İran’da son dönemde yaşanan gelişmeler, hem ülke içinde hem de uluslararası arenada yeni bir kırılma noktasına işaret ediyor. Küresel protesto hareketlerinin büyümesi, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırması ve uluslararası medya kuruluşlarının yayımladığı analizler, İran’ın siyasi geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da yüz binlerce İranlının katıldığı gösteriler, rejim karşıtı hareketin artık yalnızca ülke sınırlarıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.
Uluslararası Medya: İran’da “Kolektif Yas ve Direniş Atmosferi”
ABD merkezli prestijli gazete New York Times, İran’daki mevcut atmosferi değerlendirdiği raporunda, protestolarda hayatını kaybedenlere duyulan öfkenin toplumda “kolektif bir yas ve aynı zamanda direniş bilinci” oluşturduğunu belirtti. Gazeteye göre, protestolar yalnızca siyasi bir tepki değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir kırılmanın da göstergesi.
Raporda, öğretmenlerin ders aralarında hayatını kaybeden öğrenciler hakkında konuştuğu, üniversite öğrencilerinin ise ölen arkadaşlarının anısına sınavları boykot ettiği aktarıldı. Bu gelişmeler, protestoların genç nüfus arasında güçlü bir etki yarattığını gösteriyor. İranlı aileler ise çocuklarının güvenliğinden ciddi endişe duyduklarını ifade ediyor.
İran’ın farklı şehirlerinde düzenlenen cenaze törenleri ve anma etkinlikleri, hükümet karşıtı sloganların yükseldiği alanlara dönüştü. Görgü tanıkları, gece boyunca süren sloganların ve protestoların, toplumda köklü bir değişim talebinin işareti olduğunu belirtiyor.
Münih’teki Dev Gösteri ve Lindsey Graham’ın Açıklamaları
Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen büyük İran mitingi, uluslararası siyasi figürlerin de dikkatini çekti. ABD’li Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham, yaklaşık 250 bin kişinin katıldığı bu gösterinin hayatındaki en etkileyici deneyimlerden biri olduğunu söyledi.
Graham, İran’da kendisine “Lindsay Amca” diye hitap edildiğini belirterek, bunun kendisi için olumlu bir işaret olduğunu ifade etti. Senatör ayrıca İran’daki mevcut yönetimin 1979’dan bu yana en zayıf dönemlerinden birini yaşadığını savundu.
Graham açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ekonomileri çökmekte, askeri güçleri zayıflamakta ve halk sokaklarda baskının sona ermesini talep ediyor. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, bu durum önemli bir dönüm noktası olabilir.”
Bu açıklamalar, ABD’li bazı siyasetçilerin İran’daki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve mevcut siyasi yapının geleceğine ilişkin farklı senaryolar üzerinde durduğunu gösteriyor.
ABD’nin Bölgedeki Askeri Varlığı Artıyor
ABD merkezli yayın kuruluşu CNN tarafından yayımlanan habere göre, Amerika Birleşik Devletleri, İran ile yapılması planlanan diplomatik temaslar öncesinde bölgedeki askeri varlığını önemli ölçüde artırdı.
Haberde, ABD’nin Ürdün, Bahreyn ve Suudi Arabistan’daki askeri üslerine ekipman taşımak amacıyla 250’den fazla kargo uçuşu gerçekleştirdiği belirtildi. Bu gelişme, Washington yönetiminin olası senaryolara karşı askeri hazırlığını güçlendirdiği şeklinde yorumlandı.
Uzmanlar, bu askeri hareketliliğin doğrudan bir çatışma anlamına gelmediğini, ancak bölgesel güç dengeleri açısından önemli bir stratejik mesaj taşıdığını ifade ediyor.
Küresel Protestolar ve Rejim Tartışmaları
Fransız dergisi Le Point tarafından yayımlanan analizde, dünyanın farklı şehirlerinde yaşayan İranlıların protestolarının, “rejim değişikliği için küresel bir seferberlik” niteliği taşıdığı ifade edildi.
Raporda, sürgündeki muhalefetin önde gelen isimlerinden biri olan Rıza Pehlevi’nin, protestocular tarafından güçlü bir alternatif lider olarak görüldüğü belirtildi. Pehlevi’nin özellikle Avrupa’daki gösterilerde yoğun destek gördüğü ve birçok protestocunun kendisini İran’ın geleceği için bir geçiş figürü olarak değerlendirdiği aktarıldı.
Gösteriler yalnızca Avrupa ile sınırlı kalmadı. Los Angeles, Londra ve diğer büyük şehirlerde de yüz binlerce İranlı sokaklara çıkarak mevcut yönetime karşı protestolar düzenledi.
İran İçinde Artan Baskı ve Belirsizlik
İran içinde ise protestoların farklı biçimlerde devam ettiği bildiriliyor. Özellikle cenaze törenleri ve anma etkinlikleri, siyasi mesajların verildiği alanlara dönüşmüş durumda. Birçok İranlı, ülkede yaşanan gelişmelerin günlük yaşamı derinden etkilediğini ve geleceğe dair belirsizliğin arttığını ifade ediyor.
Görgü tanıkları, protestoların yalnızca ekonomik nedenlerle değil, aynı zamanda siyasi özgürlük talepleriyle de bağlantılı olduğunu belirtiyor. Ekonomik zorluklar, yüksek enflasyon ve işsizlik oranları, halkın tepkisini artıran önemli faktörler arasında gösteriliyor.
Uluslararası Boyutta Kritik Dönemeç
Uzmanlara göre, İran’daki gelişmeler yalnızca ülke içi bir mesele olmaktan çıkmış durumda. Küresel protestolar, uluslararası siyasi açıklamalar ve askeri hareketlilik, İran’ın geleceğinin uluslararası siyasetin önemli gündem maddelerinden biri haline geldiğini gösteriyor.
Analistler, önümüzdeki dönemde üç ana senaryonun öne çıkabileceğini belirtiyor:
-
Protestoların zamanla zayıflaması ve mevcut yönetimin kontrolü sürdürmesi
-
Reform baskısının artması ve siyasi sistemde değişikliklere gidilmesi
-
Daha geniş çaplı siyasi dönüşümlerin yaşanması
Ancak mevcut durumda, İran’daki gelişmelerin nasıl sonuçlanacağına ilişkin net bir öngörüde bulunmak zor görünüyor.

İran İçin Tarihi Bir Süreç
İran’da yaşanan protestolar, uluslararası siyasi açıklamalar ve artan askeri hareketlilik, ülkenin kritik bir dönemeçten geçtiğini gösteriyor. Hem ülke içindeki toplumsal hareketlilik hem de küresel ölçekte artan siyasi ilgi, İran’ın geleceğinin yalnızca iç dinamiklerle değil, uluslararası faktörlerle de şekilleneceğini ortaya koyuyor.
Önümüzdeki süreçte protestoların seyri, uluslararası diplomatik gelişmeler ve bölgesel güç dengeleri, İran’ın siyasi geleceğini belirleyen temel unsurlar olacak. İran halkının talepleri, uluslararası toplumun yaklaşımı ve siyasi liderlerin atacağı adımlar, ülkenin yeni bir döneme girip girmeyeceğini belirleyecek en kritik faktörler arasında yer alıyor.





















