AHLAKSIZLIK KOKUSUNUN AHLAK ÜRETİM TÜRLERİ

Özgür Özel, Adalet Bakanı’nın servetiyle ilgili konuyu kamuoyu önünde gündeme getirince, mahallecilik anlayışı öyle belirgin hâle geldi ki; suçlu suçsuz, suçsuz da suçlu gibi gösterilebilir bir noktaya sürükleniyor.

Gündem 105717 kez okundu.

AHLAKSIZLIK KOKUSUNUN AHLAK ÜRETİM TÜRLERİ
Advert

Özgür Özel, Adalet Bakanı’nın servetiyle ilgili konuyu kamuoyu önünde gündeme getirince, mahallecilik anlayışı öyle belirgin hâle geldi ki; suçlu suçsuz, suçsuz da suçlu gibi gösterilebilir bir noktaya sürükleniyor.

Ülkede adeta lağım patladı; kirliliğin kokusu her alana yayıldı. Keyfî yönetim hâkim olunca, yasallık işlemiyor; gücü olan suç işlese de korunuyor. Çünkü hiyerarşik bir soygun düzeni ve paylaşım ağı bunu tetikliyor.

Bu yazıyı kaleme alırken, aydın bir isim olan Osman Aydoğan Paşa’nın “Koku” makalesi aklıma geldi. Osman Paşa, çağdaş Alman yazar Patrick Süskind’in Das Parfum romanından bahseder. Koku yeteneği olan birinin, kendisinin kokusuz oluşunu ve bunun trajik sonuçlarını anlatır. Ayrıca başka bir “koku” metaforuyla, ülkedeki çürümüşlüklerin mahallecilik anlayışıyla nasıl örtüldüğünü düşündürür. Osman Paşa’nın “Koku” makalesinden yaptığı alıntı oldukça çarpıcıdır.

Hikâyeye göre; yatılı lisede okuyan bir genç, tatilde arkadaşının evine misafir olur. Evde iyi karşılanır, ancak tuvalet tektir ve gece kullanmak için ev sahibinin yatak odasından geçmek gerekir. Bu yüzden yatmadan önce ihtiyacın giderilmesi tavsiye edilir. Fakat gece ihtiyaç artınca ve tuvalete gitme imkânı olmayınca, misafir odadaki saksının içindeki bitkiyi çıkararak saksıya tuvaletini yapar. Daha sonra oradan ayrılır.

Aradan yıllar geçer, kişi statü olarak yükselir. On yıl sonra ev sahibi bu kişiye bir mektup yazar: “Evladım, sen gideli on yıl oldu. On defa ev değiştirdik ama bu kokudan kurtulamadık.”

Peki, ülkedeki durum bundan farklı mı? Bugünkü iktidarın yaydığı koku bundan farklı mı?

Bir dönem Deniz Baykal ve bazı siyasetçilerle ilgili kaset olayları gündeme gelmişti. Hemen mahalleler kendi bakış açılarına göre yorumlar üretmişti: “Bunu kim yayınladı?” denilerek mesele farklı yönlere çekilmişti. Oysa birçok kişi, suçu işleyeni değil, ortaya çıkaranı suçlamayı tercih etmişti. Elbette suçu işleyen de ahlaksızdır; ancak sorgulamadan, araştırmadan iftira atmak da ayrı bir ahlaksızlıktır. Buna çoğu zaman bakılmıyor.

Bugün de benzer bir durum yaşanıyor. “Bakanın tapularını hangi çete ortaya çıkardı?” sorusu soruluyor. Oysa bir bürokratın —statüsü ne olursa olsun— bu serveti nasıl edindiği, ödemeleri nasıl yaptığı araştırılmalıdır. Korku ve çıkar ilişkileri, insanlara sadece işlerine gelen “kokuları” solutuyor.

Eğer ortada bir iftira varsa bu ahlaksızlıktır; doğruysa daha büyük bir ahlaksızlıktır ve mutlaka hesabı sorulmalıdır. Aksi takdirde adalet çöker. Adaletin çöküşü ise devleti çökertir.

Kirli kazançlarla Londra’da ve diğer Batı ülkelerinde edinilen mülklerle suçlarını gizleyenler, hangi statüde olursa olsun, bir gün ortaya çıkacaktır. Arşivler unutmaz. Emekli aç, öğrenci aç, çiftçi aç; KHK ile ihraç edilen masumlar mağdur edilirken, “servet devletten gelir” anlayışı hâkim olursa ve makamlar birer çıkar kapısına dönüşürse, orada adaletten söz edilebilir mi?

Tahtını kaybetmekten korkan bir kral, şeytandan bile medet umar.

“Adalet kalmadı, hep zulüm oldu

Geçti şu baharın gülleri soldu

Dünyanın gidişi acayip oldu

Koyun belli değil, kurt belli değil”

diyen Âşık Ruhsatî haksız mı?

Boş ve ahlaksız insan tipleriyle sağlıklı hayaller kurulamaz. Aristo’nun dediği gibi: “Erdem doğuştan gelen bir özellik değildir; doğru eylemleri tekrar ederek kazanılan bir alışkanlıktır. İnsan bir kez doğru yapmakla değil, doğruyu sürekli seçmekle erdemli olur.”

Mahalleci bakış açısıyla yanlışı doğru, doğruyu yanlış gösteren; güce tapanlara ve yandaş basının kölelerine karşı, hakikati savunan ahlaklı ve namuslu basına —hangi mahalleden olursa olsun— saygı duyarım.

Prangalardan kurtulmanın yolu ahlaktan geçer. Amaç uğruna doğru yolda yürümekle, yanlış zamanda bile doğru yerde durabilmekle mümkündür. Sivil alanlar, inanç ve ideoloji mensupları; gücün hegemonyasına değil, hakikatin himayesine sığınmalıdır. Kemal Albayrak 

Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
İRAN SAVAŞI!

İRAN SAVAŞI!

21-03-2026 - Gündem

SORUMLULARA ÇAĞRIMDIR

SORUMLULARA ÇAĞRIMDIR

21-03-2026 - Gündem