi ve Kötü: Aydınlık ve Karanlık Üzerine Bir İnceleme Güler yüzlü İhanet: İki Yüzlü İnsanlarla Baş Etmenin Yolları ve Stratejiler Ahmet Tekin'in Kaleminden: Aristoteles'in Mutluluk Anlayışı Üzerine Bir İnceleme Aristoteles'in Anıtı Üzerine: Atinalılar ve Himeraeos'un Trajik Hikayesi 19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Mutluluğun Anlamı: Ahmet Tekin'in Perspektifinden Bir Değerlendirme Kendini Bulmak ve Mutluluğun Yolu Sevgi, Gurur ve Özgürlük: İnsanı Anlamak Düşüş Anında Yakalayamadığımız Şeyler: Reflekslerin Gücü ve İnsan İlişkilerindeki Rolü Çeşitlilik İçinde İnsanlık: Kevaşe, Suriyeli, Hırsız ve Arsız Kayıp ve İyileşme Üzerine Düşünceler Gerçek Zenginlik: Hayat Deneyiminin Derinliği ve Anlamı Değişim ve İnsanın Doğasındaki Acı Stresin Kaynağı Olarak Geçim ve Ölüm: İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri Modern İlişkilerin Dinamikleri: Aşk, Özgürlük ve Tek Başına Olma Dünyanın Kiralık Sevgilerle Dolu Yüzü: Sevgi ve Açlık İlişkisi Cesaret ve Korkaklık Arasındaki İnce Çizgi: Korku Üzerine Düşünceler Evrenin Gizemli Dansı: Zaman, Mekân ve Kuvvet Modern Dünyanın İronisi: Para ve İnsanlık Cesaret, Güç ve Fikir: İnsanın İçsel Yolculuğu Unutma Ki Unuttun Beni: Unutulanlar Asla Unutmaz! Değerli Olma Üzerine Bir Bakış Açısı: Başarı ve Değer Arasındaki Fark Aşırı Samimiyet, İyilik ve Sevginin Tehlikeleri: Denge Esas Alınmalı mı? Günümüz Dünyasında Yönetim ve Uyku Arasındaki İnce Dengeler