İsrail’in İran’ın Şam’da ki başkonsolosluğunu vurmasıyla başlayan ve Tahran yönetiminin de füze ve iha saldırılarıyla verdiği karşı cevap acaba yeni bir savaş mı başlayacak diye herkesi tedirgin etti. İsrail savaş kabinesi acil olarak toplandı ve İran’a mutlaka bir cevap verileceğini açıkladı. Dünya merakla bu cevabı bekliyor.
İlk açıklamalarında İsrail’e destek veren ABD ve AB diğer büyük güçlerin ve Müslüman dünyasının yaptığı itidal çağrılarından sonra bölgede yeni bir çatışma olmaması için çağrıda bulundular. Bu çağrılarında Mısır ve Suudi Arabistan yönetimlerinin de tutumlarının belirleyici olduğunu söylemek isterim, her ne kadar mezhepsel problemler var olsa da ve siyasi çıkarlar uyuşmasa da diplomasi yolunu tercih ettiklerini belirttiler, yani İran ve İsrail’i bir tuttular. Burada Ürdün’e ayrı bir parantez açmak lazım, neden İsrail’i desteklediler? Filistin’den sonra sıranın kendisine geleceğini bildiği için stratejik davrandıklarını düşünüyorum, ama iş Müslüman – Yahudi savaşına dönerse, zaten Filistin halkına yapılan zulme tepkili olan 2 milyarı aşkın Müslüman dünyası devlet otoritesi dışı eylemlere başvurabilir, buna bir örnek: 22 Mart da Moskova’da yapılan “Işid” terör saldırısıdır. Aklı başında olan, rasyonel olan tüm devlet yöneticileri bunları mutlaka hesaplamalıdır.
BOP adı altında Müslüman milletlere sözde demokrasi ve özgürlük getirmek isteyen ABD yönetimi, kurulduğundan beri genişleme stratejisi izleyen İsrail’e artık dur demelidir. Önümüzdeki seçimleri de düşünürsek Biden’ın olası bir Trump galibiyetini önlemek ve dünyayı nükleer cehennemine çevirmemek için tarafları masaya oturtmaya çalışacağını ümit ediyorum. Ben ikinci dünya savaşında Nazi mezalimini yaşayan İsrail vatandaşlarının da bir savaş istemediğini düşünüyorum.
Yaşananları Türkiye açısından değerlendirmek gerekirse; olası bir savaş ülkemize ekonomik olarak çok zarar verir. Ülkemiz İran üzerinden gelen göç dalgasıyla karşı karşıya kalır ve petrol fiyatlarının da artacağını göz önüne alırsak, savaşa girmiş kadar çok etkileniriz diye düşünüyorum. Uzun zamanda diliminde Suriye ve Irak ile olan ilişkilerimiz açısından bakarsak bölgede bir adım öne çıkarız ama Türkiye ekonomisi İran-İsrail savaşını kaldıracak kadar güçlü değil kanaatindeyim.
Yazımı Ulu Önderimiz Atatürk’ün bir sözüyle bitirmek istiyorum. “Yurtta sulh, cihanda sulh.” Tevfik Sezgin Tanılkan
Emircan MERAL
Genel Yayın Yönetmeni












