İran’da son dönemde düzenlenen rejim yanlısı gösterilere bazı Türk vatandaşlarının da katıldığı görüntüler sosyal medyada gündem oldu. Türk ve İran bayraklarıyla yürüyüş yapan grubun görüntülerinde, “Türkiye teşekkürler” sloganlarının yer aldığı ve kalabalığın molla rejimine destek mesajları verdiği görüldü. Bazı görüntülerde ise “Türk grup İran’da protestolara katıldı” ifadeleri dikkat çekti.

Gece saatlerinde çekildiği anlaşılan görüntülerde, kalabalığın İran rejimi lehine sloganlar attığı, Türkiye ve İran bayraklarının birlikte taşındığı görüldü. Yürüyüşe katılan bazı kişilerin üzerinde Türkiye ve İran bayraklarının yer aldığı kıyafetler taşıdığı da kameralara yansıdı. Sosyal medyada paylaşılan videolar kısa sürede geniş yankı uyandırırken, gösterilere Türk vatandaşlarının katılması farklı tartışmaları beraberinde getirdi.

Uzmanlar ve bazı siyasi yorumcular ise İran’daki mevcut yönetim yapısına dikkat çekerek, molla rejiminin uzun yıllardır ağır baskılarla ayakta kaldığını vurguluyor. İran yönetiminin geçmiş süreçte protestolara sert müdahalelerde bulunduğu, çok sayıda muhalifin yaşamını yitirdiği ve binlerce kişinin tutuklandığı uluslararası insan hakları raporlarında yer almıştı. Rejimin özellikle muhalif hareketlere karşı uyguladığı sert güvenlik politikaları, uzun süredir dünya kamuoyunda eleştiriliyor.

İran’daki mevcut yönetimin şeriat esaslı yapısının çağdaş demokratik değerlerle uyuşmadığını savunan çevreler ise, bölgede kalıcı barışın ancak halk iradesine dayalı demokratik bir sistemle mümkün olabileceğini ifade ediyor. Bu görüşe göre İran’da demokratik dönüşümün desteklenmesi yalnızca İran halkı açısından değil, aynı zamanda Türkiye’nin ulusal güvenliği ve Ortadoğu’daki istikrar açısından da kritik önem taşıyor.

Öte yandan İran’ın nükleer programı da uluslararası siyasetin en tartışmalı başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Bölgedeki bazı çevreler, İran’ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasının Ortadoğu’da güç dengelerini kökten değiştirebileceğini ve Tahran yönetiminin bölgede hegemonya kurma riskini artırabileceğini savunuyor. Bu nedenle İran’ın nükleer faaliyetleri uzun yıllardır başta ABD ve İsrail olmak üzere birçok ülke tarafından yakından takip ediliyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik politikalarının temelinde de bu güvenlik kaygılarının bulunduğu değerlendiriliyor. İran’daki molla rejiminin değişmesi ve ülkenin nükleer silah sahibi olmasının önüne geçilmesi amacıyla uzun süredir siyasi, ekonomik ve askeri baskı stratejileri uygulanıyor. Ancak bugüne kadar yürütülen politikaların İran yönetimini değiştirmekte başarılı olamadığı ifade ediliyor.

Bundan sonraki süreçte ise ABD ve İsrail’in izleyeceği savaş ve güvenlik stratejisinin bölgenin geleceğini belirleyeceği yorumları yapılıyor. Ortadoğu’daki gerilimin artması ihtimali, yalnızca İran’ı değil Türkiye dahil tüm bölge ülkelerini yakından ilgilendiriyor.
İnsan hakları savunucuları ise baskı ve şiddete dayalı yönetim modellerinin yalnızca kendi halkları için değil, bölgesel güvenlik açısından da tehdit oluşturduğunu dile getiriyor. İran’daki mevcut rejimin ifade özgürlüğü, temel insan hakları ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı yönündeki eleştiriler uluslararası platformlarda sık sık gündeme geliyor.
Sosyal medyada yayılan görüntüler sonrası Türkiye’de de farklı görüşler ortaya çıktı. Bir kesim gösterilere katılan Türk vatandaşlarını desteklerken, diğer kesim ise İran’daki mevcut yönetimin politikalarının desteklenmesini eleştirdi. Tartışmalar sürerken, İran’daki gelişmelerin önümüzdeki dönemde hem bölgesel siyaseti hem de Türkiye-İran ilişkilerini etkilemeye devam edeceği değerlendiriliyor.
Emircan MERAL
Genel Yayın Yönetmeni














