https://www.turaturk.com/files/uploads/user/eacbec704544fb3e45efadf8eedbf9c8-a7b8c7d3948b8ec632a6.jpeg
Ahmet Tekin
Advert

Ekonomide Büyüme mi, Derinleşen Kriz mi?

510 kez okundu.

Hükümetin Verileri ile Halkın Gerçekleri Arasındaki Çelişki

Ekonomik göstergeler, ülkelerin gelişimini ve refah düzeyini ölçmekte önemli bir role sahiptir. Ancak, rakamların arkasında saklı kalan gerçekler, çoğu zaman toplumun farklı kesimlerinin yaşamlarında kendini acı bir şekilde göstermektedir. Türkiye ekonomisi de uzun yıllardır bu çelişkili görünümün merkezinde yer almaktadır. Resmî açıklamalar, grafiklerde büyüme; sokak röportajları ise geçim derdi ile doludur. Peki, Türkiye gerçekten büyüyor mu, yoksa derinleşen bir ekonomik krizle mi karşı karşıyayız?

Bu sorunun yanıtı, sadece güncel verilere değil; Türkiye’nin son 40 yıllık ekonomik geçmişine, siyasi yönelimlerine ve küresel gelişmelere bakılarak daha net anlaşılabilir.

1. 1980 Sonrası Dönüşüm: Liberalizmle Tanışma

1980 askeri darbesi sonrası, Türkiye ekonomisinde büyük bir paradigma değişikliği yaşandı. Turgut Özal’ın öncülüğünde uygulamaya konulan serbest piyasa ekonomisi, Türkiye'yi devletçilikten uzaklaştırıp özel sektöre dayalı bir büyüme modeline yöneltti. Bu dönemde ihracata dayalı büyüme teşvik edildi, döviz kurlarında kademeli serbestleşme sağlandı ve dışa açılma politikaları izlenmeye başlandı.

Kısa vadede büyüme rakamlarında artış görülse de, bu dönüşüm geniş halk kesimlerinin refahını artırmakta yetersiz kaldı. Özellikle gelir dağılımı adaletsizliği derinleşti, köylü ve işçi sınıfı ekonomik dönüşümün gerisinde kaldı. Bu dengesizlik, ileriki yıllarda daha da belirginleşecek krizlerin habercisi niteliğindeydi.

2. 1990’lar: Krizlerin Gölgesinde Kayıp Yıllar

1990’lı yıllar, Türkiye ekonomisi açısından siyasi istikrarsızlık, yüksek enflasyon ve sık sık patlak veren ekonomik krizlerle hatırlanır. 1994 ve 2001 krizleri, bankacılık sektöründe çöküşe ve işsizliğin ciddi oranda artmasına neden oldu. Hükümetler sık sık değişiyor, ekonomik politikalar tutarsızlaşıyordu.

Bu dönemde yine büyüme rakamlarında dönemsel artışlar yaşandı, ancak halkın alım gücü sürekli düşüyor, maaşlar eriyor, temel ihtiyaçlar bile lüks haline geliyordu. Resmî veriler, teknik olarak “büyüme”yi işaret etse de, geniş halk kesimleri bu büyümeden pay alamadı.

3. 2002-2013: AK Parti Dönemi ve Görece İstikrar

2001 krizinin ardından yapılan yapısal reformlar ve IMF ile yapılan anlaşmalar, ekonomiyi bir nebze toparladı. 2002’de iktidara gelen AK Parti, bu reform sürecini devam ettirdi. Özelleştirme, dış yatırımların artırılması, büyük altyapı projeleri, bankacılık sisteminde sıkı denetimler ve düşük faiz politikaları sayesinde ekonomik büyüme ivme kazandı.

2002-2013 arası dönemde kişi başı milli gelir yaklaşık üç katına çıktı, enflasyon tek haneye indirildi, istihdam arttı. Ancak bu büyümenin önemli bir kısmı sıcak para girişi, kredi genişlemesi ve dış borçla finanse edildi. Üretim ekonomisine dayanmayan bu model, dışa bağımlılığı artırdı. Ayrıca, inşaat sektörü merkezli büyüme modeli, üretim yerine tüketimi körükledi.

4. 2013 Sonrası: Yapısal Sorunlar ve Derinleşen Ekonomik Kırılganlık

2013 yılı, Gezi Parkı olayları ve ardından gelen 17-25 Aralık süreciyle birlikte ekonomik ve siyasi gidişatta bir kırılma noktası oldu. Siyasi belirsizlikler, dış yatırımcıların güvenini sarsarken; aynı dönemde ABD’nin faiz artırım sürecine girmesiyle sıcak para Türkiye'den çıkmaya başladı.

Büyüme verileri hâlâ dönem dönem artış gösterse de, bu büyüme artık sürdürülebilir değil. Çünkü temelinde üretim, teknoloji, yüksek katma değerli sanayi değil; borç, inşaat ve tüketim yer alıyor. TÜİK verileri ekonomik büyümeyi gösterirken; çarşı-pazarda fiyatlar uçuyor, vatandaşın maaşı enflasyona eziliyor, işsizlik artıyor.

Son 5 yılda ise Türk Lirası'nın döviz karşısındaki hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon, artan dış borç ve düşük rezervler Türkiye ekonomisini iyice kırılgan hale getirdi.

5. Günümüz: Veriler ile Gerçekler Arasındaki Uçurum

TÜİK’in açıkladığı son verilere göre Türkiye, 2024 yılında %4’lük bir büyüme kaydetmiş görünüyor. Ancak aynı dönemde milyonlarca vatandaş asgari ücretle geçinmeye çalışıyor, emekliler temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz durumda. Enflasyon ise yıllık %70’lere ulaşmışken, resmî açıklamalar bunun çok daha altında. Halkın yaşadığı hissedilen enflasyon ile açıklanan oranlar arasındaki fark gün geçtikçe büyüyor.

Orta sınıfın eridiği, gençlerin yurt dışına gitmek istediği, eğitimli kesimin işsizlikle mücadele ettiği bir ortamda; “büyüme” kelimesi sadece grafiklerde anlam kazanıyor. Gerçekte ise bu büyümeden toplumun çok az bir kesimi fayda görüyor.

6. Hangi Büyüme, Kimin İçin?

Buradaki temel soru şu: Ekonomik büyüme, gerçekten halkın refahını artırıyor mu?

Eğer büyüme sadece büyük şirketlerin, holdinglerin, sermaye gruplarının zenginleşmesiyle sınırlı kalıyorsa; bu “büyüme” aslında ekonomik adaletsizliklerin büyümesinden başka bir şey değildir. Gerçek büyüme, herkesin sofrasına ekmek olarak yansımalı, gençlerin geleceğe umutla bakmasını sağlamalıdır.

Bugün gelinen noktada, vatandaşlar faturalarını ödeyemiyor, ev kiraları maaşları aşıyor, temel gıdalar lüks hale gelmiş durumda. Tüm bu tabloya rağmen ekonomik veriler “olumlu” sunuluyorsa, burada ciddi bir algı yönetimi söz konusudur.

Sonuç: Gerçeklerle Yüzleşmeden Gelecek Kurulamaz

Türkiye'nin artık yüzleşmesi gereken temel gerçek; sürdürülebilir, adil ve kapsayıcı bir ekonomik model kurma zorunluluğudur. Bu da ancak şeffaflık, liyakat, üretime dayalı ekonomi, teknoloji yatırımları, tarımın desteklenmesi ve gelir dağılımında adaletle mümkündür.

Hükümetin açıkladığı büyüme verileri halkta karşılık bulmuyorsa, bu bir ekonomik başarı değil; toplumsal huzursuzluğun işaretidir. Ekonomide gerçek bir kalkınma, ancak toplumun tüm kesimlerinin refahını artırdığında anlamlıdır.

“Büyüyoruz” diyerek halkın yaşadığı krizi görmezden gelmek, yalnızca sorunları ötelemektir. Gerçek iyileşme, acı reçeteleri uygulamakla değil; adil ve katılımcı politikalarla mümkündür. Ahmet TEKİN

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI TUTA TUTA TUTUNMAYI ÖĞRENDİM Yalanın Değdiği Kalpte Gerçek Bile Şüpheli Olur Parkta Salıncak Sırası Bekleyen Çocuk Gibi Bekledim Seni Doğru İnsanlar Kalmanın Bir Yolunu Her Zaman Bulur! Sizi Sevmeye Cesareti Olmayan İnsanlarla Bir Gelecek Hayal Etmeyin Aşk Bir Katil midir? Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Gücün Haklı Çıktığı Yerde Adalet Yoktur Kötülüğün Kökü Bilgisizliktir Bir İnsanın Eğitimi Yalnızca Kitaplarla Ölçülmez Çoğu İnsanın En Büyük Hatası, Başlamadan Önce Mükemmel Şartları Beklemesidir Hayat Kısa Değil, Sen Onu Boşa Harcıyorsun Bazen Sevmediğinden Değil, Yorulduğundan Vazgeçersin Kadınların Sessizce Tiksindiği Adam Rolleri: İlişkilerde Kayıp ve Yanlış Anlamalar Eğer Mutsuz Olmak İstemiyorsan Kalbini Sadece Kıymet Bilene Aç İkinci Şans Birincisine İhanettir Bir Gençlik Daha Harcanmaz Uğruna! Gerçek Zenginlik: Az Şeye İhtiyaç Duyabilmek Ölümden Korkan İnsan, Yaşayan Bir Köledir Gerçek Gücün Sessiz Tanığı: Vazgeçebildiklerimiz UMUT: ZENGİNİN LÜKSÜ, FAKİRİN EKMEĞİ Değerlisin Ama Değer misin? Kendi Devrimini Yapmadan Dünya Değişmez Düşüncenin Gücüyle Yeniden Başlamak “Seveceksen Ölçülü Sev Ki Sevgin Uzun Sürsün” Son Sığınak: Tavrını Seçme Özgürlüğü Herkesi Sev, Azına Güven, Kimseye Kötülük Etme SEVGİ YER DEĞİŞTİRDİ DÜNYADA HİÇBİR ŞEY SANA AİT DEĞİL… SEN NEYİN PEŞİNDESİN? Kusurları Sevmek: Aşkın Gerçek Yüzü İnsanlığa Yenilmek Seven İnsan Veda Eder mi? Sevmek Başkadır, Beklemek Bambaşka Bir Hikâye Kötülüğün Gölgesinde İnsan: Kimse Kendi İsteğiyle Kötü Değildir Aşk Yalan Söyler mi? Sevdiğin Her Şey Kaybolabilir Ama Sevgi Geri Döner: Hayatın Döngüsünde Kayıp ve Umut AKLIN IŞIĞINDA: BİLGİNİN DOĞUŞU VE İNSAN ZİHNİNİN YARATICI GÜCÜ Sessizliğin Suçu: Haksızlığın Cezasız Kalması YALANIN GÖLGESİNDE GÜVENİN KIRILGANLIĞI Dostluk: Göründüğü Gibi Olmak ve Olduğu Gibi Görünmek Başlıksız İktidar: Güç Arzusu Olmadan Yönetmek Mümkün mü? DEMOKRASİ, EĞİTİMLİ HALKIN REJİMİDİR: CEHALETİN GÖLGESİNDEKİ SANDIK Kanun ve Adet, Zorla Değil İyilikle Yerleşirse Adalet Olur Demokratik Devletin Temeli Özgürlüktür Güç ve Adalet: Sessizlerin Çığlığı, Kudretlilerin Sessizliği Aptallığın Sonsuzluğu: Düşünmenin Tembelliği, İnsanın Felaketi Adaletin Olmadığı Yerde Ahlaktan Bahsedilemez Devletlerin Refahı: Para mı, Adalet mi? HÜKMETMEK KOLAY, İDARE ETMEK ZOR: KENDİMİZE HÜKMETMEYİ ÖĞRETEN HÜKÜMET Hiçbir Şey Güzel Olmayacak! Hukuk Mu, İktidarın Aracı mı? Adaletin Çift Standartlı Yüzü! Adalet Sistemi: Güçlüler İçin Özgürlük, Zayıflar İçin Cezalandırma mı? Uzayan Davalar ve Mağduriyetler: Yargı Süreçleri Nasıl Hızlandırılabilir? Adalet ve Özgürlük Tartışması: Yargı Reformları mı Siyasal Baskılar mı? Eski Türkiye ve Yeni Türkiye: Nereye Gidiyoruz? Türkiye’nin Ekonomik Çıkmazı: Siyasi Kararların Gölgesinde Bir Kriz Umutsuzluğun Gölgesinde Yaşam: Ekonomik Çıkmaz ve İntihar Sevilmeye Bırakmak Gerçek Aşk: Şans Oyunlarından Bir Adım İleri Sevgi ve Yaşam Arasında Bir Denge Arayışı Haykırış ve İsyan: Sevginin Çığlığı Paranın Gölgesinde Sevgi Maskelerin Ardında ki Gerçeklik: Duyguların Gizli Dansı Sevgi: İnsanlığın En Değerli Hazinesi İnsanın Yapabildikleri ve Yapamadıkları Sevmek mi Günah Sevmemek mi? Din, Yanılsama ve İnsan Psikolojisi Üzerine Para ve Güç: İnsanlık Tarihi ve Modern Dünyadaki Etkileri Topluluk Yönetiminin Üstünlüğü: Çoğunluğun Yargısının Gücü Adaletin Kaynağı ve Hukukun Devlet Üzerindeki Rolü Özgürlüğün Sorumluluk Yükü ve İnsanların Bu Yükten Kaçış Eğilimi Bilge İnsanlar Konuşur Çünkü Söyleyecek Bir Şeyleri Vardır; Aptal İnsanlar Konuşur Çünkü Bir Şey Söylemek Zorundadırlar Bir İşe Başlamadan Önce Her Şey İmkansız Gibi Görünür: Başlama Cesaretinin Gücü Ekonomik Uçurum: Paranın Bekçileri Yanlış Yoldan Gitmenin Kolaylığı Kişilerin Başaklara Benzemesi: Olgunlaşma Süreci Üzerine Bir İnceleme Korkuyla İtaat Eden Kötü Adamlar, Sevgiyle İtaat Eden İyi Adamlar Üzerine Bir Düşünce Atatürk: Türk Milletinin Varoluşunu Koruyan Evrensel Lider Parayı Elde Etmekten Daha Zor Olan: Onu Korumak ve Büyütmek Sağlık ve Para Paradoksu: Hayatın İki Ucu Hayatın Gerçek Zenginliği: Sağlık Üzerine Bir Düşünce Başarı: Bir Yolculuk, Bir Varış Noktası Değil Dünyayı Değiştiren Çılgınlar: Büyük Değişimlere İmza Atanlar Çok Bakarsan Odak Noktanı Kaybedersin Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları Üzerine: Neden Yüksek Beklentiler Hayal Kırıklığına Yol Açar? Gizli Güzellikler: Hayatın İnceliklerini Fark Etme Sanatı Korku ve Cesaretin İnce Çizgisi: Her Gün Ölmek mi, Bir Gün Ölmek mi? Gözlemle, Sus, Dinle, Az Yargıla, Çok Sor: Bilgelik Yolunda Beş İlke İyi İnsanların Gücü ve Cezalandırılmasının Şiddeti İnsan Anlam Arayışında Olan Bir Varlıktır Konuşma Sanatı: Aklın Kullanımı Üzerine Bir İnceleme Giden ve Ölen: İnsanın İki Büyük Acısı Eğitim ve Demokrasi: Bir Toplumun İnşası Fikir ve Düşünce Arasındaki Fark Geçmişteki Hataları Hatırlatmanın Zararları: İyileşme Sürecine Saygı Gösterin Gazi Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Sığınmacı Yasası ve İskan Politikaları Büyük İskender'in Son Üç Arzusu ve Hayatın Gerçek Değerleri İyi ve Kötü: Aydınlık ve Karanlık Üzerine Bir İnceleme Güler yüzlü İhanet: İki Yüzlü İnsanlarla Baş Etmenin Yolları ve Stratejiler Ahmet Tekin'in Kaleminden: Aristoteles'in Mutluluk Anlayışı Üzerine Bir İnceleme Aristoteles'in Anıtı Üzerine: Atinalılar ve Himeraeos'un Trajik Hikayesi 19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Doğuşu Mutluluğun Anlamı: Ahmet Tekin'in Perspektifinden Bir Değerlendirme Kendini Bulmak ve Mutluluğun Yolu Sevgi, Gurur ve Özgürlük: İnsanı Anlamak Düşüş Anında Yakalayamadığımız Şeyler: Reflekslerin Gücü ve İnsan İlişkilerindeki Rolü Çeşitlilik İçinde İnsanlık: Kevaşe, Suriyeli, Hırsız ve Arsız Kayıp ve İyileşme Üzerine Düşünceler Gerçek Zenginlik: Hayat Deneyiminin Derinliği ve Anlamı Değişim ve İnsanın Doğasındaki Acı Stresin Kaynağı Olarak Geçim ve Ölüm: İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri Modern İlişkilerin Dinamikleri: Aşk, Özgürlük ve Tek Başına Olma Dünyanın Kiralık Sevgilerle Dolu Yüzü: Sevgi ve Açlık İlişkisi Cesaret ve Korkaklık Arasındaki İnce Çizgi: Korku Üzerine Düşünceler Evrenin Gizemli Dansı: Zaman, Mekân ve Kuvvet Modern Dünyanın İronisi: Para ve İnsanlık Cesaret, Güç ve Fikir: İnsanın İçsel Yolculuğu Unutma Ki Unuttun Beni: Unutulanlar Asla Unutmaz! Değerli Olma Üzerine Bir Bakış Açısı: Başarı ve Değer Arasındaki Fark Aşırı Samimiyet, İyilik ve Sevginin Tehlikeleri: Denge Esas Alınmalı mı? Günümüz Dünyasında Yönetim ve Uyku Arasındaki İnce Dengeler