ABD-İSRAİL Koalisyonunun İran'a saldırısı ile başlayan savaş devam ediyor ve uzun süreceğe benziyor. Çünkü, İran, direnmeye devam kararlılığını gösteriyor. ABD ise İran'ın nükleer silaha sahip olma kapasitesini yok etmek, kıtalararası balistik füze kabiliyetini engellemek ve molla rejimini değiştirmek şeklinde saptadığı hedeflerinin hiçbirini henüz gerçekleştiremedi. Dolayısıyla, ABD bu pozisyonda ateşkesi kabul edemez. ABD Başkanı Trump hedeflerinin en azından birini elde etmeden ateşkes isterse altında kalır ve hesap verir, ABD'nin Ortadoğu’daki dominant rolü çok zayıflar ve ABD'nin tek süper güç konumu inişe geçer. Ayrıca, ABD’nin kadim dostu İsrail'in bekası yani varlığı tehlikeye girer.
Savaş başladığında yorum ve önerilerimi içeren yazımı Tura Türk Haber Sitesinde okuyucularımıza sunmuştum. Şimdi, savaşı ilave yorumlarımla aşağıda iletiyorum.
Bir devlet, uluslararası olay ve savaşlarda kendi milli menfaatleri çerçevesinde milli politikasını belirler ve bu kapsamda hareket eder. Milli menfaat; Devletin bekası yani varlığı ve refahı yani ekonomisine pozitif katkı sağlayan iki kriteri esas alır. Duygusallıklara, kızgınlıklara, dostluklara, arkadaşlıklara ve hamasete kapılmaz.
İran’daki çağ dışı molla rejiminin nükleer silaha sahip olması halinde, ABD’yi İran’a saldırmaktan caydırır ve uzun vadede Ortadoğu’da barındırmaz. Buna bağlı olarak Ortadoğu’nun hâkim gücü olur ve ABD’nin Ortadoğu’da sağladığı avantajları ve zenginliklerin çoğunu eline geçirir. Molla rejimi bütün İslam ülkelerine yayılmasını hızlandırır. Ayrıca, Trump’ın dediği gibi NATO, kâğıttan kaplana dönüşür ve caydırıcılığı bile kalmaz.
İran kendine bağlı Irak’ta Haşdi Şabi, Filistin’de Hamas, Lübnan’da Hizbullah ve Yemende Husiler ile şimdi bile yayılmacı bir politika izlediğini dolaylı olarak ilan etmiş olmuyor mu? İran’ın Molla rejimi, çağdaş uygarlık düzeyine çıkma ulusal hedefimizle ve demokrasi ile bağdaşır mı? Ayrıca, İran’ın PKK teröristlerine Pastarlarla kolaylık sağladığını ve özellikle Rizaiye’de Örgüt evlerine izin verdiğini çok iyi biliyorum.
İran’ıda nükleer silah üretiminden vazgeçirecek girişimleri daha aktif desteklemeliydik düşüncesindeyim. Buna rağmen savaş başladı. Şimdi, tarafız politikamızı sürdürmeliyiz, arabuluculuk girişimlerimize devam etmeliyiz, İran’ın nükleer silah üretimine karşı girişimleri ustaca desteklemeliyiz ve İran’a yönelik ikna çabalarımızın faydalı olacağı kanaatini taşıyorum.
Bazı insanlar İran’da halk Molla rejimini destekliyor, ABD çıkmazda gibi yorumlar yapıyorlar ve bir aya yaklaşan çatışmalarda İran’ın iki uçağı düşürmesini zafer olarak niteliyorlar.
Ama, Molla rejimin zalimliğini, halkın gösterisinin on binden fazla insanı öldürerek bastırılmasını. İran’daki ajanların rolü ile İran’ın yüksek düzeyde yönetici ve generallerin öldürüldüğünü, İran’ın çok ağır hasar ve tahribata uğratıldığını, içeride birlik beraberlik ruhunun zayıf olduğunu, idamların acımasızca devam ettiğini unutuyorlar ya da anlamıyorlar.
Günümüzün savaşlarında hava hakimiyeti veya üstünlüğünün savaşın kazanılmasında nükleer silahlardan sonra hâkim faktör olduğunu hatırlatmak istiyorum. İran bir savaş uçağı harekât uçuşu yapamıyor.
ABD’nin sınırlı yani mahdut hedefli bir kara harekâtını muhtemel görüyorum. Savaş bitse bile çok ağır hasar gören İran’da önümüzdeki yıllarda Molla rejiminin değişeceğini yüksek olasılık olarak değerlendiriyorum.
Savaş çıkmadan anlaşma sağlanmasını destekliyorum ama savaş başlayınca da yorum ve analizimi savaş koşulları kapsamında ve milli menfaatlerimiz doğrultusunda yapıyorum.
Altay Tokat E. Korg. 1999’da Emekli Oldu, Kıbrıs Gazisi, Eski Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı, Başarılarından dolayı 5 Madalya İle Ödüllendirildi.
Emircan MERAL
Genel Yayın Yönetmeni












