AHMET ÖZER'İN DAĞ SANCISI ADLI KİTABINDAN ÖNEMLİ ALINTILAR!

Bundan önceki yazımda, Dağ Sancısı adlı kitaptan Korucu Sistemi hakkında kitabın yazarı Prof. Dr.Ahmet Özer'in düşüncelerine değinmiştim.

Gündem 1359504 kez okundu.

AHMET ÖZER'İN DAĞ SANCISI ADLI KİTABINDAN ÖNEMLİ ALINTILAR!
Advert

Bundan önceki yazımda, Dağ Sancısı adlı kitaptan Korucu Sistemi hakkında kitabın yazarı Prof. Dr.Ahmet Özer'in düşüncelerine değinmiştim. Koruculuk sisteminin kısaca Kürtleri Kürtlere kırdırmayı amaçlayan bir organizasyon şeklinde tanımlanmasını reddederek sizlere sunmuştum.

Şimdi, Ahmet Özer'i daha yakından tanımak için Dağ Sancısı kitaptan ilave bilgileri aşağıda gönderiyorum. Bu konuda CHP yönetimini bilhassa uyarmak istiyorum.

Sayfa 19; Köyde, Ömer Ağa; "Efendiler yayla yasaklandı! Koyunlar, kuzular burada açlıktan kırılacaklar"

Sayfa 28; Zeki Ağa; "Geçen güzün Eylül ayında bir paşanın konuşması ile başladı. Yayla yasak değil mi? Yasak, yasak, yasak" dedi üç kere. "Daha ne yasaklar var biliyormuyuz. Yasağı kim koydu? Komutan. Öyleyse komutana gidilecek"
Zer Ağanın komutana gitmesine karar veriliyor.

Sayfa 31; Zer Ağa, garnizonun kapısına gelir ve komutanı görmek istediğini söyler. Biraz sonra  Zer Ağa alınır ve içeriye girer. Komutan, "Buyur dede ne istiyorsun" der.

Zer Ağa, "Bizim yaylaya çıkışımız yasaklandı. Koyunlar, kuzular yeteri kadar beslenemiyor. Buna bir çare diye rahatsız ettik komutanım. Sizden isteğim yaylaya çıkmamıza izin vermeniz." der.

Subay, bu ihtiyar adamdan hoşlanmıştı. Ona kalsa peki derdi. Ama, o sırada daha üst rütbeli bir subay girdi. Bu adam kim? diye sordu. Yukarı Bincevan Köyünden Zer  cevabı verildi. Ne istiyormuş? Yayla izini.

Komutan; "Yaylaya çıkıpta ne yapacaksınız? Eşkiyaya peynir, et, yağ, ekmek ha" dedi.

Zer Ağa; "Haşa komutanım! Biz sadece koyunları, kuzuları düşünüyoruz."

Komutan yok izin mizin diyerek kestirip attı. Zer Ağa ısrar etti. Ama, komutan yasak! dedi.

Zer Ağa, hiç konuşmadı kapıya doğru gitti. "Nereye" diye bağırdı. Sana git diyen oldu mu? diye bağırdı komutan kızgınlıkla.
Zer Ağa, beni kovdunuz zannettim dedi.

Komutan "Seni kovmadım, gitte demedim. Şimdi kovacağım. Sen, kovmanın nasıl olduğunu bilmiyorsun" dedi ve sağlı, sollu iki tokat patlattı yaşlı adama. Atın dışarıya bunu, görsün anasının, yaylasının konyasını" dedi.

Sayfa 37; Zer Ağa hızla çıktı. Aklı tarihe kaydı. 1925'lere 1925 İsyanını düşündü. O zaman, çocukluktan deli kanlılığa geçtiği yıllardı.

Şeyh, beyaz bir atın üstünde, etrafında silahlı adamlarıyla Piran'a kardeşinin evine gelmişti. Miralay Cibanlı, Halit Bey, Bitlis Mebusu Yusuf Ziya Beyle birlikte yakalanmış, Bitlis mahpushanesine kapatıldığından iş ona düşmüştü. Hem Nakşibendi'nin lideri hem aşirin ileri geleni vede itibarlı din adamı olarak liderlik ona kalmıştı. O da doğrusu vazifeden kaçamamış "Vazife ne ilhak yapılır demişti. Ona göre de kendilerine haksızlık yapılıyordu. Birlikte savaşmış, kan dökmüşlerdi. Binlerce şehit vermişlerdi. Sadece batı cephelerinde savaşmakla kalmamış Anteb'i, Maraş'ı, Urfa'yı onlar yiğitçe müdafaa etmişti. Ama, iş bitip yeni düzen kurulduğunda sözler unutulmamış, kendileri unutulmuştur. İkazlarda fayda etmeyince Kürt ileri gelenleri harekete geçmiş ama bir çoğu daha ilk adımlarda saf dışı edilmişlerdi. Halit Bey gibi, Yusuf Ziya gibi. İş başa düşmüştü. Hemde hak yolunda gitmek, halkı için bunu yapmak farz olmuştur.

Sayfa 38; Herneyse, gidecek, görecek ve yaşanacaktı.

İşte bu ulvi maksatla gelmişti Piran'a. Ne var ki, kardeşinin bulunduğu köyün etrafı askerlerle sarılmış "Kanun kaçağı" diye aradıkları birkaç adamın burada olduğunu tespit ettiklerini ileri sürerek "Onları verin" yolumuza gidelim demişti genç teğmen. 
Aşiret töresinde eve sığınan kaçak, firari de olsa teslim edilmezdi. 

Genç teğmen talebinde ısrar edince onlarda büyük bir ayaklanma hazırlığını töreye feda ederek direnmiş, birkaç kaçağı teslim, büyük bir kalkışmaya erken başlamış ve ayaklanma orantısız devlet güçleri karşısında bir kaç ay sonra teslim bayrağı ile sonuçlanmıştı.

Zer Ağa "Halbuki o birkaç kaçağı o gün verselerdi 21 Mart'ta başlatmayı planladıkları isyanı  13 Ocakta o kuşatmayla başlatmasalardı, belki de durum çok farklı olurdu kimbilir" dedi. Bu hep bir uhde olarak kalmıştı içinde o zaman. "Halbuki eğer o zaman öfkelerini  yenleselerdi" dedi.

Sayfa 40; "Yukarı Bincevan Köyüne giderken yüreğinin derinliklerindeki hatıralar hücum etmişti, kurtulamıyordu onlardan bir türlü. Bazan susmak, bazan tepki göstermemek gerek daha büyüğü için" dedi. Bitmedi "Dersim, canım Dersim" dedi.  O da aynı akıbete, aynı kıyıma uğradı, ihanetler,birleşmeler, Ali Şerleri ele vermeler, Seyit Rıza'nın arkadan hançerlenmesi, bir araba farının ışığında alelacele asılması ve asılırken söylediği Elveda Kerbela Yağ be xetayığ,  Ayıptır, zulümdür haykırışları. evlatların, babaların  gözlerinin asılışı altmışın, yetmişin üstündeki babaların yaşını küçültmüş, on sekizin altındaki oğulların yaşını ise büyütmüşlerdi asmak için, bu nasıl dünyaydı böyle?

Ah Dersim ah! Dersim içimde yaradır dedi kendi kendine, kendisinin duyacağı biçimde söylenerek. Yenselerdi.

Bu minval üzere at süren Zer Ağa birde baktı ki köye girmek üzeredir. 

Sayfa 47; Zer Ağa son büyük Kürt isyanına katıldığını ağzından kaçırmıştı.

Yorum ve eleştirilerim; İki Yazımda da Ahmet Özer'in Dağ Sancısı kitabından bölümler sundum. Yazar, Zer Ağa üzerinden kendi düşüncelerini dolaylı ve açık şekilde yazmıştır. Koruculuk sistemini Kürdü Kürde kırdırmayı amaçlıyor diyerek PKK'nın istediği yönde yanlış ve saptırıcı propaganda yaptığını düşünüyorum. Çünkü, PKK'nın kahraman koruculardan korktuğunu, istemediğini ve dağıtılmasını hedefleyen büyük çaba gösterdiğini biliyorum. Şeyh Sait İsyanı ve Dersim İsyanı ile ilgili  güzellemeler talihsizliktir, Lozan'da Kürtler dışlanmıştır iddiası büyük gaftır. Ayrıca, Atatürk karşıtlığıdır. Bir subayın yaşlı ve dede dediği bir insana tokat attığını uyduruk olduğu kanısındayım.

CHP'nin en azından Atatürk'ün kurduğu parti olması nedeniyle;  Bu tür Atatürk karşıtlığı  yapan kişilere dikkat etmesini ve PKK-DEM ile ilşkilerini yeniden gözden geçirmesini İyi Parti ve Zafer Partisi ile yakınlaşmasını aksi takdirde Kılıçdaroğlu döneminde yaşanan genel seçim sürprizinın tekrarlanacağını PKK ile uzun yıllar mücadele etmiş birisi olarak değerlendiriyorum. Söylemesi bizden.

Altay Tokat E. Korg. Kıbrıs Gazisi, 1999'da Emekli Oldu, Eski Jandarma Asayiş Kolordo Komutanı 1995-97, Başarılarından Dolayı Beş Madalya İle Ödüllendirildi.

Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
UYARI ÇÖZÜM GETİRİR Mİ?

UYARI ÇÖZÜM GETİRİR Mİ?

12-02-2026 - Gündem

TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan CHP'nin kürsü provokasyonuna tepki

TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan CHP'nin kürsü provokasyonuna tepki

12-02-2026 - Gündem