google.com, pub-5635234458637791, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Portre: Ayetullah Ali Hamaney kimdir?

ABD-İsrail saldırısında hayatını kaybeden İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, 1989’dan bu yana İran’ın en üst karar mercii olan “Rehber” makamındaydı. Devrimden bugüne uzanan siyasi kariyeri, İran’ın iç ve dış politikasında önemli izler bıraktı.

Dünya - 01-03-2026 11:12

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik düzenlediği hava saldırılarında hedef alınan İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney hayatını kaybetti. İran devlet televizyonu saldırının ardından Hamaney’in ölümünü doğruladı. Ülkede 40 günlük ulusal yas ilan edilirken, saldırının üst düzey güvenlik noktalarını hedef aldığı ve İran yönetiminin en tepesine yönelik en ağır darbe olduğu vurgulanıyor.

 

[Hamaney'in hayatını kaybetmesi üzerine 40 günlük ulusal yas ve 7 günlük resmi tatil ilan edildi.]

 

Yaklaşık 36 yıldır İran’da “Rehber” makamını elinde bulunduran Hamaney’in ölümü hem İran iç siyaseti açısından hem de bölgesel dengeler bakımından da tarihi bir kırılma olarak değerlendiriliyor. ABD-İsrail hattında uzun yıllardır süren gerilimin en üst düzey sonucu olarak görülen bu gelişme, İran’ın liderlik yapısında yeni bir dönemin kapısını araladı.

İran’da özellikle muhafazakâr çevreler bu saldırıyı “devrimin merkezine yönelmiş doğrudan bir meydan okuma” olarak tanımlarken, güvenlik birimleri bunun yalnızca askeri değil stratejik bir hesaplaşma olduğunu savunuyor. Rejim elitleri açısından ise bu saldırı, 1979’dan bu yana en kritik kırılmalardan biri olarak görülüyor.

Peki, Ayetullah Ali Hamaney kimdir?

Azerbaycan Türkü bir ailenin çocuğu

Ali Hamaney, 19 Nisan 1939’da İran’ın kuzeydoğusundaki Meşhed kentinde dünyaya geldi. Babası Ayetullah Cevad Hamaney, Azerbaycan kökenli bir din adamıydı. Ailesi İran’daki Azerbaycan Türkü topluluğuna mensuptu. Mütevazı bir dini çevrede büyüyen Hamaney, küçük yaşlarda medrese eğitimine başladı.

Hamaney ilerleyen yıllarda çocukluk dönemini anlatırken, “Yoksulluk bizim için utanç değil, sabır imtihanıydı” ifadesini kullanmıştı. Uzmanlar bu cümlenin onun ideolojik dünyasının şekillenmesinde de önemli bir yer tuttuğunu belirtiyor.

Dini eğitimini Meşhed’de sürdüren Hamaney, daha sonra Şii dünyasının önemli ilim merkezlerinden Kum’da öğrenim gördü. Gençlik yıllarında gelecekte devrimin lideri olacak Ayetullah Humeyni’nin fikirlerinden etkilendi ve 1960’lı yıllarda Şah rejimine karşı yürütülen muhalif faaliyetlere katıldı.

Bu süreçte birkaç kez tutuklandı, ağır sorgulamalardan geçti ve sürgüne gönderildi. Yakın çevresinin aktardığına göre, hapishane döneminde en çok üzerinde durduğu konulardan biri “bağımsızlık” kavramıydı. Şah yönetimini “dışa bağımlı bir düzen” olarak tanımlıyor, İran’ın kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini savunuyordu.

 

[Hamaney, dini lider olarak 36 yıl boyunca ülkeyi yönetti.]

 

Devrimden Cumhurbaşkanlığına

1979’daki İran İslam Devrimi’nin ardından hızla yükseldi. Devrim Konseyi üyeliği, Savunma Bakan Yardımcılığı ve Tahran Cuma İmamlığı görevlerinde bulundu. 1981 yılında düzenlenen bir bombalı saldırıda ağır yaralandı, sağ kolu kısmen felç kaldı. Bu nedenle kendisine İranlılar tarafından "yaşayan şehit" ünvanı verildi.

Saldırıdan sonra yaptığı konuşmada “Bu yol, bedel ödemeden yürünmez” sözleri uzun süre İran kamuoyunda hafızalara kazındı. Sağ kolunu tam kullanamamasına rağmen siyasi faaliyetlerine ara vermemesi, destekçileri tarafından “direnişin sembolü” olarak yorumlandı.

Aynı yıl İran Cumhurbaşkanı seçildi ve 1989’a kadar iki dönem bu görevi yürüttü. İran-Irak Savaşı’nın en zorlu safhalarında görev yaptı. O dönemde cephe hattını ziyaret ettiği ve askerlere hitaben “Toprak savunması, inanç savunmasıdır” dediği aktarılır. Bu söylem, savaş yıllarındaki mobilizasyon dilinin önemli parçalarından biri oldu.

1989’dan itibaren “Rehber”

Ayetullah Humeyni’nin 1989’da ölmesinin ardından İran’ın en üst makamı olan “Velayet-i Fakih” yani dini liderlik görevine seçildi. Bu makam, İran’da devletin tüm temel kurumları üzerinde belirleyici yetkilere sahip.

Silahlı kuvvetlerin başkomutanlığı, yargı başkanının atanması, devlet televizyonunun kontrolü ve üst düzey siyasi yönlendirme yetkileri doğrudan rehbere bağlı. Hamaney, bu yetkileri yaklaşık 36 yıl boyunca kullandı.

 

 

Göreve seçildiği gün yaptığı konuşmada “Bu sorumluluk ağırdır, ancak devrim sahipsiz kalmayacaktır” demişti. O dönem bazı çevreler, dini merci olarak Humeyni kadar güçlü bir konumda olmadığı yönünde tartışmalar yürütse de, ilerleyen yıllarda devlet içindeki kurumsal yapıyı daha merkezi bir çerçevede topladı.

Rehberlik döneminde özellikle güvenlik bürokrasisiyle kurduğu yakın ilişki, İran siyasetinde karar alma mekanizmasının merkezini daha belirgin hale getirdi.

Sert dış politika çizgisi

Hamaney dönemi, ABD ve İsrail karşıtı söylemin devlet politikası haline geldiği bir dönem olarak kayda geçti. İran’ın nükleer programı, bölgedeki silahlı gruplara verilen destek ve “Direniş Ekseni” olarak adlandırılan stratejik ağ bu dönemde güç kazandı.

Hamaney birçok konuşmasında ABD’yi “küresel baskı düzeninin merkezi”, İsrail’i ise “bölgesel istikrarsızlığın kaynağı” olarak tanımladı. Bir konuşmasında “Baskı arttıkça geri çekilmek değil, daha güçlü durmak gerekir” ifadesini kullandı. Bu yaklaşım, yaptırımlar altındaki İran’ın siyasi refleksinin temel çerçevesi haline geldi.

Ancak aynı dönemde ekonomik krizler, genç nüfusun beklentileri ve protestolar da arttı. Hamaney protesto dönemlerinde, talepleri olan vatandaşlarla “dış müdahale arayan grupları” ayırdığını belirtmiş, ancak güvenlik önlemlerinin sertliği uzun süre tartışma konusu olmuştu.

Yeni dönem nasıl şekillenecek?

Hamaney’in ölümüyle birlikte İran’da anayasal süreç gereği Uzmanlar Meclisi’nin yeni bir dini lider belirlemesi bekleniyor. Ancak ABD-İsrail saldırılarının devam etmesi ve saldırının doğrudan rejimin zirvesini hedef almış olması, geçiş sürecinin siyasi ve güvenlik boyutlarını daha da kritik hale getiriyor.

 

[İran'da Hamaney'in ölümünün duyurulmasının ardından binlerce insan sokaklara çıktı.]

 

İran’ın siyasi yapısı kurumsal devamlılık üzerine inşa edilmiş olsa da 36 yıl boyunca sistemin merkezinde yer alan bir ismin kaybı, doğal olarak yeni güç dengelerini gündeme taşıyor. Güvenlik kurumlarının rolü, siyasi elitler arasındaki denge ve dış politikadaki tonun nasıl şekilleneceği önümüzdeki dönemin temel soruları arasında yer alıyor.

Ali Hamaney’in yaşamı, İran İslam Devrimi’nden bugüne uzanan sürecin en belirleyici figürlerinden biri olarak tarihe geçti. Onun ölümü, İran’ın siyasi hayatında yeni bir süreci başlatırken, ortaya çıkacak denklemin nasıl oluşacağı ise merak konusu.

Günün Diğer Haberleri