google.com, pub-5635234458637791, DIRECT, f08c47fec0942fa0

SAVAŞ TARİHİNİN “ZAFER SÜNGÜNÜN UCUNDADIR” KURALININ GEÇERLİLİĞİ, ABD-İRAN SAVAŞINDA TEKRARLANDI!

İran savaşı bir ayını doldurdu. Türkiye dahil bazı ülkeler ateşkes girişimlerini yoğun olarak sürdürüyor ama şimdilik başarı sağlanamıyor. Ateşkes sağlanabilse dahi bir barış antlaşması yapılmadığı sürece savaş hali devam eder.

Gündem - 07-04-2026 22:31

SORUN VE TEHDİT AYRI, AYRI KAVRAMLARDIR!

İran savaşı bir ayını doldurdu. Türkiye dahil bazı ülkeler ateşkes girişimlerini yoğun olarak sürdürüyor ama şimdilik başarı sağlanamıyor. Ateşkes sağlanabilse dahi bir barış antlaşması yapılmadığı sürece savaş hali devam eder.

Şu ana kadar, ABD savaş yönetiminde önemli hatalar yaptığı için yeterli güce sahip olmasına rağmen belirlediği hedeflerinden hiçbirini şimdilik gerçekleştiremedi. Kara Kuvvetleri Komutanı ile üç generalin savaşın ortasında emekliye sevk edilmesi olayı, siyasilerle askerler arasında ciddi anlaşmazlıkların olduğunu göstermektedir.

Savaş devletler arasında olur ama devletin milli gücünü oluşturan siyasi, askeri, ekonomik ve sosyo-kültürel unsurlar ve düşman dikkate alınarak savaş kararı verilir. Kuvvet tahsis edilerek cephe komutanlığı kurulur ve savaş başlar. Savaşı görevlendirilen cephe komutan sevk ve idare eder. Siyasi güç savaşı yönetmez, cephe komutanlığının isteklerine destek verir ve savaş sonunda cephe komutanından hesap sorar. Burada Başkan Trump Başkomutanım diyerek cephedeki muharebelere karışıyor ve her gün durmadan konuşuyor ve kararlarını çelişkili şekilde açıklıyor. Bu tutum asker tarafından normal karşılanmaz. Çünkü, savaşın ruhuna askeri stratejilere uymaz. Savaş başlayınca savaş bölgesinde başkomutanlık cephe komutanına geçer. Ama, Trump bu kurala uymuyor. Hitler de uymamıştı. Sakarya savaşında bu kural uygulandı ve zafer kazanıldı.

ABD'nin; Savaşta İran'ın nükleer silaha sahip olma kapasitesini yok etmek, balistik füzelerinin menzillerini sınırlamak ve molla rejimini değiştirmek olarak saptadığını biliyoruz. Ancak, bu hedeflerin gerçekleştirilmesi zafer kazanmak ile mümkün olabilir.

Dolayısıyla, savaşta hava üstünlüğü ve deniz hakimiyeti çok gereklidir ama yetmez. Kara harekâtı şarttır. Buna rağmen, ABD savaş stratejisinde hata yapmıştır. Kara harekâtı gerektiren hedefler belirlenmiş fakat kara harekâtı planlanmamıştır. Bu stratejik düzeyde eksikliktir. Çünkü, savaş tarihi; “Zafer süngünün ucunda” der. Çok anlamlı ve stratejik bir kuraldır. Zaferi Kara Kuvvetleri belirler anlamındadır. Örneğin, Hürmüz Boğazı kara harekâtı yapılmadan hava gücü ile açık tutulabilir mi? Mümkün değil. Bundan dolayı, ABD savaşın başında güç hazırlama ve kullanma bilim ve sanatı olan strateji de hata yapılmıştır kanaatindeyim.

ABD’nin nükleer tesislere sızarak zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirme operasyonu Venezuela savaşının sarhoşluğu etkisiyle düzenlendiğini ve başarısız olduğunu düşünüyorum. Halbuki, Savaş uzmanı Sun Tzu Düşmanını tanımıyorsan başarı şansının tesadüflere bağlı kalacağını söylemiştir. Bu konuda, yanlışlık yapıldığı açıktır. İran ile Venezuela çok değişik ve farklı devletlerdir. Bununla beraber, düşürülen ABD uçağının pilotunun kurtarılması operasyonu başarılı olmuştur. Ama yetmez.

ABD savaşta planladığı hedeflerini yeterli gücü olmasına rağmen yanlış stratejileri ve Trump’ın savaş bilgisi ve tecrübesi olmadığı halde savaşı yönetmeye devam etmesi yüzünden gerçekleştirememiştir.

Molla Rejiminin nükleer silaha sahip olmasını ulusal güvenliğimiz ve Ortadoğu'da yayılma tehlikesinden dolayı engellenmesini doğru buluyorum ama barış yöntemlerine öncelik verilmesini yetersiz buluyorum.

ABD hedeflerinden birini somut şekilde gerçekleştirmeden savaştan çekilmez. Savaş uzar. İran ABD ve İsrail bombardımanları ile çok ağır tahribata uğratılır ve sonunda iç savaş başlayabilir. Çünkü, Molla rejimi baskı ve idamlar sayesinde ayakta kalmaktadır.

PKK TERÖRÜ TEHDİTTİR. KÜRT VATANDAŞLARIMIZIN SORUNLARI İSE İÇ MESELEMİZDİR. TEHDİT DEĞİLDİR.

Tehdit ile sorunu karıştırdığımız için PKK Bölücü Terörü anlaşılamamış ve bir kısmımız tarafından Kürt vatandaşlarımız tarafından Kürt vatandaşlarımızın temsilcisiymiş gibi algılandığı için PKK partisi DEM üzerinden siyasallaşma imkânı yakalamıştır. Bu nedenle, bölücü tehdit ve tehlikesi Lozan’ı reddetme ve T.C.’nin yapısını değiştirme yolunda sinsice ilerliyor kanaatindeyim.

PKK’ya görüşme teklifi yaparsan, APO’nun ayağına gidersen, APO'ya saray yaptırırsan, APO’nun doğduğu evin müze yapılması konuşuluyorsa, APO’nun statü kazanması ve umut hakkından yararlanarak serbest kalması ısrarla ve küstahça isteniyorsa buna da sessiz kalınıyorsa bölücü tehdittir.

Kürt vatandaşlarımızın elbette sorunları vardır. Örneğin, Alevilerin, Romanların, Yörüklerin, Öğretmenlerin vs. sorunları gibi. Bunlar tehdit değildir. İç meseledir. Bu sorunların çözümü siyasetin görevlerindendir.

Bu gerçeğe rağmen PKK tehdidini Kürt vatandaşlarımızın sorunları ile birleştirilerek mütalaa edilmesini, PKK Terörünü cesaretlendiriyor ve küstahlaştırıyor şeklinde yorumluyorum ve endişeleniyorum.

PKK ile mücadelenin nasıl yapılacağını Sri Lanka’da PKK benzeri Tamil Aslanları Bölücü Terör Örgütünün nasıl bozguna uğratıldığını okuyarak öğrensinler lütfen. Taviz vererek, gel görüşelim diyerek sonuç alınmadığını görsünler.

Altay Tokat E. Korg. 1999’da Emekli Oldu, Kıbrıs Gazisi, Jandarma Asayiş Kolordu Eski Komutanlarından, Başarılarından Dolayı 5 Madalya ile Ödüllendirildi.

Günün Diğer Haberleri