2’nci Meşrutiyet Parlamenter Monarşi İlanı!
1’nci Meşrutiyet 2 yıl sonra yine Abdülhamit tarafından kaldırılmıştı ya da askıya alınmıştı.
3 Mart 1908'de İngiltere’nin Makedonya sorunu ile ilgili yayımladığı bildiri, İngiltere’nin bir müdahalesi olasılığı İttihatçıları harekete geçirdi.
Bu kapsamda, 3 Temmuz 1908’de Resne de Kolağası Niyazi Beyin 200 asker ve 2000 sivilden oluşan bir birlikle dağa çıkması ile isyan başladı ve Ohrid Taburu ile birleşerek Makedonya'nın başkenti Manastır 22 Temmuz’da kontrol altına alındı 23 Temmuz günüde 21 pare top atılarak 2’nci Meşrutiyet, İttihat ve Terakki tarafından ilan edildi. Bu durum, Yıldız Sarayına telgrafla bildirildi.
Abdülhamit’in isyanı bastırmak için görevlendirdiği rütbesi yükseltilen Şemsi Paşa düzenlenen bir suikast sonucu öldürülmüştü.
Baskılar sonucu ve bilhassa İttihat Terakki Cemiyetinin etkisiyle Abdülhamit Han da 24 Temmuz 1908’de 2’nci meşrutiyeti resmen ilan etmek zorunda kaldı.
Meşrutiyet rejimi Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına kadar devam etmiştir.
31 Mart veya 13 Nisan 1909 İsyanı!
1908’de 2’nci Meşrutiyet ilan edildi ama Padişah Abdülhamit ve taraftarları istemedikleri halde İttihat ve Terakki Cemiyetinin emrivakine veya oldu bittisiyle evet demek zorunda kaldı. 2’nci Meşrutiyetin ilanında JÖN Türklerin de etkisi olmuştur.
Abdülhamit ve yandaşlarından başka Ordu içinde alaylı subaylarda Meşrutiyete karşı olmuşlar, İttihatçıların yanında olmamışlar, Abdulhamit Han'a bağlı kalmışlardır.
Orduda; Harp Okulu kökenli subaylara mektepli, kıtadan subay yapılanlara alaylı subay deniliyordu. Bu ayrışmanın yanında, Yedi sekiz Hasan Paşa benzeri bazı alaylı subaylara mareşal rütbesi takılması gibi yanlış uygulamalar Ordu içinde disiplini bozuyor, zayıflatıyor ve içeride cepheleşmeler oluşturuyordu.
Böyle karışık ve karmaşık bir ortamdan faydalanmak isteyen alaylı subayların başı çektiği şeriatçı bir grup 31 Mart yani yeni takvime göre 13 Nisan 1909’da Meşrutiyete ve İttihatçılara karşı isyan başlattılar.
İsyan büyüyünce ve yayılmaya başlayınca İttihat ve Terakki Cemiyeti kendine yakınlık duyan Selanik'teki 3’ncü Orduyu harekete geçirdi. 23-24 Nisan gecesi İstanbul'a gelen Hareket Ordusu isyanı bastırdı,
27 Nisan 1909’da Abdülhamit tahtan indirildi, yerine kardeşi 5’nci Mehmet Reşad padişah yapıldı.
Abdülhamit ailesiyle birlikte Selanik'e 1912’de sürgün edildi. 1912’de Selanik Yunanistan'ın eline geçince İstanbul’a getirilerek Beylerbeyi Sarayına yerleştirildi. Burada 75 yaşında, 10 Şubat 1918’de vefat etti
Sonuç ve Değerlendirme!
Osmanlı İmparatorluğunun 34’üncü Padişahı 2’nci Abdülhamid’in 33 yıl süren saltanatı sırasında yaşanan önemli ve kritik olay veya konulara yukarıda değinilmiştir. Bu faaliyetlerin analizleri ve değerlendirilmeleri yaptığımızda maalesef ağır kayıplar verildiğini ve başarısız politikaların uygulandığını görüyoruz.
Buna rağmen Abdülhamid’i kahraman gören ve örnek gören insanlara objektif bilgiler sunarak uyarmak amacıyla böyle bir yazı yazmayı düşündüm. Ve bunu bir görev bilinci şeklinde mütalaa ettim.
Abdülhamit toprak kaybetmedi demek asılsızdır ve yalandır. Türkiye’nin takriben iki katı toprak kaybetmiştir ve hiç savaş kazanamamıştır.
Kendisinin tahta çıkarılmasında büyük rolü olan Mithat Paşayı Taife sürgüne göndermiş ve boğdurmuştur. Bu vefasızlık örneği değil midir?
Hafiye yani ajan ağı kurarak muhalefete karşı şiddet ve baskı uygulayınca aydınların çoğu yurt dışına çıkmışlar ve JÖN Türkler örgütünün kurulmasına vesile olmuşlardır.
Genellikle Okullarda haksız sürgün ve cezalar eğitimi aşırı zayıflatmıştır.
Meşrutiyeti iki kez ilan etmek zorunda kalmış olmasına rağmen ilk fırsatta kaldırarak devrimlerin önünü tıkamıştır.
Duyunu Umumiye ile Osmanlı Devleti’nin örtülü sömürge pozisyonuna düşmesine vesile olmuştur.
Orduda alaylı subaylara ve 31 Mart gerici isyana yakınlık duymuş, okuma yazması olmayan eri mareşal yapmış olduğundan Ordu içinde İttihat Terakki Cemiyeti kurumuştur. Bu kapsamda siyaset kışlaya girmiştir. Bundan dolayı tahttan indirilmesini takip eden yıllarda meydana gelen savaşlarda Osmanlı Devleti yenilmiş ve 10 Ağustos 1930'da imzalanan Sevr Antlaşmasıyla İmparatorluğun çöküşü gerçekleşmiştir.
İstiklal Marşımızın Şairi, Atatürk’ün Milletvekili yaptığı Mehmet Akif Ersoy Abdülhamit hakkında Safahat adlı kitabında “Yıldızdaki Baykuş”, “ödlek”, “zalim”, “kızıl kafir” gibi tanımlamalar yapıyor. Buna mukabil M. Akif Ersoy; “Allah benim ömrümden alsın Mustafa Kemal'e versin” diyor.
Bunlardan dolayı yazının başlığını “Osmanlı İmparatorluğunun Çöküşünü Hazırlayan Padişah Abdülhamit!” şeklinde seçtim. Bu vesile ile okuyucularımızın Kurban Bayramı kutlu olsun.
Altay Tokat E. Korg. 1999’da Emekli oldu, Kıbrıs Gazisi, Başarılarından dolayı 5 Madalya ile Ödüllendirildi





















