24-25 Eylül tarihlerinde, Türk Dünyası Parlamenterler Birliği ile Karadeniz Teknik Üniversitesi iş birliğinde, Prof. Dr. Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe; Trabzon Milletvekilimiz Nail Çelebi’nin başkanlığında, Bayburt Milletvekilimiz Şaban Kardeş’le birlikte katıldık.
Etkinlikte; Rektörümüz Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, KTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Öksüz, Trabzon Belediye Başkan Vekili Ahmet Yüksel Gülay, Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclis Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Musa Kasımlı, Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Okan Yeşilot, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu, KTÜ’den Prof. Dr. Özgür Tüfekçi, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Prof. Dr. Çağla Gül Yeşilova ve Kadir Has Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mithat Çelikpala ayrı ayrı değerlendirmelerde bulundular.
Burada anlatılanlardan beni en çok etkileyen husus, sloganlardan ve hamasi duygulardan ziyade, bugüne ışık tutacak rasyonel ve bilimsel çözüm önerilerinin ortaya konulması; gelecekte yaşanabilecek gelişmelerin fırsatlarının ve risklerinin birlikte ele alınmasıydı.
Bu vesileyle başta Trabzon Milletvekilimiz Nail Çelebi ve Türk Dünyası Parlamenterler Birliği olmak üzere, üniversitede bu etkinliğe destek veren hocalarımıza, bizleri aydınlatan bilim insanlarına, emeği geçenlere, katılımcılara ve Rektörümüze teşekkür ediyorum.
Genel ifadeyle; Türk Dünyası’nın sahip olduğu potansiyelin, ortak kültürel değerlerin ve medeniyet birikiminin ortaya çıkaracağı imkânların değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Türk Dünyası’nın küreselleşmenin edilgen bir unsuru olmak yerine, küreselleşmenin dışında kalmadan; sevgi ve barışa dayalı bir köprü ve koridor oluşturabileceği, iş birliğini geliştirebileceği, siyasal ve diplomatik ilişkilerini güçlendirebileceği ifade edildi.
Hukukta, adalette, demokraside, ahlakta, ilerlemede ve teknolojik gelişmelerde kendi değerlerimizle, insanî ölçülerimizle uyumlu bir anlayışı geliştirmek ve bu alanlarda ortak çalışmalar yapmak zorundayız.
Engeller aşmak içindir. Elbette devletlerin iç meseleleri ve öncelikleri birbirinden farklıdır. Ancak ortak alanlarda; güvenlikte, ticarette, üretimde ve kalkınmada iş birliği yapmak, Doğu ile Batı arasında köprü vazifesi görmek son derece önemlidir.
Türk Dünyası olarak kollarımızı Türkistan’a, Avrupa’ya, Kâbe’ye, Balkanlar’a ve mazlum milletlere uzatabilen; üreten, kalkınan, barışı esas alan bir anlayış geliştirmeliyiz. Sömürüye ve sömürülmeye karşı duran her türlü birlikteliğe emek vermeliyiz.
Bu birliktelikler; üretimin, refahın, huzurun ve güvenliğin öncüleri olmalıdır. Türk Dünyası kendi oyununu kuramazsa, başkalarının kurduğu oyunun taşeronu veya kuryesi hâline gelme riskiyle karşı karşıya kalır. Bunun önüne geçmenin yolu ise akıldan, bilimden, hukuktan, demokrasiden ve ahlaki değerler etrafında kurulacak birlikteliklerden geçmektedir.
Güçlü olmak, düşman üretmek değildir. Asıl güç, dostlukları artırmak, güven oluşturmak ve insanlığa rehber olabilmektir.
“Kendimizi yaşatmak hakkımızdır.” diyorsak, başkasının da yaşama hakkını güvence altına almayı görev bilmeliyiz. Kurdun elinden kuzuyu kurtarıp sonra kuzuyu kendimiz yemek, hiçbir anlam ifade etmez.
Ortak ilkemiz ve her alandaki çalışmamız insan merkezli olmalıdır. Attığımız her adım insanlığa fayda sağlamalıdır.
Komşusu açken tok gezen bir Türk Dünyası birlikteliği düşünülemez.
Rahmetli Neşet Ertaş’ın güzel bir sözü vardır: “Çaldığın saz ötekileri de etkilemeli.” Kötülerin türküsü de olmaz.
Bugünün dünyasında Türk Dünyası’nın ihtiyacı; hamaset değil, akıl ve bilimdir. Ayrıştırmak değil, birleştirmektir. Sömürmek değil, üretmektir. Güç gösterisi değil, adalet ve güven oluşturmaktır.
Türk Dünyası’nın geleceği,ortak tarihimizin hatıralarını yaşatmak kadar, ortak geleceğimizi akıl, bilim, hukuk, ahlak, üretim ve insanlık değerleri üzerine kurabilmemize bağlıdır. Kemal Albayrak





















