Ülkelerde despot ve hırsız yöneticiler, ülke kaynaklarından çaldıklarını dış ülke bankalarına aktarırlar. Bu servetler, istihbarat örgütleri tarafından sömürü düzeni içinde, ilgili ülkelere karşı birer koz olarak kullanılır. Bu alçakların karakteri; milletine, ülkesine ve insanına ihanetin açık bir delili değil midir?
Bu kadar şerefsiz yöneticilerin taptıkları servet kime yarıyor? Maduro’nun çaldıkları şimdi nerede? Ülkelerdeki namuslu insanlar, aydınlar, dürüst siyasetçiler ve basın mensupları bu tür alçaklara karşı isyan etmelidir ki, bu karaktersizler yok olsun. Arşivler hiçbir şeyi unutmuyor. Çaldıkları tüm servetin, ülkelerinin hazinesine aktarılması gerekir.
Bunlarda din, iman ya da ideoloji olmaz. Taptıkları tek şey, çaldıkları servettir. Bu hırsızlar, sömürü güçlerinin arşivlerinde sürekli birer koz olarak tutulur. Aslında bu türlerin uluslararası servet artışlarının araştırılması ve sorgulanması gerekir. Asıl terör yapılanması budur. Kirli düzenden beslenen domuzlar bunlardır. Milyar dolarlarla ifade edilen bu haramzadeler mutlaka hesap vermelidir.
Bunlar, çaldıkları servetin putlarına taparlar. Ahlaksızlık, zalimlik ve adaletsizlik bu tiplerde eksiksiz görülür. Bu ahlaksızların dünyanın her yerinde yaptıklarının ifşa edilmesi gerekir ki, herkese ibret olsun. En aşağılık türler bunlardır. Her şeyi kılıf olarak kullanırlar. Asıl mücadele bunlara karşı verilmelidir.
Yolsuzluk, küresel ölçekte en çok tartışılan ve mücadele için çözüm yolları aranan temel sorunlardan biridir. Yolsuzluk; verilen yetkinin kişisel çıkarlar ya da özel amaçlar için kötüye kullanılmasıdır. Büyük ölçekli, küçük ölçekli ve siyasi yolsuzluklar birbirini tetikler. Devlet politikalarının, kurumlarının ve kaynaklarının finansmanı ile dağılımına ilişkin süreçlerin, siyasi karar vericiler tarafından güç elde etme amacıyla kullanılmasıdır.
Antik çağlardan bu yana hemen her toplumda, farklı derecelerde yolsuzluklar görülmüştür. Yolsuzluğun en büyük zararlarından biri, yatırımcıyı caydırmasıdır. Bu durum ülkenin yatırımını, kalkınmasını ve ekonomisini çökertir. Burada devletin az yönetip çok denetlemesi gerekir. Saydamlık şarttır; her şeyden önce adaletin tesisi zorunludur.
İnançlarımız, çoğu zaman sorgulamadığımız temel kabullerimizdir. Bu kabuller davranışlarımıza yansır. Asıl tehlike ve yolsuzluğa zemin hazırlayan şey de bu düşünce biçimidir. Yolsuzluk sıradanlaştırılırsa, mücadele azmi yok olur. Asıl sorumluluk, kirlilerle mücadeledir. Sistem hataları da yolsuzluğu tetikler ve teşvik eder.
Suçlu, hırsız ve soyguncular; ülkesini de, milletini de, insanlığı da satar. Ahlaksızlık, yolsuzluk, hırsızlık ve zalimlik; aklınıza gelen her türlü kötülük cehaletin üzerinde yükselir. Tilkiyi kümese bekçi yaparsanız, orada tavukların yaşama hakkı olmaz.
Hasan Âli Yücel’in dediği gibi: “Bu millet, ne zaman kurtarıcı aramaktan kurtulursa, o zaman kurtulur.”
Sevenlerin kızması, kızanların sevmesiyle yolsuzluk önlenmez. Ahlak alkış beklemez; karakter meselesidir. Rasyonellik ve ahlak, kirliliklerle mücadeledir. Bunu başarmalıyız. Kemal Albayrak

Emircan MERAL
Genel Yayın Yönetmeni














