google.com, pub-5635234458637791, DIRECT, f08c47fec0942fa0

İSPANYA’DAN NOTLAR!

Türk Dünyası Parlamenterler Birliği etkinliği kapsamında Endülüs’ün tarihî mirasını, dününü ve bugününü tanıma fırsatı bulduk.

Gündem - 18-10-2026 22:24

Türk Dünyası Parlamenterler Birliği etkinliği kapsamında Endülüs’ün tarihî mirasını, dününü ve bugününü tanıma fırsatı bulduk. Başta Genel Başkan Nail Çelebi olmak üzere emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür ediyorum.

Görmek, dinlemek ve gözlemlemek düşünce dünyamızı zenginleştirir. Sevilla, Córdoba, Granada, Madrid, Valensiya ve Barselona’da kısa sürede birçok yeri gezdik; yeni dostluklar kurarken medeniyetlerin yükselişine ve çöküşüne tanıklık eden mekânları gördük.

Yaklaşık 780 yıl süren Endülüs medeniyetinin çöküşünü değerlendirirken Araplar, Berberiler ve Türkler arasındaki mücadeleleri, değişen güç dengelerini, rehaveti ve ihtirasları düşündük. Tarih, devletlerin yalnızca dış güçlerle değil; iç çekişmeler, adaletsizlik ve ahlaki çözülmeyle de yıkılabileceğini gösteriyor.

Endülüs, insanlığın bilim ve düşünce mirasına büyük katkılar sunmuş bir medeniyettir. İbn Rüşd’ün akıl ve vahiy üzerine düşünceleri, El-Zehravi’nin tıp alanındaki çalışmaları, Abbas İbn Firnas’ın uçuş denemeleri ve El-İdrisi’nin haritacılığa katkıları bu mirasın önemli örnekleridir. İbn Tufeyl, İbn Bâcce ve daha niceleri de düşünce tarihine değerli eserler bırakmıştır. Kurtuba Kütüphanesi’ne ilişkin anlatımlar, Endülüs’ün bilimsel ve kültürel zenginliğini ortaya koymaktadır.

Flamenko, Endülüs’ün acılarını ve farklı kültürlerin izlerini taşıyan güçlü bir sanat geleneğidir. Müslüman, Sefarad Yahudisi ve Roman kültürlerinin izlerini bu sanatta görmek mümkündür. Endülüs’ün Türk dünyasıyla ilişkili tarihî izleri de bu çok kültürlü mirasın bir parçasıdır.

Peki, Endülüs zirvedeyken nasıl kaybedildi?

Tarih gösteriyor ki hiçbir düzen, adaletsizlik ve ahlaki çürüme üzerine sonsuza kadar ayakta kalamaz. Kalıcı toplumlar, gücün yanında hukuka, adalete ve vicdana dayanır. Çıkar grupları güçlendikçe ortak iyilik geri plana itilir, devletlerin hareket kabiliyeti zayıflar. Endülüs, geçmişin hatalarından ders çıkarmanın önemini hatırlatıyor.

Dostoyevski’nin Puşkin Anıtı’nın açılışındaki konuşmasında dile getirdiği topluma, toprağa ve değerlere bağlılık düşüncesi de bu açıdan anlamlıdır. Farklı görüşlerin ortak değerler etrafında buluşması, sevgi ve karşılıklı anlayışla mümkündür. Milletler, sahip oldukları değerlerin kıymetini çoğu zaman onları kaybettikten sonra anlar.

İspanya’da tarihî mekânların ve kültürel mirasın korunması dikkat çekiciydi. Bu miras, ülkenin turizmine de katkı sağlıyor. Tarihi korumak, yalnızca geçmişe saygı değil, geleceğe yapılan bir yatırımdır.

Ülkemizde ise kişisel rant ve çıkar uğruna tarihî mekânların tahrip edildiğini, İstanbul başta olmak üzere birçok şehrimizin kültürel mirasının zarar gördüğünü görüyoruz. Oysa medeniyet, geçmişi yok ederek değil; tarihî eserleri, çevreyi ve ortak değerleri koruyarak yükselir.

Bir devletin geçmişiyle övünmesi kolaydır; asıl mesele, o geçmişin değerlerini korumak ve geleceğe taşımaktır. Toplumlar kendi tarihlerinin ve kültürlerinin sahibi olmalı, geçmişten ibret alarak geleceği adalet, akıl ve vicdan üzerine kurmalıdır.

Geçmişini koruyamayan, bugününü doğru değerlendiremeyen toplumlar geleceğini de sağlam temeller üzerine inşa edemez. Kemal Albayrak

Günün Diğer Haberleri