Tura Türk
HV
04 EKİM Pazar 23:51

SOYGUNLARI KAPATMA MI?

Ülkede adalet ve hukuk işlemezse, hırsızların ve soyguncuların istifa etme veya yargılanma korkusu da olmaz. Çünkü hiyerarşik ortaklıklar oluşunca makamlar birbirini korur, sorumluluklar başkasının üzerine atılır.

Gündem
SOYGUNLARI KAPATMA MI?

Ülkede adalet ve hukuk işlemezse, hırsızların ve soyguncuların istifa etme veya yargılanma korkusu da olmaz. Çünkü hiyerarşik ortaklıklar oluşunca makamlar birbirini korur, sorumluluklar başkasının üzerine atılır. Ziya Paşa’nın dediği gibi, “Herkes birbirine benzeyeni bulur.”

Liyakat yok edilince, kirli işlerin faillerinde suç aranmaz; aksine, bunları kapatma araçları devreye sokulur. Statüsü ne olursa olsun, dürüst ve liyakatli insanlar sistemin dışına itilir. Çünkü kirli düzen, temiz ve liyakatli insanları barındırmaz. Sistem hatası da tam burada başlar.

Sistem kirli olunca, rejim de buna göre şekillenir. Denetim ve denge olmaz, güç sorgulanmaz, yasallık keyfiliğe dönüşür. Böylece her kötülük, güç kullanılarak meşrulaştırılır hâle gelir.

2010 yılında Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, daha başbakanken, bir tatil sırasında 719 avroluk bir masrafla ilgili tartışmalar nedeniyle istifa etmek zorunda kalmıştı. Almanya ayağa kalkmıştı. Bizde ise özel jetlerle yapılan umre ziyaretleri, oteller, kamu kaynaklarının kullanılması ve sosyal medyada ahlaki değerleri savunuyormuş gibi görünen bazı kişilerin zorunlu veya çıkar ilişkileriyle yandaşlığa dönüşen tutumları karşısında neler neler yaşanıyor.

Artık sorunlu sorumluların devlet kesesinden yaptığı harcamalar bile sıradanlaştırılıyor. Hiyerarşik makama göre hukuk ve ahlak anlayışı değişiyor. Dürüst ve liyakatli insanlar keyfilik içinde yok ediliyor. Ülkenin geldiği nokta da bundan kaynaklanıyor.

Peki, “meşru isyan ahlakı”nı kimler ortaya koyacak?

Sivil kuruluşlar, basın, meslek örgütleri, sendikalar, barolar, hukuk fakülteleri, bilim kurumları, yargı ve hatta dinî kurumlar bile planlı biçimde güce bağlanırsa, sonuçları bugün hep birlikte görüyoruz.

Her kötülüğü sıradanlaştıran; din ve ideolojiyi, kirli işleri örtmenin ve kapatmanın aracı hâline getiren anlayışa karşı bağımsız yargı gerekir.

Sayın Bahçeli’nin şahsen parasal anlamda kirli işlerle ilişkisinin olduğunu söylemiyorum. Ancak bütün bu yaşananlar karşısında ne diyeceğini merak ediyorum.

19 Ocak 2014’te İstanbul’da bir mitingde konuşurken, Fatih’te bir levha gördüğünü söylemiş ve şöyle demişti:

“Türkiye haritasının üzerinde ‘Yıka bunu’ diyor. Temiz bir Türkiye isteniyor. Esnaflar da duysun; ne kadar Omo, ne kadar Tursil, ne kadar Persil varsa alayını alacağım, Haliç’e dökeceğim.”

Omo, Tursil, Persil bitti mi, yoksa tarihi mi geçti? Haliç çok kirlendi. Temizleme işi gelecek bahara mı kaldı?

Ayrıca muhalefetin, soygunlara ve milletin hakkını çalanlara karşı mücadelede yol haritası nedir? Toplum bunu bilse iyi olmaz mı?

Bu fon soygunu kapatılacak mı? Yoksa toplumsal hak mücadelesinde milletin hakkı korunacak mı? TBMM Başkanı bu “Karun” işlerine ne diyor acaba? Mecliste ve Anadolu’da bunlar aydınlatılacak mı?

Gündem bu olmalı. Sonuna kadar gidilmeli, hiçbir şeyin üzeri kapatılmamalı.

“Dış güçler, Mossad, İsrail, Amerika’nın oyunu” gibi hikâyeler artık karın doyurmuyor. “Meşruiyeti biz verdik” diyenler mi bütün bunları yapmış oluyor? Bu işler böyle devam mı edecek?

Millet fakirlikten usandı, ancak yoksulluktan kurtulamadı. Bir ülkede yoksul çoksa, bil ki onun hakkını yiyen hırsızlar da çoktur. Hele bunlar sorunlu ve sorumlu makamlarda bulunan kişilerse, mesele daha da vahimdir.

Unutulmasın: Ortak ilkemiz, adaletsizlere karşı adalette birleşerek mücadele etmektir. Meşru isyan ahlakı olmayan bir toplumda insan haklarını aramak da mümkün değildir; hakikate ve Tanrı’ya ulaşmanın yolu da zulme ve adaletsizliğe sessiz kalmaktan geçmez.

Rahmetli Cemil Meriç’in ifadesiyle, “Namussuzlarla namuslular mücadelesinde, namusluların yanında yer almak” önemlidir ve insan olmayı gerektirir. Kemal Albayrak

Emircan MERALEmircan MERAL

Genel Yayın Yönetmeni

YORUMLAR