T.C.'nin bugün yaşamakta olduğu güvenlik ve ekonomik sorunlarının kaynağında en başında PKK Bölücü Terörist örgütün bulunduğunun tam anlaşılamadığının yanında eksik siyaset ve stratejilerimiz nedeniyle bölücülük tehlikesinin devam ettiğini değerlendiriyorum. Büyük komutan, stratejist ve filozof Sun Tzu; "Tehlikeyi doğru bilmiyorsanız başarılı olamazsınız" der.
Bu konuda, Terörsüz Türkiye Projesini, APO'nun ayağına gidilmesini ve muhatap alınmasını taviz olarak algılıyorum, tehlikeli buluyorum, eleştiriyorum ve endişeleniyorum.
Bilhassa, PKK-DEM'lilerin küstahça ültimatom şeklinde T.C.'nin ulus devlet yapısını bozmayı ve Lozan'ı hedef alan isteklerini bütünüyle reddediyorum. Özellikle Atatürk'ün Partisi CHP'nin masal projeye destek vermesine şaşırıyorum ve bindiği dalı kestiğini düşünüyorum. Ayrıca, aşiret kültürü ile yetişmiş ve yaşayan bazı insanların demokrasi havarisi kesilmelerine prim verenler veya inananlar kaygılarımı artırmaktadır. Halbuki demokrasi örtüsü altında kumpas ve tuzak olduğunu, demokrasinin araç olarak kullanıldığını hatırlatırıyorum. Aşiret düzeninin, ortaçağdan kalan bir düzen olduğunu ve demokrasi ile bağdaşmasının mümkün olmadığını çoğumuz biliyor ama pratikte es geçiliyor. Buda, PKK-DEM'in işine olumlu yansıyor.
CHP İle İlgili Bazı Örnekler Vereceğim ve Prof. Dr. Ahmet Özer'in "DAĞ SANCISI" Kitabından Alıntılar Sunacağım!
CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, "Irkçılığa dayalı Atatürk milliyetçiliğine son vermek için CHP'deyim" beyanı sosyal medyada dolaşıyor. CHP'nin buna açıklık getirmesi gerekir kanaatindeyim. Aksi takdirde, parti aleyhine yorumlara zemin yaratır ve inandırıcı olur.
CHP Liderinin çok sayıda PKK-DEM'in hoşuna gidecek beyanatları sosyal medyada dolaşıyor, "DEM ile ilişkilerimizi bozma lüksümüz yok" Halbuki DEM Lozan karşıtı. Buna mukabil, İYİ Parti ve ZAFER Partisi Lozan T.C.'nin tapusu diyor. CHP bunu dikkate almıyor. Hayret değil mi? CHP siyasal stratejik hata yapıyor ve Kılıçdaroğlu'nun felaketle sonuçlanan altılı masa politikasının bir başka versiyonuna devam ediyor izlenimi veriyor. Türk Milletine bu konularda açık ve net bilgi verilmesi gerekir kanısındayım. Stratejide zaman unsuru hayati önem taşır.
Ahmet Özer'in Dağ Sancısını CHP Yönetimine Okumalarını Öneriyorum!
Dağ Sancısı adlı kitap, Ahmet Özer Hoca'nın PKK-PYD bölücü terörüne nasıl baktığı hakkında somut bilgiler içermektedir. Kitap 447 sayfadır ve çok sayıda örnek anekdotlar bulunmaktadır. Kitabın tamamının burada özetlenmesi olanaksızdır. Bu nedenle, bu yazımda yazarın Köy Koruculuğu sistemine nasıl baktığını kitaptaki anlatımıyla aktaracağım ve yorumu okuyuculara bırakıyorum.
Sayfa 7; Onlar üç canciğer arkadaştı. Şervan, Faris, Sohrap. Van'da İran hududuna yakın Yukarı Bincevan köyünde doğmuşlar.
Sayfa 13; Çevreden haberler geliyordu. Dağdakilerden söz ediliyordu. Kimi eşkiya, kimi isyancı, diyordu. Kimi de ne olduklarını bilmedikleri yeni ortaya çıkan adamlara ilişkin tezler ileri sürüyorlardı. Ama, bazı köylerde kolcumu, korucumu olduğunu bilmedikleri silahlı köylülerden bahsediyordu. Ellerinde silahları, afra tafra geziniyorlarmış, bu adamlar. Eski davalarını bu sebeple yeniden göresiyeymişler. Baskı kurup, zor uyguladıklarında ya da zora düştüklerinde "devlet" diyor başka bir şey demiyorlarmış.
Sayfa 14; Bazı köyleri askerlerin bastığı haberleri geliyordu. Bir gün, Ömer Bey, yanına çağırdığı Şervan'a sordu. "Şervan kolcu neyin nesi?"
Bu konuda benim notum şöyle; Asker köy basmaz. Bu iddia iftiradır, dezenformasyondur ve PKK'nın bölge halkı ile güvenlik güçleri arasına nifak sokmaya yönelik klasik propagandasının desteklenmesidir. Köyleri teröristler basar. Nitekim teröristlerin sayısız köy baskınları yaşanmıştır. Asker, normal zamanda savcılığın talimatıyla, olağanüstü hal dönemlerinde alınan istihbarata göre köy araması yapar.
Sayfa 15; Kolcu değil amca korucu. Yani, askerin, devletin yanında isyancılara, eşkiyaya karşı birlikte hareket eden gönüllü diye izah etmeye çalıştı.
- "Ellerinde askerin yanında açıktan G3'ler, keleşler öyle mi?" dedi Ömer Bey.
- "Silahları ve mühimmatı asker veriyor amca."
- "Vay öyle mi? Askerin gücü yetmiyor mu eşkiyaya da bunları yanına alıyor?"
- "Dağdaki eşkiya senin bildiğin eşkiya değil amca. Şimdi Zorhan Ağa'nın evinde olanlarda onlar. Hatta iki tanesini Zorhan Ağa saklıyormuş."
- "Evet, bunları resmen maaşa bağlayacaklarmış. Yani Bizi bize kıdıracaklar oğul. Bu Dünyada bir tek kekliktir kendi ırkı ile savaşan."
- Ömer Bey; "Peki.hangi eşkiyaymış bu dağda avlayacakları, ovadaki eşkiyalarıda yanlarına alarak?"
Sayfa 16; Şervan, Bak Ömer Amca, Onların eşkiya, bölücü dediği, siyasi silahlı adamlar. Bazıları dağa çıkmış. Şervan, o gün Ömer Ağa'nın endişesini gideremedi.
- "Hepsi var amca Hem bir ideal uğruna dağa çıktığını söyleyen silahlı isyancı. Hem onları para için avlayan kendi köylüsü, hatta akrabası. Bu bildiğiniz eşkiya değil. Birde kolcu mü, korucu mu denilen bir şey icat etmişler."
- "Eee peki, Köylünün bir kısmına silah, öbürüne yok. Bu nasıl iş, nasıl adalet? Özellikle de ağasının arası devletle iyi olanlar, hem silah hemde üstüne para alınıyor."
Epeydir konuşmaları sessiz sedasız dinleyen ZER Ağa söze karıştı. "Kaymaklı kadayıf valla! E bunların birine hıncı varsa, kini varsa yandım gülüm keten helva! Devletin silahı ve parası ile al. Oh ne ala"
Ömer Beyle Şervan Zer Ağaya bakıp güldüler. Ne kadar çarçabuk özetlemişti olanları.
Benim açıklamam. PKK Bölücü Terör Örgütü. Koruculuk sisteminden hiç hoşlanmamıştı, dağıtılması ve genişlememesi için yoğun çaba harcıyordu. Bu kapsamda, bu kitaptan da anlaşılacağı gibi uydurma haberler yayıyor, koruculara saldırılar düzenliyor ve yoğun dezenformasyon faaliyetlerinde bulunuyordu. Ancak, başarılı olamıyorlardı. Hatta korucu olmak için aşırı istek vardı.
Korucular, halkın kazanılmasında, istihbarat faaliyetlerinde, köylerin korunmasında, araziyi çok iyi bildikleri için askeri birliklere kılavuzluk yapmada, operasyonlarda, teröristlerin köylerden adam kazanma, kandırma ve yiyecek giyecek teminini engelleme vs. gibi çok sayıda başarılı görevler yapmışlardır ve kahramanlıklar göstermişlerdir.
Kitaptan sunulan bilgi ve konuşmalar; Koruculuk teşkilatının Kürtleri Kürtlere kırdırmak için kurulduğu şeklinde talihsiz ve gerçek olmayan düşünceleri, Lozanda Kürtlere haksızlık yapıldığı, Şeyh Sait İsyanının kaçınılmaz olduğuna dair PKK'ya uygun bilgiler içermektedir. Böylece, PKK' ya destek verilmeye çalışılmıştır kanaatindeyim. Kitaptaki bilgiler, Ahmet Özer Hoca'nın PKK'ya sempati duyduğuna işaret etmiyor mu?
Bu bağlamda, CHP Yönetimine "Dağ Sancısı" adlı kitabı okumalarını ve Ahmet Özer'i iyi tanımalarını öneriyorum. Sözler değil belgeler değerlidir ve daha önemlidir.
Altay Tokat E. Korg. 1999'da Emekli Oldu. Kıbrıs Gazisi, Hakkari Dağ ve Komando Tugay "1985-87" Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı "1995-97" olarak OHAL Döneminde PKK ile mücadele etti. Başarılarından Dolayı Beş Madalya İle Ödüllendirildi.