Tura Türk
HV
15 EKİM Perşembe 01:38

HÜR DÜŞÜNMEYE ENGEL

Halk TV’ye de kayyum atandığı haberi üzerine, alışılmış bildiri ve beyanlarla basına vurulan darbe kınanıyor. Peki, bu söylemler çözüm getirir mi?

Gündem
HÜR DÜŞÜNMEYE ENGEL

Halk TV’ye de kayyum atandığı haberi üzerine, alışılmış bildiri ve beyanlarla basına vurulan darbe kınanıyor. Peki, bu söylemler çözüm getirir mi? İktidarın umurunda bile değil. Çünkü bu sürecin başlangıcı yeni değil. 17-25 Aralık ve 15 Temmuz olayları sorgulanmadı, hâlâ da aydınlatılmadı.

Tek adam rejiminde birleşenlere destek verenlerin başına felaket, mahallecilik anlayışı yüzünden gelmedi mi? Başkalarına yapılan adaletsizlikler karşısında sevinen bir toplum oluştu; mahallecilik anlayışı giderek körüklendi. Ayakkabı kutularıyla sembolleşen yolsuzluklar, basının susturulması, sivil toplum örgütlerinin bağımlı hâle getirilmesi karşısında, adaletsizliklere karşı durmak yerine Yenikapı’da destek verildi.

Sanatçılara, düşünürlere, liyakatli insanlara ve namuslu sermayeye yönelik baskılar; hukuksuzluklar, KHK’lerle insanların hayatlarının karartılması, soygunlar ve muhalefetin sivil alanlarını yargı ve devlet imkânlarıyla yok etme girişimleri, kademe kademe gerçekleştirildi. Algılar ve yanlış bilgilerle toplum uyuşturuldu. Şimdi ise aynı felaket, bu düzenin karşısında duranların başına geliyor.

Hâlâ meşru isyan ahlakı ortaya konulamadığı için iktidar bildiğini yapıyor. Sömürünün taşeronluğu, içerideki adaletsizliği körüklüyor. TBMM, basın, sivil toplum örgütleri ve kurumlar işlevlerini yitirdi. Siyasete bile butlan tartışmaları üzerinden müdahale edilebildiğine göre, yargı vesayeti altında siyaset ne kadar sivil kalabilir? Hâlâ bunları düşünemeyen bir muhalefetle hür düşünce nasıl gerçekleşecek? Böyle bir siyaset anlayışı olabilir mi?

Ülkede her türlü kötülük var, ancak derde deva yok. Muhalefetin bütün bunları görerek uyanması gerekiyor. Topyekûn adaletsizliğe karşı meşru bir direnç hareketinin ortaya çıkması gerekmez mi?

Sivil alanlar, dinî ve ideolojik örtüler altında yok edildi. Her alanda çürüme ve ahlaki değerlerin kaybı gözlemlenirken, ortak ilkeler etrafında buluşulmadığı sürece adaletsizliklere zemin hazırlanmaya devam edilecektir. Toplumun bu konuda uyanması gerekiyor. Bu uyanışa öncülük etmesi gerekenler ise muhalefet, aydınlar, bağımsız sivil toplum örgütleri ve ülkesini seven insanlardır. Bu sorumluluğu üstlenmek artık elzemdir.

Her türlü adaletsizlik herkese ulaştı ve hâlâ devam ediyor. Fonların yağmalanması, hukuksuzluklar, ekonomideki çöküş, meşruiyet sorunu, dış politikada sömürü düzenine bağlılık ortadayken uyumak niye? Sermaye, hukuksuzluklarla yandaşlara aktarıldı. Bütün bunları görmeyen var mı?

Mirasa saygı, kötülüklere meşru yollarla isyan etmekten ve demokratik eylemlerden geçer. Anadolu’nun tarihî ve toplumsal birikimi, böyle bir duruşu gerektirir. Suçlularla mücadele etmek önemlidir; ancak namuslu insanların mücadelesine destek vermek daha da önemlidir.

Suçun ne olduğuna siyaset karar vermez; bunu hukuk belirler. Ahlak alkış beklemez, pazarlığı da olmaz. Öze dönüş mücadelesi, ülkesini ve milletini seven insanların dirilişiyle mümkündür. Bunun yolu sivil siyasetten geçer. Ayrışmalarla, ideolojik düşmanlıklarla ve kimlik siyasetiyle toplumsal kaynaşma sağlanamaz. Uyumakla ise hiç sağlanamaz.

Bütün bunları düşünmek ve sorgulamak gerekir. Oyunlarla milleti ayrıştırarak yönetmek, ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir. Akıl, bilim, hukuk, demokrasi ve ahlak rehberliğinde yeniden dirilmek, uyanmak ve kötülüğe dur demek hepimizin görevidir. Felçli zihinlerle yola çıkılmaz.

Ankara’mızın başkent oluşunun 103. yılı kutlu olsun. Kemal Albayrak

Emircan MERALEmircan MERAL

Genel Yayın Yönetmeni

YORUMLAR